şükela:  tümü | bugün
  • [ http://picasaweb.google.com.tr/…5245211785672091442 ]

    hep söylenegeldiği gibi süleyman demirel'in bu ülkeye yaptığı en büyük icraat siyaseti bırakarak çankaya'ya yerleşmesidir; büyüklere masallar küçüklere gerçekler serisinin 11. sayısı olan "uzakta kalan tarih"i de ben bu gözle okudum, okuyorum; 28 şubat'a giden yolda cumhurbaşkanı demirel'in gözünden refahyol değerlendirmesini satır satır anlamaya çalışırken aslında bizzat cumbabanın kendisini özümsüyorum. neler neler yok ki kitapta; o dönemde bizzat demirel'in ağzından çıkmış olan sözleri okuyunca, 28 şubat sonrası kimi komutanların "siz yatın kalkın demirel'e dua edin, onun manevraları olmasaydı darbe olacaktı vb." ifadelerinin (http://www.aksam.com.tr/…20/yazidizi/yazidizi1.html - http://www.savaskarsitlari.org/…=1&arsivanaid=16029 - http://yenisafak.com.tr/arsiv/2002/mart/24/p2.html) mahiyetini daha da anladım. gerçi kamuoyundaki genel rahatsızlığın baş sözcüsü açık bir biçimde demirel'in kendisiydi zaten, ancak kapalı kapılarda cüneyt arcayürek'e söyledikleri bunca zamandır tüm türkiye'nin tanımış olduğu demirel'in ev halini ortaya koyuyor. sanki evde, pijamalarını giymiş olduğu bir anda hükümetten dert yanıyor gibi; bir cumhurbaşkanı olarak dışarıya verdiği izlenimden çok farklı.

    örneklerle tamamlayalım, mesela refahyol hükümetini yıkan ana unsurlardan şu tarikat leydileri mevzusuna dair ne demiş, ona bakalım sonra çeşitli örneklere geçelim:

    cüneyt arcayürek: o iş bir rezillik halinie dönüşüyor. bu tarikat işi falan ne olacak?

    süleyman demirel: hayır tarikat işi de... hani ya ne kadar da mensubu varmış bir yalancının? değil mi? üç kağıtçı. bu adam yalancıdır, sahtekardır diyemiyor melih gökçek.

    ca: tayyip de söyleyemiyor.

    sd: evet evet. şimdi bakın. hani efendim kirli toplum, mirli toplum. tamam! nasıl aklanacak bu? işte böyle aklanacak. hani çamaşır yıkarlar ya leğenin içine çamur koyar, yuyar boyuna. böyle aklanacak başka yolu yoktur bunun.

    ***

    ca: bu rp, bu adamlar böyle radikal tedbirlerle düşüncelerini uygulamaya geçirmeye çalışıyorlar, hatta ötesine geçmeyi. bunlar başka türlü metotlar içerisindeler.

    sd: bunlarla...

    ca: yavaş yavaş kemiriyorlar bu toplumu...

    sd: bunlarla açık toplumda mücadele edemezsek o zaman yine yasaklar dönemine gireriz. o da türkiye'yi 50 yıl geriye götürür. ne yapıp edip bunlarla (rp'yle) toplumsal bir şuurla, devleti de toparlayarak açık toplumla mücadele etmemiz lazım.

    ***

    ca: ya cindoruk söyleşisi? sonucun böyle olacağını bilseymiş, sizi dinlemez, genel başkanlığa aday olurmuş o tarihlerde (burada kast edilen hüsamettin cindoruk'un, demirel'in nasihatiyle dyp'nin genel başkanlığına çiller'e rakip olarak aday olmamasından pişmanlık duymasıdır).

    sd: genel başkan olmasını isteyenleri unut; ismet (sezgin) seçilmesin diye kadını (demirel neredeyse konuşmalarının tümünde çiller'den "kadın" diye söz ediyor) desteklemeye hepsini kim gönderdi? kendisi! daha ben seçilmeden anayasayı çiğneyeceğimizi söyleyen kimdi? hüsamettin!

    ***

    ca: nereye varacak bu olaylar bilemiyorum.

    sd: birkaç gün sonra yatışır.

    ca: yatışmaz efendim, her gün bir şey çıkacak. çıkmaması mümkün değil.

    sd: çıksın. türkiye'de bu çeşit adamlar varsa bunlar da teşhir edilsin ve türkiye kendi kendini kirli olmaktan kurtarsın.

    ...

    ca: efendim kimsenin aklına böyle bir şey gelmiyor. neden bunu istismar ediyorlar, bilemiyorum. ne dini, ne de vicdan özgürlüğünü istismar etmek kimsenin aklına gelmiyor. nereden çıkıyor bu?

    sd: şimdi geçmez o. başka zaman olsa kıyafetine karıştığına bile bir şey der. yani bu memlekette "gardrop inkılabı" diyen bir sürü dangalak var.

    ca: affedersiniz ama, şu sarıklı marıklı bir yığın dangalak herifler...

    sd: yok, onlara devletin müdahale etmesi lazım. kanunun uygulanması lazım. devrim kanunları olarak muhafaza edilmiş, şalvarlıya malvarlıya dokunmamak lazım, adamın milli kıyafeti o.

    ca: şalvarlıya kim dokunuyor ki...

    sd: mahalli kıyafet. maraşlıların kara donunu kıçından alabilir misiniz? gerek de yok. onlar mahalli şeyler.

    ca: onları almaya çalışan da yok. o başka. ama sarık, cübbe?

    sd: ama bu serserilerinkine gelince (aczimendileri kastediyor) o kıyafet falan değil.

    ca: filmlerdeki o başını iki yana sallayan sar'alı insanlar benzeri insanlar?

    sd: bence o ağaç devrilmiştir. hiç çaresi yok.

    ***

    ca: ya içişlerindeki rezaleti ne yapacağız? içişleri kadın bakan, kararnameyi değiştirmiş, bakanlar kurulundan çıkan kararnameyi, size göndermiş. cumhurbaşkanı ne yapmalı?

    sd: cumhurbaşkanı bakmalı... sonra iade etmeli ve etti. dedi ki; filana filana dokunmayın dedi. bizim önümüze gelen kağıt bakanlar kurulundan sonra değiştirilip mi gelmiş, biz ona karışmayız, işimiz değil. hiçbir kural tanımayan insanlara devleti teslim ederseniz, böyle ağzına yüzüne ederler.

    ***

    ca: başbakanlık konutundaki iftar unutulacak gibi değil (başbakan erbakan başbakanlık konutunda lüks arabalı tarikat şeyhlerine iftar yemeği vermişti).

    sd: o, dalgalanarak gidiyor. ben bu kadar dangalaklığı anlamıyorum. bu kadar basiretsizliği anlamıyorum. bunlar zannettiler ki 'bizim dışımızda kimse yok artık. hayat hakkı bizimdir'.

    ca: hala da aynı havadalar.

    sd: ah bu kafa, ah bu kafa! türkiye ellerinde. 'seçime bile lüzum yok' diyor, değil mi?

    ***

    sd: bakınız cezayir'de 150 kişiyi kestiler. bunlara (askerlere) söylüyoruz. bu işi bırakın, demokratik yollardan götürelim. bir senedir söylediğimiz bu.

    ca: evet!

    sd: bir senedir söylediğimiz bu.

    ca: peki efendim siz böyle söyleyince ne diyorlar?

    sd: orda duruyor. hiçbir şey söylemiyorlar.

    ca: yani?

    sd: hiçbir şey demiyorlar ama 'biz rahatsızız' demekle yetiniyorlar. yahu kardeşim türkiye'de şeriat nasıl olacak? kanunla olacak! kanun yok! var mı şeriatla ilgili bir kanun? yok! eğer böyle bir şey olursa bunun karşısında varız. bunun karşısında olmamız yetmiyorsa, şayet veto eder de geri gelirse kanun... anayasa mahkemesine gittik. anayasa mahkemesi şeriat kanununu onayladı, diyelim, öyle yaptığını varsayalım. eee, sokaklar var, meydanlar var. biz de varız. biz varız meydanlarda.

    ca: yani şeriat yasası gelirse, bütün anayasal olanakları kullanıp da başarılı olamazsanız, halkoyuna mı gideceksiniz?

    sd: oraya, aşağıya inerim. kamuoyuna inerim. onlara (askerlere) söylüyor değilim de, hani o anlama gelecek şeyler söylüyorum. kanun yok. bu devletin temel teşekkülleri var. biri sizsiniz (ordu)! eee, 'bize sızma oluyor!' size sızma oluyorsa, ee, sızdırtmayın!
    ... eee, üniversitede var. üniversiteyi, hepsini ben temizledim. daha şanlıurfa rektörünü yeni tayin ettim. 3-4 gün evvel. ee, yargı teşkilatı var. başsavcıyı yeni tayin ettim. bugün konuştum adamla (daha sonra refah partisi'ne kapatma davasını açacak olan, yeni başsavcı vural savaş'la).

    ca: başsavcı nasıl bir adam?

    sd: çok iyi... fevkalade iyi.

    ca: giden başsavcı bazı şeyleri örneğin antilaik hareketleri bir türlü incelemeye almıyordu. yeni başsavcı alacak mı?

    sd: bu şıkır şıkır adam. iyi bir adam.

    ca: görelim bakalım. inşallah!

    sd: ve bu cezacı. ceza işini çok iyi bilen bir adam...

    ***

    sd: ... ben meclis kürsüsünden de söyledim bunlara: 'sizin dünya görüşünüz türkiye'nin seçmiş olduğu dünya görüşünden farklıdır.'

    ca: galiba meclisimiz ne yaptığını bilmiyor?

    sd: yalnız meclis değil. dışarısı da. şuursuz iş çevreleri ve onlara destek veren bir kısım basım. sabah gazetesi her sabah türkiye'yi şaşırtmakla meşgul. öbürleri de kendileri şaşırmış vaziyette. hürriyet'le milliyet! geçen günkü cumhuriyet'teki başmakale, 'asker niye tedirgin' çok güzel bir makaleydi.

    ***

    ca: zaman ve zemin... bir fırsat. önünüze türban ve kurban (kurban derilerinin thy'ye bağışlanmaması konusu) konuları kararname olur, gelebilir.

    sd: hepsinin canına okurum benim önüme geldiğinde.

    ca: ama önünüze gelecek bunlar.

    sd: gelsin! işte o zaman ben varım.

    ***

    ca: bu fethullan gülen'le köşkte konuştunuz mu?

    sd: ben fethullah gülen'le hiçbir yerde konuşmadım. fatih üniversitesi'nin açılışında vardı. onun dışında ben fethullah'la bir defa eyüp sultan camiinde rahmetli menderes'in hanımı vefat ettiğinde namaz kılarken yan yana geldim. o kadar mesafeliyim.

    ***

    ca: efendim siz necmettin bey'le tam bir uyum içindeymişsiniz. öyle yazıyorlar.

    sd: çoook! fevkalade! vallahi fevkalade! aramızdan su sızmıyor!

    ca: tsk ile de. kucak kucağa imiş.

    sd: işte bu lafların hepsi daha çok sıkıntı çıkarır. bunların hepsi yeniden sıkıntı çıkarır.

    ***

    sd: ben necmettin erbakan'ı uyaracağım ama başka şekilde.

    ca: nasıl? yazı ile mi?

    sd: evet! ben bu adama sözlü olarak anlatsam da anlamaz ki.

    ca: anlamasın. siz zaten sözlü görüşmede gerekenleri erbakan'a söylerken anlasın diye değil, komuoyuna uyarı görevinizi yaptığınızı kanıtlamak için söylüyorsunuz.

    sd: bu (erbakan) medyaya geveze diyor, aslında geveze kendisi. yapmak istediği, yaşam tarzını kendisine göre değiştirmek. şeriat değil. çağdaşlığa karşı yeni bir yaşam tarzını yerleştirmek. bu ülkede medeni kanun var, veraset kanunu var. bu adam kadını kaldırmak istiyor yaşamdan.

    ***

    ca: türban da cami de siyasal sömürü. iran büyükelçisi işi tam bir rezalet. kadından (çiller) umut yok!

    sd: kadın, tbmm'de temize çıkıncaya kadar hükümetten ayrılmaz.

    ***

    ca:... çiller sizinle konuştuktan sonra sincan olayını işitince koşarak ve korkarak geri gelmiş, 'tanklar geliyor' demiş, doğru mu?

    sd: doğru. (gülüşmeler) tam kapıdan çıkıyordu. dışarıdan biri haber verdi herhalde. geri döndü. tankların geldiğini söyledi. 'ben bakarım onlara' ddim. (gülüyor)

    ca: sonra bu kadına 'git hükümete söyle, türbandan vazgeçin' dediniz mi?

    sd: yok canım. söylediğim şu: 'dün akşam söylediğin şeyler fevkalade yanlıştı, zamansız, yersiz ve lüzumsuzdu. ülkeyi gerginliğe götürdün.'

    ***

    bir şekilde usta gazeteciliğini çeşitli kereler kanıtlamış olan cüneyt arcayürek'in büyüklere masallar küçüklere gerçekler serisini edinin ve yakın tarihimizi etkileyen olaylara dair bilgilenerek bugün yaşadıklarımızı daha iyi anlamlandırabilin. tepenize yağan dezenformasyon etkili bombaların altında yönünüzü başkaları belirlemesin. korkularınızla yüzleşin. şin şin
  • (bkz: #14051183)