şükela:  tümü | bugün
  • burth lancaster tarafından canlandırılan şerif valdez'in, frank tanner tarafından suçlanan ve suçsuz olduğu halde öldürmek zorunda bırakıldığı afro-amerikalı*** bir adamın hamile karısına 100 dolar tazminat ödenmesini istemesiyle başlar her şey. yapılan adaletsizlikler, ayrımcılık ve eskiden daha onurlu bir adam olduğunu hatırlayan valdez'in içindeki huzursuzluk adalet isteğine dönüşüp, valdez'i toprak ağasına karşı harekete geçirir. dul ve hamile yerli kadının hakkı olan 100 doları almak için ne gerekiyorsa yapacaktır artık.

    ölen adam zenci, karısı ise kızılderilidir, aşağıdır diğerlerinden, neden tazminat ödesinki tanner?

    valdez çaresizdir, çabaları sonuç vermemiştir, artık toprak ağasının sözünü dinleyen şerif değildir, süvariyken* nasıl birisi olduğunu, şerefini, haysiyetini hatırlamıştır. yeminini bozar ve öfkesi bilenmiş bir şekilde eski silahlarını çıkarır sandıktan. frank tanner tarafından tutulmuş silahlı çakallardan bir kaç adamı pusuya düşürüp öldürür ve sadece birisini sağ bırakır mesajını iletmesi için "valdez is coming".

    edwin sherin tarafından yönetilmiş. pek bilindik bir isim değil .
  • başrolde oynayan burt lancaster'in döktürdüğü trt 1'in pazar sabahı sinema kuşağının vazgeçilmezi olan filmlerden. bıkmadan usanmadan yine yeni yeniden izlemekteyim.
  • senaryosu zayıf, sonunda hiç bir şey olmadan biten western filmi. 100 dolar için iş inada binmiştir.
  • kıymeti bilinmeyen western filmi.

    barzolar tarafından limitlerine kadar zorlanan bob valdez (burt lancaster) in, "adam olun yoksa adam ederim" mücadelesini anlatır.

    "tabi dostum, mesajını ileteceğim, ben gelene kadar sen burada bekle" sahnesi, bana yurdumun yavşaklarını hatırlatır hep.
  • sevemediğim film. sanırım burt lancaster'ın yaşlandıktan sonra rol aldığı amerikan filmlerini pek sevemiyorum. tv filmi the phantom of the opera, 66 yapımı the professionals, 60 yapımı the unforgiven, yönettiği the kentuckian... bu filmlerini sevememiştim. bunlara valdez is coming'i de ekliyorum. normalde intikam filmlerini severim. elemanımıza bir yanlış yapılır, elemanımız bu yanlışı sindiremez ve intikam arayışına yönelir, bir sürü gerilimli-aksiyonlu sahne inci gibi diziler. western filmiyse pek çok çatışma olur ve en nihayetinde elemanımız intikamını alıp izleyiciyi katharsise ulaştırır. valdez is coming de intikam filmlerinin klişelerinden besleniyor. evet, güzel tarafları var: adalet isteği, vicdanlı olmak, ezilmiş kadının hakkını aramak vs. lakin senaryo epey zayıf. ana karakter valdez'in bir zamanlar asker olduğu, iyi de nişan aldığı, vicdanlı olduğu dışında fazla bir şey söylenmiyor valdez'li ilgili. villain da klasik toprak ağası.

    asıl sorunsa çatışma sahnelerinin sıkıcılığı. izlerken uykum geldi. izleyiciyi intikam isteğine yönlendirebiliyor senarist-yönetmen. lakin iş çatışma sahnelerine gelince "bitse de gitsek" dedirtiyor. sahnelerin iyi çekildiğini, iyi kurgulandığını düşünmüyorum. son derece sıkıcı çatışma sahneleri ortaya çıkmış. final de tam bir arthouse finali maşallah. burt lancaster fena değildi.

    spoiler

    valdez'le kötü adam karşı karşıya gelirler. düello yapacaklardır. silahını hızla çekip ateşleyen hayatta kalacak. ama film düelloyu göstermiyor. geniş bir açıdan herkesi gösterip sona eriyor. arthouse film sanki. velhasıl iyi bir film değil.

    spoiler