şükela:  tümü | bugün
  • rahmetli galip erdem'in bir yazısı.

    "derin bir uyku içindesiniz.
    rahatsınız huzulursunuz, memnunsunuz!
    olup bitenleri görememenin, uyandırılacağınızı düşünememenin keyfini sürüyorsunuz. saadetinizin hep böyle devam etmesini, hiç uyandırılmamanızı isterdim.
    fakat maalesef bir gün gelecek, siz de uyandırılacaksınız.
    yazık ki o zaman, "artık çok geç olacak!"
    bir daha uyumak şöyle dursun yatak bile bulamayacaksınız.
    ve o vakit, sizin hesabınıza üzülmek yine bize düşecek.
    biliyorum: düşünmeyi sevmiyorsunuz.
    düşünürseniz rahatınızın kaçacağından korkuyorsunuz.
    "yuvanızın temeline dinamit koymak istiyorlar." diyoruz, aldırmıyorsunuz.
    sözümüze kulak verseniz, tedbir almak gerekeceğini anlıyor, zahmete girmek istemiyorsunuz.
    bir tek endişeniz var: gününüzü gün etmek, dilediğiniz gibi yaşamak.
    mücadeleden ürküyorsunuz.
    öylesine ürküyorsunuz ki, sizin için yapılan mücadelelerle ilginiz olmadığını göstermek ihtiyacını duyuyorsunuz.
    memleketin bin bir davası var.
    nizamımızı yıkmak isteyen düşman kuvvetleri sayılamayacak kadar çok.
    diken üzerindesiniz.
    fakat dikenli bir yolda ayağınızı yaralamadan yürümenin mümkün olmayacağını unutuyorsunuz.
    tehlikeyi görünce, korkulu bir rüya görmüşcesine, sırtınızı dönüyor, yeni ve eskisinden daha derin bir uykuya dalıyorsunuz.
    canınıza kastedenler, her geçen gün yatağınıza daha fazla yaklaşıyor, koruma imkanlarınızı gittikçe azaltıyorlar.
    hiçbir feryat sizi uyandırmıyor, tehlikeyi anlamanızı temin etmiyor.
    yaklaşan düşmanın ara sıra yumruğunu yiyor, hassas bir yerinize iğne batırılmış gibi şöyle bir sıçrıyor, şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra da başınızı yastığa gömüyorsunuz.
    kurtuluş ümitlerine veda etmeden uyanmanızı istiyoruz.
    iyi niyetimize akıl erdiremiyor, gayretlerimize yabancı kalıyorsunuz.
    hatta biz olmasak daha rahat uyuyacağınızı sandığınız, bu yüzden bize düşman kesildiğiniz bile oluyor.
    yine de baş ucunuzda davul çalmaktan vazgeçmeyeceğiz.
    gözünüzün açılması için ne mümkünse yapacağız.
    gafletten sıyrılmaya, biraz da sizin çalışmanızı bekliyorsak, acaba haksızlık mı ediyoruz?"
  • bir makale bu kadar mı güzel olur. bu kadar mı güncelliğini korur.

    dönem dönem aklıma gelir.

    "yaklaşan düşmanın ara sıra yumruğunu yiyor, hassas bir yerinize iğne batırılmış gibi şöyle bir sıçrıyor, şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra da sayın başınızı yastığa gömüyorsunuz."

    mekanın cennet olsun galip erdem...