şükela:  tümü | bugün
  • tatvan'daki birliğime katılmak için bir gün beklediğim yer.
    memleketin doğusuna daha önce hiç gitmemiş biri olan benim için ve askerliğimin de ilk günü olduğu için ilk gördüğümdeki şaşkınlığımı hala hatırlarım.
    askerliğimin tatvan'a çıktığını ilk öğrendiğimde, kısa zamanda yaptığım araştırmalar sonucunda, van'a uçakla gidip tatvan'a da karayoluyla devam edebileceğimi söyledi birisi.
    toplama merkezi diye de bir şey olduğunu söylediler ama kimsenin net bir bilgisi de yoktu.
    ben ankara'dan uçağıma bindim, neyle karşılaşacağımı bilmemenin de korkusu da vardı içimde. askerliğin ilk günü diyorum size.
    aklımdan geçen bin tane şey'e bir de van'dan tatvan'a nasıl giderim eklendi. ancak kafamdaki düşünce herkes nasıl gidiyorsa ben de öyle giderimdi. tek askere giden ben değildim ne de olsa.
    van'a iniş yaptıktan ve çantalarımızı da aldıktan sonra dışarı çıkarken "askerler buraya" diye bağıran inzibat karşıladı bizi. ohh ne güzel bizi götüreceklerdi. biraz rahatladım. iki arada bir derede evi arayıp indiğimi de haber verdim. bu arada aynı uçakla inen tertiplerimle de tanışmıştım.
    kağıtlarımızı verdik, otobüslere doluştuk, van ktm'ye girdik.
    mahşer yeri gibi bir kalabalık. izne gidenler, izinden dönenler, yeni gelenler, terhis olanlar, hastaneye gidenler ve hastaneden dönenler.
    ne olduğunu anlamaya çalışmakla geçen saatler. ilk günün dehşeti hala üzerimdeydi. bin tane yeni adamla tanıştım, tertiplerimle bir grup olduk, kurbanlık koyunlar gibi çevremize bakınıyorduk.
    yemek yedik, meyve suyu içtik, tekrar yemek yedik, tekrar meyve suyu içtik, tertiplerimle daha bir kanka olduk. muhabbet muhabbeti açtı geçti saatler.
    bu arada van'da yatacakları çağırdılar, yatak gösterdiler. biz bekleyecekmişiz.
    herkes yavaş yavaş gitti, önce yatacaklar ayrıldı, otobüslere bindirilecekler sırasıyla çağırılıp otobüslere bindirildi. biz hala bekliyoruz. en sona tatvan yani benim grubum kaldı. en sona kalan grup meğer gazinoyu temizlermiş. 15-16 kişilik bir gruptuk tertemiz yaptık koskoca gazinoyu, hortumla yıkadık, suyunu çektik filan.
    gece saat 3'te nihayet minibüse tıkışıp,yola çiktik, yorgun, alt alta üst üste uyumaya çalışarak sabah saat 7'de tatvan'daydık.
    askerliğimin ilk günümü asla unutmamama sebep olan ktm'dir van ktm. orada edindiğim arkadaşlarım tüm askerliğim boyunca en samimi arkadaşlarım olarak kaldılar. ilk günün cahilliği ve bu cahillikten kaynaklanan dehşet duygum da sanırım hayatımın sonuna kadar gitmeyecek.
    bir de bu benim van'da yatmamış halim. günlerce bekleyen adamlar vardı orada.

    (bkz: askerlik anısı)
    (bkz: bitmek bilmeyen askerlik anıları)
  • amasya'da acemiliği birlikte yaptığım tertiplerimle erciş'deki birliğimize katılmak için katılmak zorunda bırakıldığımız sikko yer.

    ayrıca tertiplerimden birinin hakkında 'allah buraya teröristi bile düşürmesin' diyecek seviyeye getiren yer.

    yatakanelerindeki yatakların kahverengine döndüğü, msb'nin büyük başarılar sonucu tozdan üretmeyi başardığı battaniyelerin ve tek iyi şeyin yemekleri olan yerdir.

    bütün bunların dışında misafir askerlerin deli gibi para harcamaya teşvik edildiği yerdir burası. ayriyetten pastahanesidir, fast food'udur, oyun salonudur ve en önemlisi telefon şarjıdır derken 1 askerin 1 haftada rahat 300 tl'den fazla para harcayabildiği bir kârhanedir. sadece askeriye ve askeriyenin açtığı ihaleyi kazananlar değil kaçak sigara vb. şeyler satanların da askeri sömürdüğü gayet net gözlemlenebilir.

    mülteci kamplarını görmüş bir gazeteci olarak buradan kötü bir mekanla karşılaşmadım hayatımda.
  • ordunun personeliyle taşşak geçtiği mucizevi tesis. bu amk ktmleri yıllardır kullanılıyor lan, üç kuruş parayı şuraya ayırıp adam gibi prefabrik bile yapamayan düzeni sikeyim. ayıp lan, suriyeli mülteci miyiz sözde vatan borcu ödeyen asker miyiz belli değil. duble yolunu siktigimin memleketi askerine bunu reva görüyorsa daha da diyecek bir şeyim yok.
  • tüm askerlerin sınır kartalları polarları ile dolaştığı yerdir.
  • en güzel yanı, yaklaşık 2 saat sırada bekleyerek aldığınız adına pizza dedikleri şeydir. yaklaşık 4 aydır buna benzer bir şey yememiş bünye için, 10 big king değerindedir. ama o pizzayı hiç yememiş olmayı tercih edersiniz, orası kesin.
  • yenekhanesinde kaşık kalmadığı için tavuğu elle yediğim, hoşafın üzümlerini elle, suyunu da ekmek banarak bünyeme kattığım, o birlikte görev yapmama rağmen triplex ranzalarında 1 hafta geçirdiğim lanet olası ahır.
  • ktm'lerin ktm'si, en büyük çile çekilen yer. üç (3) ktm gördüm, böylesini görmedim. anlatılmaz yaşanır aslında ama burayla ilgili verebileceğim en büyük tüyo, o yemekleri yemek zorunda değilsiniz. aşağıda pideci var, gidin pide yiyin. sonra da bana teşekkür edin.
  • salı günü hastaneye sevkim nedeniyle katılacağım ve tam terhis dönemi olduğu için çılgın partiler yaşayacağımı umduğum yer. dönerken kaçarı yok ama giderken kaçmak istiyorsanız (ki kaçın) van havaalanına indiğinizde ya dağ sırt çantasıyla ya da "kocaman" bir bavulla gitmekte fayda var. asker çantasıyla giderseniz sikseniz geçemezsiniz.

    ktm edit: normalde kadrolulara ayrılmış (misafirlere yassah ama taşşak ağır basarsa ayrı) internet kafeden yazdığım işbu entryde ktm'ye dair gözlemlerim şu şekildedir:

    -yarrak gibi, gelmeyin. yataklar kahverengi. banyo? eheh..
    -yemekler allah için güzel.
    -mecbur gelecekseniz kesinlikle fener ve kitap getirin. sandalyelerin üzerinde oturup beklemek dışında yapacak hiç bir şey yok. 1 kere playstation oynanır, bilemedin 2 kez. çok uzun süredir beklemekten bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum fakat heyecanlı bir kitap getirmiş olsaydım bu kadar sıkılmazdım (bkz: ölüm pornosu). yatakhaneler akşam 8'de açılıyor, hızlıca şafak attırmak için tavsiyem ağır bi uyku ilacı alın ve 8'i 5 geçe uykuya dalın.
    -cep telefonu serbest ama şarj büyük sorun. kalem pille batarya düzeneği kurmayı becerebilirseniz şarj sorunu ortadan kalkar.

    eve geldikten sonra edit:
    eve girdikten sonra annem arkamdan parfüm sıktı, o kadar diyeyim..
  • kaldığım 3 gün içinde gönderileceğim erciş'i hasretle beklememe sebep olan yer olmuştu.
    -20 derecede prefabrik koğuşun kaloriferleri yanmadığı için faranjit olmak, her gün en az 5 kere dışarıya çıkarılıp sayılmak, sivillerinle uyuyup yastıkların kirliliği yüzünden paltonun astarını yastık kılıfı yapmak, hayatında göremeyeceğin orijinallikte insanlarla tanışmak da cabası... ktm'ler zordur, çok zor... ama şartlar başka bir çözüm sunamamaktadır.
  • elazığ ktm kadar olmasa da geleni/gideni çok olur.

    sabah mıntıkası, yatak toplanması vb. birkaç angarya dı$ında bütün gün serbest bırakırlar.
    "e biz $imdi ne yapacaz" dediğinizde, sandalyeleri gösterip, dinlenin derler.
    sabah 5'ten ak$am 20'ye kadar bol bol dinlenebilirsiniz oturarak.
    hele izne giderken değil de, ilk teslim olduğunuzda uğradıysanız çok zevkli günler geçirmeyebilirsiniz.
    yorulmaktan değil, hiçbi$ey yapmayıp beklemekten sıkılmaktan.