şükela:  tümü | bugün
  • bu benim wattpad'de yazmaya yeni basladigim, ahanda su kitabimin adi. uzaylilarin tuhaf dunyasini anlatmaya kasiyorum bakalim. hayalgucum elverdigince. umarim kasimi gozumu yarmazsiniz. ama bu basligi acmak cok icimden geldi napim la.
  • 5 gundur wattpadde yaziyor oldugum sevimli kitabim.
    kendisindeki terimleri tibbi terimlerden caliyorum.
    bu fikri calan olursa sayet canina okurum ahah.
  • sürükleyici ve eğlenceli kitap.

    5 boyutlu bir ortamda yaşadıkları için dünyayı ve insanları kolayca gözlemleyebilmeleri iyi düşünülmüş. güzel hayal gücü. tabi 3. gözün neden evrendeki 4. dik eksenin algılanmasını sağladığını tam olarak anlamadım. neyse genel olarak beğendim ben. azar azar olaylar yaşanıyor (fibula kemirirken cerebruma yakalanmak), bu sırada da gezegenin ve içindeki toplumun tasviri devam ediyor (fibulanın ne olduğunun açıklanması). ve bu sırada

    başlığı takibe aldım devamını bekliyorum.
  • başlığı ben de takibe aldım.
    his varsa tamam.. bakacağız.

    duygu yaratıcılığımızın motorudur.
  • kitabin su ana kadarki kismini kopyaliyorum:

    ----------------------
    giriş

    sevgili dünyalılar;
    ben sizin "uzaylı" dediklerinizdenim. adım patella. xy cinsindenim. sizde iki cinsiyet var ya hani, bizde dört cinsiyet var. sizin nasıl ki iki ebeveyniniz oluyorsa bizim de dört ebeveynimiz var. sizin anne ve baba dediklerinize biz cerebrum, cerebellum, capillus ve capitatus diyoruz.
    şimdi size ebeveynlerimden kendi gezegenimize, yaşayışımızdan alışkanlıklarımıza her şeyi anlatacağım. bu yüzden çok heyecanlıyım. hazır mısınız bizim dünyamıza? başlıyorum.

    1- yaş konusu

    size yaşımdan bahsedeyim: ben 165 yaşındayım. ama sizin zaman ve takviminize göre değil bu yaş. 165 yaş bizde çocuk yaşıdır. bizim bir günümüz sizin 12 saatinize denk. ve bizde hafta diye bir şey yok. bizim yılımızda 11 ay var ve her ay 15 gündür. isterseniz bu sıkıcı konudan çok bahsetmeyeyim. demem o ki 400 yaşına gelene kadar çocuksunuzdur. daha çok var sanırım büyümeme. xy olduğum için büyüyünce cerebellum olacağım ama kendi cerebellumum gibi olmak istemiyorum. evet, aile konusundan bahsedeyim biraz da...

    2-aile

    sizde iki cinsiyet olduğu için evlilik iki kişi arasında oluyormuş. bize "dünyalılar" dersinde böyle öğrettiler. bizde ise dört cinsiyet var:
    xx ise cerebrum olur.
    xy ise cerebellum olur.
    yx ise capillus olur.
    yy ise capitatus olur.
    ben evlendiğimde evin cerebellumu olacağım yani.
    çocukları bu dört kişi yetiştirir. ama sanmayın ki "dört ebeveyn=dört harçlık" bu konuda kesin bir kural var: harçlıkları cerebrum verir. hatta çocuğuna harçlık verdiği için yasal olarak ceza alan bir capillus olduğunu duymuştum.
    bizde ailenin bozulabilme gibi bir şansı yoktur çünkü çocuklar 400 yaşına gelene kadar tüm ebeveynlerinden pluma adında bir sıvı almak zorundadır. çünkü çocuklar başka türlü beslenemezler. ayrılan ailelerin çocukları otomatikman besinsizlikten öleceği için ebeveynler ayrılmaya cesaret edemezler. bu yüzden bu konuda yasa bile yok.

    3-ceza

    aslında bu bölümde sizlere, bizdeki aşk, dostluk vb. konuları anlatacaktım ama az önce cerebrumum beni çok azarladı. zira fibula kemirirken yakalandım. (fibula bizim burada bir bitki, sizdeki sigara gibi kötü bir alışkanlık ama çocuklarda olan bir kötü alışkanlık bu.)
    bizde fibula kemirmek çok kınanır. kazara yutulursa ölüme neden olabilir. bizde çocuklar sadece pluma tüketirler. bu arada bizim iki ağzımız ve üç gözümüz olduğunu söylemiş miydim?
    bizi hep çirkin tanımlıyorsunuz ama aslında gayet de sevimliyizdir. en azından bizim gezegenimizdekiler sevimli. tüylerimiz rengarenktir. zaten çocukların fibula kemirmesi de bu yüzden ya: fibula da rengarenk tüyleri olan bir bitki.
    gelelim cerebrumumun bana verdiği cezaya: tam bir ay dışarı çıkma yasağı! (evet yasaklar sizinkilere benziyor.)

    4-kardeşlerim ve oyun

    kardeşlerimden bahsetmedim hiç daha değil mi? benim on iki kardeşim var. dört tanesi yetişkin oldu. beni çok severler ve hala çocuk olduğum için benimle oyun oynarlar. evet, bizde de çocuklar oyun oynar. en sevdiğim oyun tibiasal. tibiasal oyunu sizdeki kızmabirader oyunu gibi bir şey. ayrıntılı anlatmak isterdim ama cerebellumum çağırıyor içeriden, sanırım domates salatası yapmamı isteyecek. (bizde de domates var. evet sizin domateslerden. ama sadece yetişkinler yiyebilir. tadını merak ediyorum ama ölmeyi göze almam sacma olur değil mi?)

    5-duyularımız

    bizim de sizler gibi 5 duyumuz var.
    ama biraz farklı sizinkilerden.
    1- görme: bizim 3 gözümüz olduğu için 4. boyutu görebiliyoruz. yani hani matematik dersinde size x, y ve z eksenlerinden bahsederler ya, işte biz onlara da dik olan w eksenini görebiliyoruz. ama siz göremezsiniz çünkü 2 gözünüz var. siz nasıl ki 4. boyuta zaman diyorsanız biz de 5. boyuta zaman diyoruz. ve evet sizin dünyanız hakkında uzaktan bilgi alabilmemiz bizim bir üst boyutu algılayabilmemiz sayenizde.
    2-dokunma: bizim dokunma hissimiz tüylerimizden ötürü daha zayıfmış.
    3-duyma: oooo biz çok keskin duyarız. bu yeteneğimiz istediğimiz frekansa duymamızı ayarlayabilmemizi de içeriyor. sizin gezegeninizde bizden daha iyi duyabilen yok.
    (bizde dedikodu zor iş, ancak yazışarak dedikodu yapabiliyoruz.)
    4-tatma: bu sizinkine benzer düzeyde.
    5-koklama: bu da sizinkine benzer düzeyde.

    6-evcillerimiz

    bizim gezegenimizde de sizdeki gibi cici hayvanlarımız var.
    ve biz onlara çok özen gösteririz.
    sizde çok iyi davrananlar olduğu gibi zalim olanlar da varmış. bizde hayvan sevgisi küçük yaşlardan itibaren aşılandığı için öyle zalim kişiler yok bizde. sevdigimiz evcil hayvanlarımız acetabulum şehrinde yaşıyorlar. sizinki kadar çeşitli değil bizde hayvan türleri.
    sizdeki kediler ve köpekler var bizde. bir de fontanella diye bir tür var, sizin kuşlarınız gibi uçabiliyorlar. biz evde beslemiyoruz doğal yaşam yeri acetabulum şehrinde bakıyoruz. (bizde ışınlanma olduğu içindir ki zorluk olmuyor ulaşım, istediğimiz zaman evcil hayvanımızı görmeye gidebiliriz.)
    benim iki kedim ve bir fontanellam var. bizde evciller özel imal ettiğimiz kapsüllerle besleniyorlar. onların tükettikleri canlıların nesli bizim vahşi olduğumuz zamanlarda tükendiği için beslemezsek aç kalırlar ve onlar da tükenir.

    7-depremler ve yetişkinlik

    burada çok deprem olur. ama bizi çok etkilemez. siz böyle bir gezegende yaşasanız nesliniz tükenirmiş iki günde.
    bugün yine fibula kemirirken yakalandım.
    deprem ve fibula ne alaka değil mi?
    fibula bitkisinin kökleri depremi arttırıyormuş. ama kaçak yollardan çok ekiyorlar bu bitkiyi ve ticari getiri yüzünden devletler buna engel olmuyor. aynı sizin sigaranız gibi. tek fark sizin tütün bitkiniz depremi arttırmıyor.
    fibula kemirmeyi bırakmaya karar verdim. cerebellumum beni öldürecek yoksa. "seni insula edeceğimize taş insula etseydik!" dedi bana yahu! bu çok ağır bir laf bence. bir cerebelluma hiç yakışmıyor. ben cerebellum olduğumda evladıma böyle şeyler söylemeyeceğim asla.
    insula etmek demişken, bizim nasıl oluştuğumuzu merak etmişsinizdir. şöyle ki 4 ebeveynimiz de pluma sıvılarını bir kapta karıştırırlar. ve 40 gün sonra biz oluşuruz. bu pluma sıvısı da 400 yaşına girdiğimiz gün gelmeye başlar. o günden sonra çocuk sahibi olabiliriz.
    neyse, cerebrumum terliklerini götürmemi istiyor. (bizde çocukları ayak işlerinde çok kullanıyorlar, isyan başlatacağım bir gün!)

    8-cerebrumum ve meslekler

    yakınlarımdan ilk önce cerebrumumu anlatmak istiyorum.
    cerebrumum şeker gibidir. harçlığı o verdiği için demiyorum. fibula kemirmeme ne kadar kızsa da en sevdiğim ebeveynim o. cerebrumumun mesleği uzay gemisi modelleme. bizde elit sayılan bir meslek bu.
    mesleklerimiz de sizinkilere göre farklıdır bu arada. ve bizde kişinin mesleği doğuştan bellidir. gen dizilimimizden en uygun olduğumuz mesleğe bakarlar ve buna göre yönlendirirler. ben bitki yetiştirme uzmanı olacağım ve buna göre bir eğitim alıyorum. bitkileri çok seviyorum. gerçekten başka bir meslek de istemezdim hani.

    9-doğum günüm ve aksilikler

    bugün neler oldu neler!
    bugün benim doğum günümdü. 166 yaşıma bastım. tabii ki bana hediyeler hazırlamış ailem. renkli renkli defterler, renk renk kalemler, yepyeni bitki kitapları... bugün doğum günüm olduğu için fibula kemirmeyi bıraktım ayrıca. farklı bir gün yani benim için.
    bizde doğum günü hediyelerini, doğum günü sabahı başucunda bulursun. kardeşlerimle sabah apar topar hediyelerimi açtık. aaa kardeşlerimin isimlerini söylemedim sizlere! en küçüğümüz gracilis, aslında hepsini şimdi söylersem de sıkılırsınız zira dünyalılar çabuk sıkılırlarmış ve hafızalarınız da bizimki kadar güçlü değilmiş. neyse, olayların akışında tanırsınız artık ailemi. böyle daha iyi olacak.
    gelelim bu gün neler oldu. bu sefer kardeşim epiglottis fibula kemirirken yakalandı. biz diğer 7 kardeş o esnada hediye paketlerimi açmaktaydık. ve capillusumuz o esnada hiperküp odamıza daldı. normalde yasaktır bizde şiddet ama capillusum epiglottis'e bir tokat attı! bunu gören capitatusumuz hemen sizdeki polise eşdeğer bir meslek olan plantaların olduğu hiperbinaya ışınlandı capillusumuzla.
    biz çok korktuk ama asıl problem akşama doğru, pluma ihtiyacımız başgösterince başladı. cerebrumumuzla cerebellimumuzdan pluma aldık ama capillusumuz ve capitatusumuz hala ortada yok! az kalsın gracilis ölecekti yahu! plantalara ışınlandı hemen cerebrum. gerisini sonra anlatacağım, şu anda sinirim bozuldu. gracilis ölecekti az daha! düşünebiliyor musunuz, daha 93 yaşında, bu travmayı nasıl atlatacağız bilmiyorum!

    ------------------

    bundan sonrasini sadece wattpad'de yazmayi dusunuyorum. umarim ilginizi ceker.
  • 10. bölüm itibariyle insanlığa yavaştan didaktik şekilde seslenmeye başlamıştır. böyle bir hikayenin sistem eleştirisine dönüşmesi güzel oldu. umarım gerçekçiliğini yitirme düzeyine gelmez.

    çelişkiler gerçekçiliği baltalayabilir, yalan ve hırsızlık yok ama mesela polislik mesleğine (ya da hikayedeki adıyla plantlık) ihtiyaç duyuluyor. şimdilik bu bir çelişki sayılmaz sonuçta hırsızlık dışında suçlar da var, veya belki gezegenin doğal tehlikeleri vardır, fibulanın kendiliğinden yetişmesi gibi. ama sonuçta plantlara ihtiyaç duyuluyor, ne sebeple ihtiyaç duyuluyor gelecek bölümlerde görebiliriz diye umuyorum.
  • devamini el yazimla yazacagim, wattpad'e elveda... zor oluyor telefonda turkce karakter aramak, el yazisiyla yazip sonrasinda bilgisayar ortamina aktaracagim. kimbilir belki bitince basarlar. hic sanmiyorum ama.