şükela:  tümü | bugün
  • aslında rezalet başlığı açıcaktım ama maalesef karakter sınırı sorunu...
    duyduğumda benim ağzım açık kaldı, özellikle de bazı üniversitelerin dsü'lü öğretim üyelerine yaptıkları yüreğimi parçaladı. bildiğim kadarıyla geniş geniş anlatayım.

    (ben kurum isimleri yazmayacağım ama bu başlığı gündemde tutup kurum isimleri yazarsanız en azından öğrenciler ve öğretim üyeleri hangi vakıf üniversitelerinden uzak durmaları gerektiğini bilir! özellikle de sonbaharda beklenen diğer covid-19 dalgası nedeniyle gene bir süre online eğitim yapılması olasılığı varken. hatta benim bilmediğim/duymadığım başka rezil uygulamalar da bu başlıkta toplansa ne güzel olur. anonimlik sorunu yüzünden entry girmek istemeyenler de bana dm'den ulaşırsa onların yazdıklarını da ben eklerim.)

    öncelikle kısa çalışma ödeneği başvurusundan bahsedeyim. vakıf üniversiteleri covid-19 salgını döneminde fiziksel eğitime ara verilmesi yüzünden kampüsler kapatılıp online eğitime geçildiğinde birçok giderden tasarruf etme şansına sahip oldular. ısınma, elektrik, su, temizlik, sarf malzemeleri, servis gibi ciddi gider kalemleri neredeyse sıfırlandı.güvenlik, vs gibi bazı giderler de kampüste öğrenci olmaması nedeniyle minimuma indirildi. ama öğrencilerden tam para almaya da devam ettiler. yani gelirler sabit, giderler azalınca covid-19 salgını nedeniyle karlılıkları zirveye vurdu. ama tabii ki de bu bazılarına (birçoğuna?) yetmedi. bu covid-19 salgınını nasıl daha büyük bir fırsata çevirebiliriz derken öğretim üyelerinin maaşlarına el attılar: devleti dolandırarak kısa çalışma ödeneği ile ödeme! bunu da her öğretim üyesine eşit yapmadılar tabii ki. bir kısmının maaşı tam yatarken bir kısmının maaşında kesintiler oldu.yani hangi öğretim üyesine ne kadar diş geçirebilirlerse öyle davrandılar.

    fakat vakıf üniversitelerin devleti dolandırıp yaptıkları bu fırsatçılık sadece kadrolu öğretim üyelerinin maaşlarına özgü olmadı. bazı vakıf üniversiteleri dışarıdan dsü (ders saati ücreti) ile ders veren öğretim üyelerinin paralarına da göz diktiler! onlar kadrosuz olduğundan kısa çalışma ödeneğine başvuramadıkları için ücretlerinin yarısını, çeyreğini hatta altıda birini ödediler...

    dsü'lü öğretim üyelerinin çalışma prensibini öğrenciler dahil çoğu kimse bilmez ama yurtdışında dünyanın en iyi 100 üniversitesinden birinde doktora yaptıktan sonra geri geldiğimde türkiyedeki kadro alım şartlarını sağlamadığımdan (=ensesi kalın tanıdık veya yalakalık) bir süre kadro bulamamış ve geçinebilmek için zamanında dsü'lü çalışmak zorunda kalan birisi olarak ben size anlatayım. çünkü gerçekten o arkadaşların bazılarının düştükleri durum yüreğimi parçaladı.

    öncelikle dsü'lü öğretim üyeleri kadrolu değillerdir. verdikleri ders saatine göre ücretlendirilirler. bu da üniversitesine ve fakültesine göre değişmekle birlikte örneğin bir doktor öğretim üyesi için 90-110 tl arasındadır. doktorasını yapan öğretim görevlileri de 80-90 tl gibi bir ücret alır. brüt! yani devlet okullarındaki akranları gibi haftada 6 saat derse giren bir doktor öğretim üyesinin alacağı onların yaklaşık dörtte biri, asgari ücretin altındadır. ara tatilde, yaz tatilinde ve sınav haftalarında ders olmadığı için para ödenmez. yani iki dönemde de ders verildiğini varsayarsak bir yılda toplam 20-22 hafta için ödeme yapılır. kalan 30 hafta gelirleri yoktur (bazı istisnasi durumlarda yaz okulundan da bir miktar gelir alabilirler). neyse, sözün özü bazı vakıf üniversiteleri akademide tutunabilmek için ortalamada 5 ay asgari ücretin altında maaş alıp bununla 12 ay geçinmek zorunda olan dsü'lü öğretim üyelerinin bu paralarının da duruma göre yarısını, dörtte birini, altıda birini yatırmış! ve bunu da covid-19 süresince karlılıkları artmışken yapmışlar!

    kendilerince şöyle bir hesap yapmışlar, online eğitimde şubeleri birleştirelim, zaten haftada 2 saat de ders yapılmıyor (videoyla ders daha kısa sürüyor), ona göre ücretlendirelim. yani haftalık 2 saatlik dersi normalde 3 farklı şubeye toplamda 6 saat veren bir dsü öğretim üyesi bu şubeler birleştirilince haftalık 2 saate düşmüş, online eğitimde tabii ki ders arası vs. olmadığı için dersler blok 1 saat gibi bir şey yapılınca da onu da "1 saat" olarak hesaplamışlar (sanki fiziksel derslerde de 120 dakika işleniyormuş gibi) , yani normalde alacağı paranın 1/6'sını almış insanlar. şube sayısına göre 1/2, 1/4, 1/6, 1/8'ini alanlar var... ilk bakışta bazılarınıza çok "mantıklı" gelebilir fakat işin aslı öyle değil. aşağıda da hem işin arka planını biraz detaylı anlatıp hem de bazı üniversitelerin "öğrenci başına" uygun gördükleri rakamı vereceğim. benim gibi sizin de gözlerinizin faltaşı gibi açılacağına eminim...

    biliyorsunuz bir ders verme sadece sınıfa gidip anlatmakla sınırlı değildir. slaytların hazırlığı, ders öncesi tekrar, dersin anlatılması, sınavların hazırlığı, sınavların yapılması, sınavların okunması, (varsa ödev ve projelerin okunması), öğrencilerle soruları konusunda iletişim vs. gibi ciddi zaman zaman harcanan süreçlerdir. maalesef her hocanın bunlara özen göstermediğini ve yeteri kadar zaman ayırmadığını biliyorum ama işini gerçekten iyi yapan ve bunlara özen gösteren hocalar da azımsanmayacak sayıda... neyse, eğer bir dersi ilk defa veriyorsam benim için 2 saatlik bir dersin slaytlarının hazırlanması ortalama 1,5-2 gün sürer (haftalık). işin içinde olmayan bazılarınıza bu süre uzun gelebilir, ama dersi slaytlardan anlatmayan hemen her hocada az çok bu kadar sürüyordur. çünkü konuyu bilmek başka, slaytları sadece görsel güçlendirici olarak kullanıp 1,5 -2 saat boyunca takılmadan anlatacak seviyede hazırlanmak başkadır...yani haftada 6 saat ders anlatıyorsam ve bu dersleri mezuniyetten sonra ilk defa anlatıyorsam sırf hazırlık süreci bile benim (ve işine saygı duyan çoğu hocanın) haftalık mesaisini yer.

    covid-19 sebebiyle geçilen online eğitimde biliyorsunuz vizeler için sınav yerine ödev verilmesi yönünde yök'ten bir karar çıktı. finaller için de üniversiteler serbest bırakıldı. isteyen sınav yaptı, isteyen onun yerine de ödev verdi. benin normalde bir öğrencinin sınavı okuyup notlandırmam yaklaşık 5-10 dakikamı alıyor optik form kullanılan sınavlarda ise hepsini okutmam en fazla 10-15 dk... bu covid-19 sürecindeki ödevlerin birini okuyup değerlendirmem ise ortalama 25-30 dk sürdü. yukarıda şube birleştirip "reelde" anlatılan ders saati sayısının azaltılması bazılarınıza çok mantıklı gelmiş olabililir diyordum ya, işte dersi hazırlama dışında şuradaki iş yükü bile bu dsü öğretim üyelerinin nasıl haksızlığa uğradığının en büyük göstergesi bence. çoğu bölümde bir şubenin ortalama 50 öğrenci olduğunu düşünün ödev yüzünden normalde 7-8 saat sınav okumakla harcayacağı zaman yerine 25 saat zaman harcıyor. 3 şube birleştirilip 150 öğrenci olduğunda 75 saat! normalin 10 katı iş yükü, ama ücretin 6'da biri... hatta bazı üniversiteler sınav yerine ders başına 2 ödevi zorunlu tuttu. normalin 20 katı iş yükü oldu...

    detaylar çoğaltılabilir ama ben bu vakıf üniversitelerinin bu ücretlendirme ile öğrenci başına ortalama biçtiği değeri de yazayım.haftada 6 saat ders anlatan bir dsü'lü öğretim üyesine covid-19 sürecinde bazı vakıf üniversitelerinde yatan brüt para ortalama 450 tl (net galiba 300 tl oluyor)! 3 şube birleşmişti, 150 öğrenci vardı. yani öğrenci başına aylık 3 tl... haftalık 75 kuruş... 2 saatlik bir ders için (bazı derslerin transkriptteki kredileri daha fazla olabilir ama dsü'lü öğretim üyelerine kredi başına değil, haftalık derse girilen saat başına ücret ödenir). bir öğrenci bir dönemde ortalama 5-6 ders alıyorsa (ve çoğu myo, shmyo gibi neredeyse tüm öğretim üyelerinin dsü'lü olduğu durumu düşünürsek) onun eğitimi için üniversitenin harcadığı para aylık 15 tl, dönemlik 50 tl... öğretim üyesi saygınlığını falan geçtim ama öğrencilerden dönemlik ne kadar alıyor eğitim için bu vakıf üniversiteleri kuzum? nereye gidiyor bu paralar?

    vakıf üniversiteleri bu covid-19 sürecinde öğrencilerden aldığı ödemelerden feragat etse içim yanmayacak. bu zorlu süreçte ailesi maddi olarak sıkıntıya düşmüş öğrenciler için üniversitelerinin ve akademisyenlerin el birliğiyle yaptığı bir fedakarlık deriz ama senin gelirlerin sabit, giderlerin azalmışken, karlılığın artmışken böylesi bir uygulamayı benim vicdanım almıyor.

    ben yök başkanı olsam, bu uygulamayı yapan tüm üniversiteleri direkt kapatırdım. kapatmasam bile öyle bir ceza verirdim ki akıllarından bir daha böyle bir şeyi ne onlar ne başkaları geçirsin! öğrenci başına biçilen aylık 3 tl değer nedir yahu! tamam türkiye’de eğitime verilen değer her zaman sıkıntılıydı ama şu son süreçte gerçekten soytarılık seviyesine gelmiş maalesef! bu kadar da olmamalı!

    edit: 450 tl'deki sinirden yanlışlıkla yazdığım net ifadesi brüt olarak değiştirildi. vergi dilimine ve bes payına göre değişir ama neti sanırım 300 tl oluyor. dsü öğretim üyesinin eline geçen "aylık değer"...
  • bu surec vakif universitelerinin nasil da kar amaci gudemeyecek kurumlar oldugunu gostermistir. haha. ya sen.. hayrola... demezler mi adama? demezler.. ogrenciden parani aldin mi aldin. egitim devam ediyo mu ediyo.. senin olayin ne? hangi gelirin niye azaldi? sen zaten
    neyin karini ediyodun??? demezler mi? demezler. tuvalet kagidi, elektrik, su, klima, kagit, kartus? hepsini hocalarin cebinden oduyo artik? senin hangi giderin artti niye artti? sen calisanlarini ucretsiz izne mi cikaracaktin kisa calisma odenegi olmasa? nasil cikaracaktin? hanii dersler devam ediyo?? whatsappten ordan burdan gecenin 12 sinde mesaj atiyosun mail atiyosun. sen atmasan ogrencin atiyo? nasil cikaracaktin izne? isler mi durdu?? yoo durmadi. demezler mi?? demezler.
    allan kabzimallari sizi mutevelli heyeti diyolar bi de kendilerine!