*

şükela:  tümü | bugün
  • kırklar meydanına vardım
    gel beri ey can dediler
    izzet ile selam verdim
    gir işte meydan dediler

    kırklar bir yerde durdular
    otur deyü yer verdiler
    meydana sofra serdiler
    lokmamıza ban dediler

    sıdk ile tevhid edelim
    çekilip hakk'a gidelim
    aşkın dolusu içelim
    kalalım mestan dediler

    düşme dünya mihnetine
    talip ol hak hazretine
    ab-ı kevser şerbetine
    parmağını ban dediler

    erenler kalbi ganîdir
    yuduğu kalbi arıdır
    gelişin kanden beridir
    gel şöyle ihvân dediler

    gördüğünü gözün ile
    beyan etme sözün ile
    neden sonra bizim ile
    olursun mihman dediler

    kalkıp semalarla oyna
    açılıp pâk olsun ayna
    kırk yıl bu kazanda kayna
    dahi çıksın can dediler

    çık semâha bile oyna
    kalbin olsun bir âyine
    alemi varlığa sayma
    bu manide şan dediler

    behey abdal nedir halin
    hakk'a şükret kaldır elin
    kesegör gıybetten dilin
    cümlemiz yeksan dediler

    şah hatayi konmuş burda
    tazece uğramış derde
    mürşitten açılır perde
    gör imdi ey can dediler

    şah hatayi'nin* devriyesi, "kırklar yaylasına vardım", "vardım kırklar meydanına", "vardım kırklar meclisine" veya "kırklar meydanına vardım" adlarıyla bilinir. yukarıda kendi sesinden örneği verilen sebilci hüseyin efendi'nin uşşak bestesi ve anonim rast bestesiyle tekkelerde okunur. cem evlerindeyse halk müziği kalıplarıyla. lütfü gültekin kaydı: https://youtu.be/ubxld-gkals

    uşşaki yolunda, bu iki üslubun arasında bir söyleniş tarzı var: https://youtu.be/ojm01agd6ug

    ayrıca cem karaca, şah mat mı padişah mı isimli eserinde deyişe terakkiperver yorumunu katmıştır.

    kırklar meclisi izleğini takip eden diğer devriyeler, davut sulari'ye ait kırklar kapısı
    ve pir sultan abdal'ınki; çıktım kırklar yaylasına'dır.

    hû dost yâr