*

şükela:  tümü | bugün
  • oklid geometrisiyle vektor operatorleri ile tanimlanir, vektorun dorduncu parametresi genellikle 'cit' olarak dusunulur (eger minkowski uzayi ise). cit burada isik hizi sabiti, imaginary number ve einstein'in gorelelik kuramina gore dorduncu boyut olan zamani temsil eder.
  • einstein'in genel gorecelik kuramina gore evrensel bir zaman, yani saat yoktur heryerde zaman farklidir, bazi yerlerde yavasken bazi yerlerde daha hizlidir, evrendeki maddeler de (mesela gezegenler), uzayzaman adi verilen duzlemi bukerler, maddeler ya yorungeye girerler ya da yonleri sapar*.
  • gravity drive* ile uzerinden atlanabilen duzlem.

    (bkz: event horizon)
  • evrendeki her cisim uzay-zaman düzlemini kendi kütlesine veya gravitasyonel kuvvetine göre az veya çok büker. güneş uzay zaman düzlemini kocaman kütlesiyle büker ve böylece dünya onun ekseninde döner. fizikçilerin sık sık anlattığı örnek olan, aynı çarşafın üzerindeki ağır bir top ve onun çarşaf düzlemini bükmesi, çukurlaştırması gibi. keza dünya da kendi düzleminde uzay zaman düzlemini büker ve ay da onun yörüngesine girer.

    peki ya insanlar? biz sizce uzay zaman düzlemini bükebilir miyiz? bazıları az bazıları daha çok bükebilir mi? eğer tek gerçekliği kütle olacak algılayacaksanız evet çok ama çok küçük hesap etmesi belki mümkün olmayacak kadar ufaklıkta bükeriz ama iki insan arasındaki bükme gücü farkı ancak onların ağırlığı kadar olacaktır. yani bu düz mantık içinde şişman insanların uzay-zaman düzlemini zayıf insanlara nazaran daha çok büktüğünü iddia edebiliriz. fakat parçacık fiziği ve yeni yeni gelişen sicim teorisine göre kütlenin gerçekte bir enerji olduğu, aslında "maddi" bir yapısının olmadığı gün be gün ortaya çıkıyor. yani bizim kütle diye anladığımız şey aslında bir araya gelen ve evrende dağınık halde gezen enerji formları.

    peki şimdi o zaman uzay-zaman düzlemini bükebilmek için gerekli olan gerekliliği salt "kütle" olarak sınırlandırabilir miyiz? yoksa işin içinde başka etmenler de var mıdır? yani biz varlığımızla uzay zaman düzlemini bükebilir miyiz? düşünün bunları.

    (bkz: tayy-i zeman)
    (bkz: tayyi mekan)
  • dünya'nın çevresindeki uzay-zamanın dünya'nın hareketlerinden etkilendiği kanıtlanmış: http://www.youtube.com/watch?v=xkapv5s92z0

    (bkz: einstein is right once again)
  • diyelim ki ; iki yıldız ve bu iki yıldızın arasındaki boşlukta – tam orta noktada – asılı duran bi astronot var. astronotun, iki yıldızın aynı anda patlamasına tanık oldugunu düsünelim.y ani , her iki tarafında da kör edici bir ışık çakması oluşsun. şimdi de iki yıldızı birbirine baglayan hat üzerinde muazzam bir hızla ilerleyen bir uzay mekigi oldugunu ve mekiğin , astronotun yanından , yıldızların patladıgını gördügü anda gectigini düsünelim. peki bu durumda uzay mekiginin pilotu ne görür ?

    mekiği bir yıldıza dogru ilerlerken diger yıldızdan uzaklaşacagından ötürü , yaklaşmakta oldugu yıldızdan gelen ıışk , uzaklaşmakta oldugu yıldızdan gelen ışıktan daha önce kendisine ulaşır.dolayısıyla da , iki patlama aynı anda gercekleşmemiş gibi görünür ! bu baglamda eşzamanlılık kavramı da ışık hızının degişmezliğinin gazabına ugramaktadır. bir gözlemci icin eş zamanlı olan bir olay , hareket halindeki bir baska gözlemci icin eşzamanlı degildir !

    buradaki önemli nokta , patlayan yıldızların birbirlerinden bir uzay aralıgı ile ayrılmıs olmasıdır. bir kişinin yalnızca uzay ile ayrılmış bir şekilde gördügü olayları , bir diger kişi hem uzay hem de zamanla ayrılmış olarak görmektedir.

    herkesin aynı ışık hızını ölçmesi , yalnızca yanınızdan yuksek hızla gecen birisi için zamanın yavaşlarken uzayın büzülmesi degil , uzaylarının bir kısmının size zaman , zamanlarının bir kısmının ise uzay olarak görünecek olması anlamına da gelir.

    bir kişinin uzay aralıgı, bir başkasının uzay ve zaman aralıgıdır , ve de bir kişinin zaman aralıgı , bir başkasının zaman ve uzay aralıgıdır.

    zaman ve uzayın birbirlerinin yerine bu şekilde gecebiliyor olması gercegi , bize uzay ve zaman hakkında dikkate deger bir bilgi veriyor. temelde aynı şey ya da bir madalyonun iki yüzü oldukları…

    bu gercegi ilk kez ( hatta einstein’dan bile daha açık bir şekilde ) fark eden kişi , einstein’ın eski matematik profesoru hermann minkowski‘dir. minkowski , ögrencisi einstein’a , hayatta hic bir yere gelemeyecek ” miskin köpek ” demesiyle ünlüdür. ( elbette daha sonra bu sözlerini yemek zorunda kalmış:) )
    minkowski , ” şu andan itibaren , uzay ve zaman gölgelere karısacak ve bir tür bileşimşeri mevcudiyetini sürdürecek ” demiştir.

    minkowski uzay ve zamanın olusturdugu bu tuhaf bileşimi ” uzayzaman ” adıyla tanımladı. yaşamlarımızı ışık hızına yakın bir hızda sürdürüyor olsaydık , uzay-zaman’ın mevcudiyeti gün gibi ortada olurdu.ancak doganın yavas kulvarında , uzay ve zamanı tek bir mevcudiyet olarak deneyimleyemeyiz.gördügümüz yalnızca bu bileşimin uzay ve zaman yüzleridir.
  • ufacık çocukken de uzaya ilgiliydim.

    şimdi büyüdüm, alakasız bir bölüm okudum (endüstri müh.); ama halen çok ilgimi çekiyor. hep daha fazla öğrenmek istiyorum ve böyle başlıklarda gezinmekten aşırı zevk alıyorum ama altlarında 10 civarı entry olması tam hazza ulaşırken düşmek ya da dolaba 3. birayı almak için gidip boş olduğunu fark etmek gibi bir his yaratıyor bünyemde.

    uzayın büyüklüğü (ışık hızıyla hareket edilse bile milyarlarca yıl sürecek mesafeler, belki de ışık hızıyla ulaşmanın hiç bir zaman mümkün olamayacağı cisimler-yerler-kuasar'lar), içimdeki ilk yaratılış anından itibaren evrenin her köşesinde ne olduğunu görme-bilme isteği, uzayın derinliklerindeki çok uzak bir ışığın 12 milyar ışık yılı mesafeden geldiğini görebiliyor oluşumuz (yine aynı mesafeler evren henüz 1-2 milyar yıl yaşındayken neler olduğunu, görebiliyor olmamızı sağlıyor)
    aynı yıldızdan çıkan ışıkların farklı yollar seyreyleyip gözümüze gelmesi, heyecanlandım... neler söyleyeceğimi bilmiyorum ama şahane şeyler bunlar.

    formata uygun birşeyler yazmak gerekirse bir önceki entry'nin başlangıcında ki örneği gözümde şu şekilde canlandırmıştım, belki sizlerle de paylaşmam uygun olacaktır. veya zaman hareketsizken konum değiştirmeye de örnek teşkil edebilir.

    çok keskin teleskop gibi görebilen gözleriniz olduğunu varsayın, ve ışık hızında hareket etme kabiliyetiniz de var. tam önünüzde adamın biri, bir direğe çivi çakmak üzere çekicini kaldırdı ve tam vuracakken ışık hızıyla adamdan uzaklaşmaya başladınız ve gözlerinizle adama bakmaya devam ediyorsunuz, işte böyle bir durumda göreceğiniz şey: sanki youtube'da video izlerken ortasında kaldığınız ve dolmayan bir video gibi olacaktır. durduğunuz anda ise görüntü kaldığı yerden devam edecektir ve ışık hızında adama doğru hareket ederseniz 2x hızla görüntünün kalanını izleyeceksiniz ve adamın yanına varırsanız bu şekilde arada takılı kalan görüntünün açığını kapatırsınız. gerçekten çok ilginç.

    3 boyutun yetmeyip zaman boyutunun gerekliliği de sanırım bu yüzden gerekli, az önceki örnekteki süper adamımız ışık hızıyla adamdan uzaklaştığı müddetçe çekici hep havada gördü, ona göre çekiç henüz çiviye vurmamıştı ama gerçekte bu gerçekleşmişti. bu süper adamımız çekiçli adamdan uzaklaşırken gözüne çok daha arka planda 5-10 galaksi ötedeki bir gezegenin içinde bulunan bir gezegendeki jeolojik bir patlama anını gördü varsayalım, şimdi bu noktada süper kahramanın kadrajında iki farklı olay var: biri çekiçli adam bir diğeri ise patlama anı.. süper kahramanımızın gözünde iki olay da aynı anda gerçekleşiyormuş gibi görünüyor ama aslında öyle değil...

    bir çok gökyüzü incelemesi yapılıyor, bu incelemelerde her biri dünyamızdan farklı uzaklıklarda birçok keşif yapılıyor ve şu anda bize ulaşan her görüntü hep geçmişin görüntüsü, aslında o yıldızların şu anda ne halde olduklarını, açlar mı susuzlar mı bilmiyoruz.

    neyse lafı çok uzattım, yaptığım işi seviyorum. ancak içimde "keşke" de var, keşke gök bilimci olmaya müsait eğitim kurumları olan, bilime önem veren bir ülkede ve bu meslekle geçim sıkıntısı çekmeyeceğim bir ülke seviyesinde olabilseydik. belki de o zaman şu anki mesleğimi yapmazdım. belki de çalıştım ama olmadı derdim bilemiyorum*