şükela:  tümü | bugün
  • suskunluklarının asaletlerinden dolayı olmasındandır.
  • gönderdikleri adam yıllardır dilimizi çözemediğindendir.
    (bkz: mustafa topaloğlu)
  • - the greatest evidence for extraterrestial intelligence is they have never tried to contact us.
    [dünya dışı zeki yaşamın varlığının en büyük delili bizle iletişim kurmaya hiç çabalamamış olmalarıdır]

    kim demişti yahu, unutmuşum bak.

    edit: sözün aslı şöyleymiş, "the only real proof that there is intelligent life in outer space is that they have never tried to contact us." söyleyen de calvin & hobbes'un yazarı bill waterson imiş. null pointer exception'a teşekkür ediyorum.
  • michio kaku'nun konu hakkında şöyle bir şey dediği durum: biz yolun kenarındaki karınca kolonisiyle iletişime geçmiyoruz. alın size şu teknoloji, bu teknoloji demiyoruz. onlar otoyolu görüp ne olduğunu anlamıyorlar. uzaylılar da yanımızdan bizi önemsemeden geçip gidiyor olabilir.
  • tek bir gezegen içinde dahi yüzlerce yıl boyunca insan insana bile geçinemiyen bir ırkın başka bir gezegenden yaşam formunu kabul edemeyeceğini ön görebildikleri için iletişim kurmuyordurlar
  • içeri girip sıra sıra telefonlardan en ucuzunu aldığımda yaşım yirmi ikiydi. bugünkü telefonların atası sayılan prototipi cebime koyup, kartı takıp 24 saat sonra hattın açılmasını bekledim. ve o an geldi artık bir telefon sahibiydim. hemen kağıda not ettiğim numaraları manuel olarak aradım ama kimse cevap vermedi. sokağın karanlığında elimi kolumu sallaya sallaya gezerken kulağıma çalınan melodi periyodik bir şekilde çalıyordu. otobüste biri telefonunuz çalıyor deyince uyandım. o zamanlar her şey düzgündü asıl mesele 2 yıl sonra geldi.

    okul bitmek üzereyken, kafasındaki takkesiyle mescitten çıkan şakirt, abi ben dinleniyorum galiba dediğinde sigaramı tüttürüp paranoyadan uzak hayatımın neşeli günleriydi.

    +nasıl anladın dinlendiğini?
    -kendi numaramı arıyorum, çalıyor numara.

    gözlerinde şizofrenik kıvılcımlar uçuşuyordu ki ürktüm ve allah kabul etsin dedikten sonra hızla uzaklaştım. herif balataları sıyırmıştı.

    wh yazan kimliği belirsiz göndericiden bana mesajlar geldiğinde olay tam 35 mesajla sökün etmişti. bir sürü üstünde iki nokta olan y, sigma, pi sayılarının olduğu mesajlar dizisi uzanıp duruyordu. başkalarına sorduğumda kimsede böyle bir şey yoktu. işin garibi mesajlar 10 yıl öncesinden geliyordu. kendimi seçilmiş bir mesih gibi hissedip götüm kalkmadı değil ama bu işte bir iş vardı. çözmeliydim.

    ben mesajları sildikçe mesajlar gelmeye devam etti. telefonumu hiç değiştirmedim. hattı değiştirsem de mesajlar gelmeye devam etti. birileri bana bir şeyler anlatmak istiyordu. acaba şizofreninin pençesine mi düştüm diye sordum kendime. birden çocukken çok zeki olduğumu, zekamın toplum tarafından köreltilmeye çalışıldığını ve bunu uzaylıların keşfettiğini düşünmeye başladım. ama neden özellikle ben?

    mesajlar gittikçe artmaya başladı, sınavlarda mesaj kaygısı gütmeyen postmodern metinler yazıyordum artık. hocalar beni yanına çağırıp açıklama istiyorlardı. ayını üslupla yanıtlıyor ve yüksek notları kapıyordum. zekamı keşfetmiştim. uzaylılar benimle iletişim kurmuş ve kendimin farkına varmama sebep olmuşlardı.

    bir gün arkadaşıma durumu açtım. psikopat emeller dinleyen bir psikiyatr inceliğiyle dinledi beni. kahkahayı bastı. meğer benim telefon görüntülü mesajı çözemiyormuş. ya tarih dedim? 10 yıl öncesi? takvimim oldu olası 10 yıl öncesine ayarlıymış zaten. bütün hayallerim yıkılmıştı. ben de sıradan bir insandım. drake denklemindeki kontakt benim üstümden kuruldu diye sevinirken, fermi paradoksu benim üstümden sağlanmıştı.

    şimdi, normalleşmeye çalışıyorum. ara sıra kendi telefonumu arıyorum ve sürekli meşgul çalıyor. sanırım karşıdaki birini arıyor.
  • dunyada bir yerlerde...
    -ouokl

    uzayda bir yerlerde...
    +arkadaslar bu gezegeni es geciyoruz.
  • bunun yegane nedeni, telekom'un yetersiz altyapısıdır. ben bazen iki sokak ötedekilerle iletişim kuramıyorum, kaldı ki uzay bu. imkansız.
  • uzaylılar geldi gitti meseleleri bir tarafa, sırf iletişim kurma, varlıklarını tespit etme meselesinin bile ne derece zor olduğu konusunda biraz perspektif vereyim.

    şu an akıllı varlıklar tarafından üretilmiş radyo sinyallerini(o da doğrudan dünyaya yöneltilmiş güçlü sinyalleri) tespit etmeye çalışan seti isimli bir proje var. contact isimli başyapıtta da konu edilmişti.

    seti dediğiniz proje şu ve şunun gibi devasa ve pahalı çanak antenler kullanarak uzayı dinliyor.

    çanak anten olunca ne oluyor? gökyüzündeki ufak bir bölgeyi dinleyebiliyor sadece, yani evdeki çanak anteninizi sadece 36 kilometre uzaktaki türksat'a doğru çevirmeniz gerekiyor ya, aynı mantık. yönünü biraz çevirin ve sinyal zayıflıyor, kayboluyor çünkü bu anten sadece çanağın karşısından gelen zayıf sinyalleri tıpkı çukur ayna gibi ucundaki alıcıya odaklıyor.

    ancak bu radyo teleskopları ile dinlenebilen tek şey radyo dalgaları(radyo, tv, radar, wi-fi, cep telefonu v.s.), radyo dalgaları da ışık hızında hareket ediyor.

    bizim insanlık olarak radyo dalgalarını keşfedip ilk defa yayın yapmamız yaklaşık 150 yıl, ilk yüksek güçlü vericilerle geniş çaplı yayın yapmamız da 100 yıl kadar öncesine dayanıyor.

    yani yüzbinlerce yıllık insanlık tarihi içinde anca son 100 yıl içinde dünya dışından algılanabilecek bir sinyal üretmeyi başardık. 1000 yıl önce evrende yalnız mıyız sorusuna cevap arayan uzaylılara geçmiş olsun, bizden haber almaları mümkün değildi.

    yalnız olay radyo dalgalarının keşfiyle de bitmiyor iş. uzayda mesafeler çok fazla, bizim ilk yayını 100 yıl önce yapmış olmamız demek bu radyo dalgalarının duyulabileceği en uzak mesafenin 100 ışık yılı demek. 100 ışık yılı ne kadar? açıkçası çok kısa bir mesafe, bizim galaksimiz 100 bin ışık yılı çapında. eğer uzaylılar samanyolu galaksisinin diğer ucundaysa bizden alacakları ilk sinyal 101900 yılında falan olacak. yani sırf bizim galaksideki canlıların birbirini bulabilmesi için gereken süre inanılmaz uzun.

    hatta şu da olabilir, belki 100 bin ışık yılı uzaklıktaki uzaylılar radyo yayını yaptı, medeniyetleri 50 bin sene sürdü ve yok oldu. yarın bu adamlardan ilk sinyali alsak 50 bin yıl önce ölüp bitmiş olurlar ama biz daha 50 bin sene adamlardan gelen yeni sinyalleri almaya devam edeceğiz.

    evren de çok yaşlı, güneş sistemimiz 5 milyar yaşında. belki de 250 milyon yıl önce uzaylılar sinyal yollamaya başladı ama o sırada dünyada dinazorlar hüküm sürüyordu. 150 milyon yıl sürmüş olan inanılmaz bir medeniyet olmuş olsa bile ve 150 milyon yıl boyunca radyo sinyali yaymış olsalar bile dünyada bu radyo sinyallerini anlayabilecek bir canlının ortaya çıkmasına daha 100 milyon yıl vardı. belki adamlar evrenin tüm sırlarını keşfetti, yolladı dallama dinazorlar 150 milyon sene boyunca bunları keşfedemedi. uzaylılar savaşta öldüler falan belki, bu sırada da dinazorlara göktaşı çarptı, şimdi litresi 5 liradan benzin diye arabalara koyuyoruz.

    yani hem mesafeler hem zaman bizim var olduğumuz, okuma yazmayı keşfedip uzak yerleri dinlemeye başladığımız zamana göre o kadar devasa ki şu an uzaylılarla iletişime geçme ihtimalimiz anca uzayın milyarlarca farklı medeniyetlerle dolu olmasına bağlı.

    eğer uzay hayat dolu ise belki bir kaç bin yıl içinde 1-2 tanesine denk geliriz, yok eğer uzayda akıllı yaşam formları nadir bir şey ise hiç boşuna umutlanmayın zira biz bir tanesine denk gelene dek ortada ne insan kalır ne dünya.

    o yüzden bence uzaylıların bizimle iletişim kurmamasına çok alınganlık etmeyin.
  • laboratuvarda deney yapan bilim adamının labirentteki fare ile iletişim kurma çabasına girmemsi ile aynı sebebe dayanır.