şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: soz)
  • kimseye verilmemesi/edilmemesi gereken... vaad edip gercekle$tiremediginiz takdirde ardinizda kalbi kirik, umudu tukenmi$ insanlar kalir..
    kar$ilik olarak onlar da size inandiklari tanri ve ona ait beddualarini verirler..
  • (bkz: vaad)
  • "vaatlere inanmamalısınız. dünya vaat doludur: zenginlik, günahlardan kurtuluş, bitmeyen aşk. her şeyi vaat edebileceklerine inanan insanlar vardır : kimileri de -sizin gibi- kendilerine güzel günler vaat eden her şeye gözü kapalı inanırlar. bir şey vaat edip sözlerini tutamayanlar sonunda kendilerini güçsüz ve öfkeli hissederler. aynı şey, vaatlere gözü kapalı inananlar için de geçerlidir." * *
  • alışveriş gibi bir şey. yapılması istenen olumlu şeylere karşılık ödüllendirme aşaması. tersi için de (bkz: tehdit).

    can sıkıcılığı illa ki önce bir şeyler istenmesinden, zor gelen yanı da vaatlerin gerçek olup olmayacağını görmek için beklemek gerektiğinden.

    "bin veresiye beri dursun, bir peşin yeter de artar bile"* diyerek anlatmışlar bile derdimizi çok öncelerden.
  • (bkz: vaatçi)
  • insanı hayata bağlayan, kamufleli yalan.
  • what kelimesinin uzatarak okunuşu.
  • yillarin turk secmeni olarak vaat kelimesi artik gozume cok karikatur gorunuyor. secim oncesi yapilan serbest atisa vaat diyorum artik. ben siyasi parti kursam vaat demem hic, proje derim, plan derim. ama vaat demem. secim oncesi soylemlerinde vaat kelimesini gorunce devamina kendimi veremiyorum, elimde degil.