şükela:  tümü | bugün
  • hakikaten de süleyman olanın anladığı kuş diliyle yazılmış ezoterik özdeyişler dizisi.
  • harabi'ye ait olan bu eseri , emekçi kalan müzikten çıkan kızılbaş albümünde seslendirmiştir.
  • emekçi'nin dile getirdiği vahdet-i vücüd'a dair bir deyiş, harabî'den:

    daha allah ile cihan yok iken, biz anı var edip ilân eyledik
    hakk'a hiçbir lâyık mekân yok iken, hanemize aldık mihman eyledik

    kendisinin henüz ismi yok idi, ismi şöyle dursun cismi yok idi
    hiçbir kıyafeti, resmi yok idi, şekil verip tıpkı insan eyledik

    allah ile işte burada birleştik, nokta-i âmâ'ya girdik yerleştik
    sırrı künh ü kenzi orda söyleştik, ismi şerifini rahman eyledik

    âşikâr olunca zât'ı sıfat'ı, kün dedik var ettik bu semâvâtı
    birlikte yarattık hep kâinatı, nam-ı nisan'ını cihan eyledik

    yerleri gökleri yaptık yedi kat, altı günde tamam oldu kâinat
    yarattık içinde bunca mahlûkât, erzâkını verdik ihsân eyledik

    asılsız fasılsız yaptık cenneti, huri gılmanlara verdik zîneti
    türlü vaatlerle her bir milleti, sevindirip sad-ı handân eyledik

    bir cehennem kazdık gayetle derin, lâf ateşi ile eyledik tezyin
    kıldan gayet ince, kılıçtan keskin, üstüne bir köprü mizan eyledik

    gerçi kün emri ile varoldu cihan, arş-ı kürsi gezdik durduk bir zaman
    boş kalmasın diye bu kevn-ü mekân, âdem'in halkını ferman eyledik

    irfan olan bilir sırrı müphemi, izhar etmek için ismi âzam'ı
    çamurdan yoğurduk, yaptık âdem'i, ruhumuzdan bir rûh revân eyledik

    âdem ile havva birlik idiler, ne güzel bir mekân bulduk dediler
    cennetin içinde buğday yediler, sürdük bir tarafa puyan eyledik

    âdem'le havva'dan geldi çok insan, nebîler, velîler oldu nümâyân
    yüzbin kere doldu boşaldı cihan, nuh nebiyyullah'a tufan eyledik

    salih'e bir deve eyledik ihsan, kayanın içinden çıktı nâgâhan
    pek çokları buna etmedi iman, anları hâk ile yeksan eyledik

    bir zaman eshab-ı kehf'i uyuttuk, hazreti musa'yı tur'da okuttuk
    sit'e çuha yaptık bezler dokuttuk, idris'e biçtirip kaftan eyledik

    süleyman'ı dehre sultan eyledik, eyyub'a acıdık derman eyledik
    yâkub'u ağlattık nalân eyledik, musa'yı şuayb'a çoban eyledik

    yusuf'u kuyuya attımış idik, mısırda kul deye sattırmış idik
    zeliha'yı ana çattırmış idik, zellesinden bend-i zindan eyledik

    davut peygambere çaldırdık udu, kazadan kurtardık lût ile hûd'u
    bak ne hâle koyduk nâr-ı nemrut'u, ibrahim'e bağ-ı bostan eyledik

    ismail'e bedel cennetten kurban, gönderdik sâd oldu halil-i rahman
    balığın karnını bir hayli zaman, yunus peygambere mekân eyledik

    bir mescide soktuk meryem ana'yı, pedersiz doğurttuk orada isâ'yı
    bir ağaç içinde zekeriyâ'yı, biçtirip kanını rizân eyledik

    beytülmakdis'te kudüs şehri'nde, nehri seria'da erden nehri'nde
    tathir etmek için gününb birinde, yahya'yı isâ'yı üryan eyledik

    böyle cilvelerle vakit geçirdik, bu enbiyâ ile çok iş bitirdik
    başka bir nebîyi zişân getirdik, anın her nutkunu kur'an eyledik

    küffârı, kureyş'i ettik bahane, muhammed mustafa geldi cihan'e
    halkı davet etmek için imane, mürtezâ'yı ana ihvân eyledik

    ana kıyas olmaz asla bir nebî, nebîler şâhıdır hakk'ın habîbi
    dünyanın ukbâ'nın odur sebebi, biz anı nebîyi zişân eyledik

    hak muhammed-ali ile birleştik, hep beraber kab-ı kavseyn'e gittik
    o makamda pek çok muhabbet ettik, leyletel'esra'yı seyrân eyledik

    bu sözleri sanma her insan anlar, kuş dilidir bunu süleyman anlar
    bu sırrı müphemi ârifan anlar, çünkü cahillerden pinhan eyledik

    hak ile hak idik biz ezelî'de, ta rûz-u elest'te kâlûbelî'de
    mekânı huda'da bezm-i celî'de, cemâlini gördük iman eyledik

    vahdet âlemini bilmeyen insan, insan suretinde kaldı bir hayvan
    bizden ayrı değil hazreti sübhân, bunu kur'an ile âyân eyledi

    sözlerimiz bizim pek muhakkaktır, doğan, ölen, yapan, bozan hep hak'tır
    her nereye baksan hakkı mutlaktır, ahvâli vahdeti beyân eyledik

    vahdet sarayı'na girenler için, hakk'ı hakk'el-yakîn görenler için
    bu sırrı harabî bilenler için, birlik meydanında cevlân eyledik
  • aleviler' e kitabsız diyenlere iyi bir ayar olabilir bu eser. şayet kendisi bizim kitabımızın ilk satırlarını oluşturmaktadır.
  • niyazi-i mısrî'ye ait vahdetnâme arzu meral tarafından yayına hazırlanmış ve revak kitabevi tarafından neşredilmiş. yayınevi bu eserle halvetîlik serisini de başlatmış deyü bir malumat aldık. hayırlı olsun, allah emeklerini bereketlendirsin temennisine iştirak ediyoruz...

    bera-i malumat kabilinden bir tadımlık: http://www.revakkitabevi.com/…fler/14vahdetname.pdf
  • niyazî mısrî vücud, vahdet-i vücud gibi kavramları ele aldığı bu risâlesi için şu cümleleri sarfediyor: "hakkâ ki bu risâle nükte-âmiz ve fitne-engîz olup nice gamzeler oldu ki devr-i kamer seyrin ve fitnesin izhâr eyledi. “ günümüz türkçesi ile söyleyecek olursak diyor ki: "gerçekte bu risâle herkesin vâkıf olamayacağı mânâları ihtiva eden fitne koparıcı bir risâledir."
    bütün felsefi ekollerin, ideolojilerin, dinlerin temel konularından olan "varlık", "vücud" konusunun insanlığın kendini "bilme" yolundaki en önemli soru işaretlerinden olduğu muhakkaktır. genel dinî yorumların dışında "varlık", "birlik" kavramlarına "mânâdan" bakmak isteyenlere mısrî hazretlerinin de buyurduğu gibi önsöz niteliğinde bir kitapçık.
  • zerre bilgisi olmadığı halde anlamadığı konularda yazıp insanların cehaleti üzerinden prim yapan, tasavvuf'a ruhçuluk ve şirk diyen, mevlana'ya mesnevi'nin başına "bunu bana allah yazdırdı" yazmış diye hazreti kafir(!) ilan eden insanlar aman bu nefesi okumasın, yanmış beyinleriyle kendi kendilerini sinirden öldürebilirler.