şükela:  tümü | bugün
  • aslinda nehrin adidir. vardar ovasi bu nehrin kenarinda yer alir.
  • (bkz: varda)
  • vardar(vâr-dâr veya vár-dár), makedonya'nın ege denizine dökülen en büyük ırmağının, köprülü'nün göneyinde gradsko civarında ve hırvatistan'da osyek'in kuzeydoğusunda bir köyün, karadağ'da ise nikşiç'in doğusunda bulunan 926 rakımlı bir tepenin adıdır. görüldüğü ibi bu ad bir toponomastik terimi olarak bir ırmağa, bir tepeye ve iki köye verilmiştir.vardar adına sadece makedonya'da, hırvatistan'da ve karadağ'da rastlanmaktadır. bu adın slavlardan çok önce makedonya ve balkan yarımadasının diğer yerlerinde iskân eden hun veya avar türkleri tarafından verildiği tahmin edilmektedir.
    atalarımız orta asya'dan batı'ya veya başka taraflara göç ettikleri sırada yeni fethettikleri ve yerleştikleri topraklara anavatanlarında bıraktıkları antroponimleri, toponimleri, hidronimleri, oykonimleri ve diğer adları verdiler. antroponimlerden en çok attila, tarkan, bayan, kubrat, teteven, tervel, tutrakan, telerig, kuman, kumana, mavragan, omurtag, sarakinave diğer, toponimlerden ise en çok dervent<derbent, gerdap<girdap, demirkapı, vardar, morova, baykal, veles, velesnitsa<veles, rese, kumanova, kumaniçevo, bor, peçenetsi, tetova, karasu, kazan, aksu, balkank, şar, şara, şardağı, lika, tetova, karasu, kazan, aksu, balkan, şar, şara, şardağı, lika, banat, baniya, kula, maydan, maydanpek, bagat, karlobag, bakır, moghor, gostivar, daruvar, byelovar, vukovar, vasvar, barvar, radika, jupa, jupanya, ban, banoniva, kunova, şid, şarkamen, şarbanovats, şarbani, kumane, şarbanovtsi, gillanve diğer. görüldüğü gibi bu türk toponimlerinin bazılarına çeşitli ekler ulayarak onları slavlaştırmaya çalışmışlardır. mesela, dervent, gerdap, valesnitsa, kumaniçevo, peçenetsi, jupanya, banovina, şarkamen, şarbanovats, maydan, kula ve diğer olduğu gibi vardar kelimesine orta asya'da veya orta asya'dan avrupa'ya kadar uzanan topraklarda rastlanmaktadır.

    vardar ırmağının adı ilk defa 1020 yılında bizans kaynaklarında vardarios olarak geçmektedir. bu ırmağın adı vardarios olarak 1079 yılında bizans komutanı ve veliahdı aleksiy komnen'in anılarında da geçmektedir. aleksiy komnen anılarında aynen şöyle demektedir: "1079'da strymon ırmağının batısına geçtikten sonra önce ustrumca ve karadağ arasında bulunan bir boğazı geçtik ve daha sonra yerli halkın vardarios dediği bir ırmağa ulaştık. yeni mizya denilen dağdan kaynayan bu ırmak üsküp, iştip ve ustrumca arasında bulunan derbendlerden geerek güneyde veriya ve selanik arasında bir hududu çizdikten sonra ege denizine dökülmektedir."

    vardar kelimesiyle ilgili toponomastik biliminde çeşitli açıklamalara ve tezlere rastlanmaktadır. yunanlılar, vardar ırmağına eski makedonyalılardan kalan ve değerli bir şey veya hızlı akar, hızlı yürür anlamlarında olan axiós adını vermişlerdir. ancak onlar, vardar'a "-ios" ekini ulayarak vardarios şeklinde de kullanmaktadırlar.

    arnavut müellifi kemal murati, vardar adının hind-avrupa dillerinde karası anlamında olan bardouarios: uardarios: svvarddos veya sordos'dan geldiğini öne sürmektedir. vardar adının ohri gölünden akar karadirim ve kosova'da bu ırmağa akan akdirim ırmaklarıyla ilgili olduğunu söylemektedir. bu müellif yunanca axiós kelimesinden karasu anlamını da çıkarmaktadır. avar türklerinin köleleri ve hizmetçileri olarak makedonya'ya ve balkan yarımadasının diğer yerlerine inen slav kabileleri, vardar ırmağına bazen büyüksu demişlerdir. onlar, bu kelimeyi en çok treska nehri için kullanmışlardır. ancak onlar, vardar ırmağına slavca bir isim bulamadıklarından ötürü, günümüze kadar bu nehir için sadece vardar adını kullanmak mecburiyetinde kalmışlardır.

    vardar ırmağının ismi xiii. asırda yaşayan sırp müellifi domentiyan'ın seerlerinde de vardar olarak geçmektedir. sırp çarı stephan duşan bir konuşmasında vardar kelimesinin yerine asılsız olarak aya gregoriye veya büyüksu kelimelerini de kullanmıştır. vardar ırmağının geçtiği yerlerde slavlar bu nehire büyüksu dememektedirler. diyenler varsa da bu isim kesinlik kazanmamış ve benimsenmemiştir. çünkü vardar'ın kaynadığı gostivar'da bu nehre sadece vardar denilmektedir. bu ismi orada yaşayan türklerden başka arnavutlar, makedonlar, kıptîler ve diğer milliyetler de kullanmaktadırlar. slavlar ise büyüksu veya velika reka adını bugün çok nadir olarak treska nehrinin yukarı havzası için kullanmaktadırlar. bu nehre, vardar'a döküldüğü yerde ise sadece treska veya treska nehri diyorlar.

    görüldüğü gibi slavlar da vardar ırmağına slavca bir isim bulamamışlardır. onlar, vardar'a bazen büyüksu anlamında olan velika reka demişlerdir. ancak onu standartlaştırmamışlardır. slav halkı bu kelimeyi benimsememiştir. bu halk başlangıcından günümüze kadar vardar'a sadece vardar demiştir. bu kelime onların yayınlanmamış veya yayınlanmış arşiv belgelerinde, anılarında, edebiyatlarında, literatürlerinde, sanatlarının her dalında, folklorlarında, müzik folklarlarında, sosyo-ekonomik, kültürel, siyasî ve hayatlarının diğer kesimlerinde iyice yerleşmiştir.

    vardar, türkçe bir kelimedir. hun veya avar türklerinden kalan bir isimdir. kalkandelen-üsküp, üsküp-köprülü- köprülü-tikveş ve tikveş-gevgili arasındaki derbentlerle ilgisi olsa gerek. çünkü vardar, gostivar civarında bulunan vurtok'ta kaynaklanmakta ve adı geçen derbendlerden geçmektedir.vardar ırmağına bu adı çok büyük bir ihtimalle gostivar türkleri vermişlerdir. bu kelime vâr-dâr veya vár-dár şeklinde yazılan bileşik bir isimdir. ancak, "var"ın "-dâr" yani var+(-dar) morfemiyle türetilmesinden de meydana gelmiş bir kelime olması mümkündür. hun veya avar türkçesi'nden macarca'ya intikal etmiş "vár" kelimesinin anlamı "kale"dir. türkçe'de "var" kelimesi, mevcut, kâinatta veya düşüncede yer alan, yok karşıtı veya elde bulunan her şey anlamında değildir.

    arapça'dantürkçe'ye intikal eden "vâr" keimesinin sözlükte çok anlamları vardır:
    1. düşmanın gelmesi beklenebilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit veya dar boğazlarda yani derbentlerde güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı.
    2. çok büyük sağlam yapı.
    3. kendisine güvenilir güçlü kimseyi içinden fethetmek davasını karşı tarafta birinin yardımıyla kazanmak.
    4. kale, hisar.
    5. askerin talim veya savaşta arkaları birbirine gelmek üzere dört saftan ibaret bir kare meydana getirerek aldığı vaziyet.
    6. kalabend (arapça): kaleye bağlanmış, bir kale içinde yaşamaşya hüküm giymiş olan ve diğer anlamlar gibi.

    farsça'da benzetme edatı olan "-vâr"ın sözlükteki anlamları ise şunlardı:
    1. benzetme edatı, gibi âvâre-vâr: âavâre gibi; bülbül-vâr: bülbül gibi.
    2. kerre, defa: yek-vâr: bir kerre, bir defa.
    3. -li: ümid-vâr: ümitli.
    4. malik, sahip : mâl-vâr: mallı, mal sahibi, zengin.
    5. lâyıklık, uygunluk anlatır: gûş-vâr: kulağa takılmaya lâyık küpe ve diğer anlamları gibi.
    türkçe'de "dar", içine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol'un karşıtını ifade eden bir kelimedir. fransız müellifi e. benveniste ise latince'deki "habeo" yardımcı fiilinden mö. anadolu dillerinde, soğdca'da, almanca'da, kuzeybatı hind-avrupa dillerindeki "avoir" ve ortaçağ farsçasındaki "var" anlamında kullanılan "dar" yardımcı fiilini meydana getirmeye çalışmaktadır. ancak bu uğraşı asılsızdır. çünkü vardar kelimesindeki "dar" yardımcı fiil anlamında değildir. bu kelimedeki "dar" ya ulanan "-dar" morfemi ya da "dar" olarak çok anlamlı arapça veya farsça bir kelimedir.

    "dâr" kelimesinin arapça anlamları şunlardır:
    1. ev
    2. yer
    3. yurt, vatan, ülke.
    mesela dâr-ı leka: ahiret, dâr-ı dünya: dünya, dâr-ı islam: müslümanların hakimiyeti altında bulunan yerler.

    farsça'da "dâr" kelimesinin anlamı ise darağacıdır. dâr, mutlak ağaç, direk, çatı direği ve o gibiler. tutmak, malik ve sahip olmak, muhafaza etmek, görüp gözetmek, zaptetmek manalarında da olabilir. fakat savaş ve kavga anlamlarını da taşımaktadır.
    farsça'da morfem olarak "-dâr"ın anlamı ve örnekleri şunlardır: tutan: dekter-dâr: defter tutan. bayrak-dâr: bayrak tutan. alaka-dâr: alakalı, ilgili. hisse-dâr: hisseli. cihân-dâr: dünyayı tutan kimse, padişah.

    görüldüğü gibi ırmağa, tepeye ve yerleşim yerlerine verilen vardar adının kelime anlamını izah etmek oldukça zor bir iştir. vardar kelimesinin tepe veya rakım olarak anlamları ağaçlı, ormanlı veya gözetlemlek için uygun olan yüksek tepe olabilir. vardar kelimesinin yerleşim yeri olarak anlamı, kale koruyan, hisar tutan veya kaleli yer olabilir. hırvatistan'daki vardarats köyünün adı ise şubatın ikinci yarısından itibaren güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen yağış getiren lodos rüzgârıyla veya makedonya'da vardar ırmağının civarından hırvatistan'a göç eden biriyle ilgisi olsa gerek. çünkü, vardar'a hırvatça"-ats" morfeminin ulanmasıyla türetilmiş olan vardarats adının türkçe'deki anlamı vardarlı'dır.

    irmak adı olarak vardar kelimesinden kaleli veya kale ve hisarların hâkim olduğu ırmak, civarındaki topraklara ise kaleler veya hisaryar diyarı, yurdu, ülkesi anlamlarını vermek mümkündür. fakat, vardar'ın eski zamanlarda çok bol sulu bir ırmak olduğu ve bu ırmak üzerinde gemilerin de geçtiği bilinmektedir. bu yüzden bazı müellifler adı geçen ırmağın adının eski farsça'da büyük su, büyük nehir anlamında olan "vardar"dan geldiğini söylemektedirler. bu ırmağa 1345 yılında kendini üsküp'te çar ilan eden stephan duşan da büyük su, büyük nehir demiştir. çar duşan'ın, hatta "bugünden itibaren bu nehire vardar yerine büyüksu, büyük nehir demenizi emrediyorum" dediği bilinmektedir.
    makedonlar, vardar kelimesini çeşitli ekler ulayarak antroponim, hidronim veya toponim olarak kullanmaktadırlar.

    üsküp civarında makedonca vardişte denilen bir alanın adı vardar kelimesinin "-işte" ekiyle türetilmesinden gelmektedir. makedonlar, vardar kelimesine "-ov", "-ski", "-ovski" veya "-ova" eklerini ulayarak vardarov, vardarski ve vardarovski erkek ve vardarova kadın soyadlarını meydana getirmişlerdir. ancak, makedonlar bu soyadları günden güne daha az kullanmaktadırlar. bu soyadların türkçe'deki karşılığı vardaroğlu'dur. makedonlar, vardar kelimesine "-inka" ekini ulayarak vardarinka kadın adını da meydana getirmişlerdir. bu ad, makedon türkülerinde, özellikle vardır ırmağının kıyısında bulunan trabatovişte köyünde söylenen türkülerde çok geçmektedir. onlar bazı yerlerde vardarka kadın adını da kullanmaktadırlar.

    (bkz: http://www.ozturkler.com/)
  • ankara yenimahalle 5. durakta mukemmel dondurmalari olan bi dondurmaci.
    roma dondurmasi yazardi dukkanin onunde ben kucukken.
  • gostivar $ehrinin dogal guzelliklerinin kalbinde bulunur makedonya'nin en buyuk nehri vardar. vurtok koyunun uzerinde ba$vardar olarak nitelendirilen yerdedir kaynagi. vurtok koyunden ba$layarak akar, geni$ler yava$ca, sakince, baglari koyleri a$arak, boylece ilk $ehriyle bulu$ur (bkz: gostivar). bir dogal afet, ruh ferahlatici. sonra devam eder kendi yoluna, fakat muhattab olacagi insanlardan habersiz, boylece varir uskube (bkz: uskup) kadar fakat asla renksiz. devam eder aldirmaz bir sonraki $ehri veles'tir (bkz: veles), artik bitkindir devam eder ama, aldigi destek buyuktur dostlarindan, gevgelija'ya varir arkasinda 37 dostu ile beraber, sonra axios olur, dayanamaz artik, axios olduktan kisa bir sure sonra birakiverir kendini ege'ye.
  • ankara yenimahalle'nin meşhur dondurmacısıdır.rakibi algida'ya inat "gerçek aşk erimez" sloganını kullanır.
  • rusça müzikler dinleyen, arasıra yanında gördüğümüz tanıdıklarına "spasiba" falan diyen, muhtemelen yabancı kanalları çeken kibar bir adamın işlettiği harika dondurmalar yapan mekan.

    ~ müdür yalnız bu tanım eksik: ankara - yenimahalle'de bulunan ve ankara'nın -bence- en iyi dondurmalarını yapan yılların dondurmacısı. adı vardaroma oldu gerçi, ama ne zaman bilmiyorum.
  • makedonya da uretilen bir sigara markasi.
  • üsküp'ten selanik'e yapılan üç-dört saatlik otobüs yolculuğunda hep yanıbaşınızda akan gür nehir.