şükela:  tümü | bugün
  • ikiye on kala'nın güzel şarkısı

    nasıl kasvetli bir pazar böyle,
    mutsuzum üstelik sular kesik.
    biraz yalnız yürümek isterdim,
    gülmeye üşenmek gibi halsizim.
    sıkıntıdan mecburen düşününce;
    palyaçolar çok da komik değilmiş.

    üzgünüm bu defa pek hoş değil konu

    kendime gelirken yoruldum,
    işte bütün hikayem budur.
    eskiden denize nazır tüm
    hayatlar su alıyor yavaş yavaş.

    ne kadar eski bir şeymiş ölmek.
    neyse ki sol yanım hala sıcak.
    yaşlanmış kırık bir yansıma,
    artık alışman gerek diyor buna.
    bazen her şey döner yolundan,
    neticede zeus yukardan bakar.
  • (bkz: teoman mı o)
  • çok severek dinlediğim bir şarkıydı ama kafada hep, "lan bunun başlangıcı bir şeye benziyor bir yerden aparma ama teoman da değil sanki" düşüncesi vardı (birazdan vereceğim şarkıdan önce bu şarkıyı dinlemiştim ama o saçma bir rastlantı oldu)

    helloween - we got the right
    https://youtu.be/ax2fnhj6khs

    muhtemelen benim "lan bir şeye benziyor" dediğim ve benzettiğim şey aslında bu değil. zaten "üzgünüm bu defa..." şarkısını daha önce dinlemiştim ama benzettiğim şarkı da helloween'den çarpmış gibi duruyor.
  • çünkü bütün mutsuz ayrılıklar pazar gecesi olur.

    nasıl kasvetli bir pazar böyle ve berbat bir pazar günü kapanışı, hem de hep aynı kanayan yaradan. bir yara neden sürekli kanar ki? neden bir türlü kabuk tutmaz ki?

    küçükken çok düştüm asfalt sokakta, kaleciydim ben, hep dizlerim parçalanırdı, annem yarayı soyma derdi de o kabukları soyup tekrar tekrar kanatmak çok hoşuma giderdi. meğerse büyümüşüz ama hiçbir şey değişmemiş. dizimizin değil de ilişkimizin yarasının kabuklarını soymuşuz, tekrar tekrar kanatmışız, bir türlü dindirememişiz.

    ağlamak isteyip ağlayamamak, gözlerden süzülen birkaç damla yaş, yazıya bile dökülemeyen ve kimseye anlatılmayan sözcüklerin boğaza düğümlenmesi, biraz karanlık, biraz kulaklık ve biraz bu şarkı, sadece ikiye on kala grubu ve şarkıları.

    ne kadar da aynı ayrılıklar.
    hep iki genç aşık ama hep bir tarafın sürekli mücadele edip diğer tarafın havlu atması.
    hayat boks ringine benziyor, ne kadar yumruk yersen ye ayağa kalkmak zorundasın. kalkmazsan hemen başına dikiliyor hakem ve başlıyor saymaya "3,2,1!"
    o saniyeler içerisinde kalktın kalktın, kalkamadın kaybediyorsun.
    hayat bu işte, hep kaybediyorsun.