şükela:  tümü | bugün
  • bizim okulun kliniğindeki temizlikçi ahmet abi mesela. kırık biraz. kendisini, elinde hortum olmadan gören olmadı hiç. buna rağmen klinik bok içinde. temizlik yapmaktan hiç hoşlanmıyor. yerde gölcükler oluşturmayı, suda yüzen sığır ve keçi boklarını görmekten hoşlanıyor. en büyük hobisi, hortumun ucuna parmağını yapıştırıp öğrencilere su sıkmak. ''yanlışlıkla oldu'' gibi bir kılıf aramak falan hiç tarzı değil. kendisini güldüren şeyleri açıklamayı sevmiyor.
    ne yapalım, herkes uzak durmaya çalışıyor. farkında olmadan yakınından geçersen affetmez çünkü. basar suyu. ulan ahmet abi burda mıydın, demene kalmaz, donuna kadar ıslanırsın.
    nevi şahsına münhasır biri. başkaları beğenmiyor diye kendisini değiştirmeyecek kadar da asil. analar neler doğuruyor be... helal olsun.
  • sen yapamazsın diyen insan. bir anda insanın tüm enerjisini alır götürür. uzak durun, uzak tutun.
  • başkalarıyla, pozitif şeyler yerine ortak nefret ettikleri şeyler üzerinden bağ kurmaya çalışanlar, uzak durulması gereken insanlardandır bence.
  • iliskiler acisindan bakarsak;
    karsiniza mucadele etmeniz icin rakipler cikartan insanlardir. iliskinin herhangi bir asamasinda olabilir bu. bir seylere yeni yeni baslamaya calisiyor olabilirsiniz. varliginiza ragmen baskalariyla gorusmeye devam ediyordur. onu elde etmek icin diger rakiplerinizi elemeniz gerekmektedir. ya da bir muddettir berabersinizdir. bir anda "arkadasim" dedigi biri cikiverir. onunla vakit gecirmeye baslar. yapmaniz gereken ilgiyi yine uzerinize cevirip onu tekrar kazanmaktir.
    boyle midir? hayir. cunku sizi gercekten seven/sevecek olan, deger veren biri karsiniza hic kimseyi cikarmaz. aksine size deger veriyorsa uzulmemeniz icin muhtemel flortik yaklasimlari engellemek icin tehlikeli olabilecek insanlarla arasina mesafe koyacaktir.
    bir insani seviyorsaniz onun icin her turlu mucadeleye gozu kapali girersiniz. hasta olabilir, tum dunya ona karsi olabilir, suclu olabilir, parasiz pulsuz olabilir. her seye ragmen onunla beraber tum dunyaya karsi savasirsiniz. ama savasilmayacak tek sey "baska birisi"dir. sizin karsiniza bunu getiren kisi acik ve net bir sekilde sizi siklemiyor demektir. sizi siklemeyen biri icin, onu ne kadar seviyorsaniz sevin, mucadele etmeye gerek yoktur. cunku sonucta kazansaniz bile, kazandiginiz tek sey sizin yaninizda olan, opebildiginiz, dokunabildiginiz ama sizi zerre umursamayan, size aslinda dokunmayan, sizi aslinda opmeyen birisi olacaktir. yani sonunda hicbir sey kazanmamis olursunuz. oysa ki iyi ya da kotu herkes, hayatinda renk patlamalari yasatacak birini hak eder, yaninda buz gibi duvarlari degil.

    ben bu savasta hicbir zaman olmadim ve olmuyorum. yolum acik olsun.
  • aslında herkes olan insanlar.çünkü herkesin gıcık olduğu şeyler başka.bu sosyalleşme sorununu en iyi arthur schopenhauer tanımlıyor ;

    " soğuk bir kiş sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. ısınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır. "
  • sessiz kendi halinde takılan insanlardan uzak durun. onları kendi egolarınız için ilgiye alıştırmayın. size hafif gelen bir çok durum bu insanlar için derin duygusal anlamlardır.
  • yalakalar.

    bunların kokusunu tezek kokusu almış bok böceği gibi bilmem kaç kilometreden alırım.

    yalakalığın yanlış tanımlandığını görüyorum, yalaka insan itici değildir. kafası bir çalışan yalaka, itici değildir. eğer iticiyse kötü bir yalakadır. yalaka, aksine gururunuzu okşar. hele türkiye’de, özellikle devlette sayıları hiç de az değildir bunların. silahlı kuvvetlerden adalete, bürokrasiden eğitime, bir devletin çarklarının pasıdır bu tipler.

    bir salağı nasıl tanırsınız biliyor musunuz?

    duymak istedikleri şeyleri söyleyenleri, yani asıl yalakaları çevresinde tutan insan geri zekalıdır. egosu uğruna felaketini hazırlar. bu tipler, yani yalakalar ise liyakatlerine güvenmedikleri için kendilerinin yükselmesi konusunda rol oynayan adamları manipüle eder, liyakatin eksiğini yalakalık ederek kapatırlar. işe yarar mı? gayet tabii.

    yalakalar genelde uzak durulması değil de, “kendinizden uzak tutmanız” gereken insanlardır. hiç kimse eleştirilmekten hoşlanmaz, ama yeri geldiğinde egolarınızın sesini kısmayı bilin. duymak istemediğiniz şeyleri en sevdiğiniz şarkıyı dinliyormuş gibi dinleyin, görmek istemediklerinizi en sevdiğiniz filmi izliyormuş gibi seyredin. çevrenizdekiler size her şeyi olduğu gibi gösteren ve yeri geldiğinde “kral çıplak!” diye suratınıza haykırabilen, saçmalığa saçmalık, g.te g.t diyebilen insanlar olsun her zaman.

    peki neden yalakalardan uzak durmalıyız/kendimizi yalakalardan uzak tutmalıyız?

    çünkü yalakalar için siz birer basamaksınızdır. yalakalar için vazifeler de bir basamaktır. bu yüzden liyakat veya görev bilinçleri yoktur. her şeyden önce birine yalakalık ederek onu kandırmaya çalışırsınız. en başında eksisi budur olayın. bir yalakaya bu yüzden asla güvenemezsiniz.

    kendilerini çok zeki sanır bu kişiler. liyakatsizliklerini yalanlar söyleyerek, bazen toz pembe bir tablo çizerek, bazen ego okşayarak kapatabileceklerini zannederler. karşılarındaki kişi duymak istediği şeyleri duyan ve kaçtığı şeylere kulak tıkayan bir hayalperest, egosundan önünü göremeyen bir salak ya da her şeyin farkında olduğu halde sırf ego tatmini için yalakalığa göz yuman, kendisine saygısı olmayıp, aptal yerine konmaktan zevk alan bir zavallı değilse, yalakalar da liyakat eksikliğini kolayca kapatabilirler.

    eninde sonunda yağ çekmeyle, ego okşamayla, yalan yanlış toz pembe şeylerle, herkese duymak istediğini söyleyerek, konuşması gereken yerde susarak, sizi de, görevlerini de felakete sürüklerler.

    ama unutmayın, yalakalardan uzak duramazsınız, yalakaları kendinizden uzak tutarsınız. bu da sizin işinizde ne kadar gerçekçi ve rasyonel biri olduğunuzla alakalı. bu yüzden dünyadaki en büyük şanslardan biri gerçekleri yüzünüze olduğu gibi vuran ve yalakalıktan uzak duran astlardır.

    yani uzun lafın kısası, çevrenizdeki şakşakçılar sizin vaziyeti görüşünüzü bulanıklaştırmaktan ve sizi uyutmaktan başka bir şey yapmayacaktır, oysa size en büyük hizmeti eden ve üstüne karşı görevini en iyi yerine getiren, sonuçları düşünmeden gerçekleri söyleyen ve yanlışa yanlış diyebilen insanlardır. herkes gerçekleri söylemenin ne kadar romantik ve güzel olduğundan dem vururken hiç kimse gerçekleri söyleyenlerin dinlenmesi gerektiğini konuşmaz, ben söylüyorum bakın.

    bir provada size bilerek yenilen insan yalakadır, kendinizi mükemmel zannedersiniz. prova yapıp hazırlandığınız turnuvada ise mükemmel olmadığınızı, bir yenilgiyle öğretirler size böylece.

    bir provada bütün gücüyle oynayan, bütün gücüyle sizi zorlayan insan ise eksikliklerinizi görmenizi sağlar. fark bu kadar basittir işte.

    sırf duymak istediği şeyleri söylemiyor diye bir adamı susturmaya çalışan bir adam ise, bir aptaldan öte zavallı, ondan da öte ahlaksızdır.
  • kafanızı günlerce oyalayan ama aylarca aklına gelmediğiniz insanlardır
  • saygisiz insanlar, israrla saygisizliga devam eden saygisiz insanlar.
  • bilgenin birisi öğütlemiş ki:
    "bir insanın güzel olduğunu anlamak istiyorsan; ona tüm yaralarını açıp göster, sonra kavga et bir sebeple. kızdığında seni yaralarından vurmaya çalışmıyorsa kaybetme onu. en güzel insan odur."

    sizin zayıflıklarınızı bilip de oralardan vurmaktan çekinmeyen insanlardan uzak durun.