şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tágma ton varángon)
    10. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar bizans imparatorlarının kişisel korumalığını yapan bizans ordusunun seçkin birliğidir.
    muhafızlar ilk defa kiev prensi i. vladimir'in hristiyanlığı kabülünü takiben 988 yılında imparator ii. basileios'un yönetiminde oluşturuldu. vladimir, vareg savaşçılar ile kiev'in yönetimini ele geçirmesinden sonra, yapılan askeri yardım anlaşmanın bir parçası olarak 6.000 askeri basileios'a yolladı. basileios'un sadakatları sıklıkla değişen kendi askerlerine güvenmemesi, siyasetten uzak kalan vareglerden kendine bir muhafız taburu kurmasına neden oldu. yıllar boyunca, isveç, danimarka ve izlanda'dan yapılan yeni asker alımları ile geç 11. yüzyıla kadar baskın olarak iskandinav kökenli kaldı.
    birçok iskandinav erkeğin bu birliğe yazılmak için ülkeyi terk etmesi nedeniyle, västergötland vilayetinde bir orta çağ isveç kanunu yunan (bizans imparatorluğu için kullanılan iskandinav terimi) kalan hiç kimsenin mirastan yararlanamayacağını belirtir. 11. yüzyılda, iki diğer avrupalı saray daha iskandinav asker almaktaydı: kiev rusları yaklaşık 980-1060 ve londra 1018-1066.

    ilk yüzyıl, birlikler iskandinavlardan oluştu, normanlar'ın ingiltere'yi istila etmesi ile anglosaksonlarda birliklere katılmaya başlamıştır. geç 11. yüzyılda imparator i. aleksios komnenos döneminde bizans vareg muhafızları geniş şekilde anglosaksonlardan ve vikingler ile onların kuzenleri normanların ellerinden kaçan diğerleri'nden temin ediliyordu. anglosakson ve diğer alman insanları, vikingler gibi ölümüne hizmet etme geleneğini taşıyorlardı, ingiltere'nin norman istilasından sonra birçok savaşçı toprağını ve bağlı olduğu efendisini kaybetti ve yaşamak için başka yer aramaya başladı.
    vareg muhafızları yalnızca bizans imparatorlarının korumalığı yanında, bizans ordusu ile birçok savaşa katılmışlar ve bir savaşın en kritik anlarında kullanıldıkları için önemli bir rol oynamışlardır. geç 13. yüzyılda, varegler çoğunlukla etnik olarak bizanslı yunanlar tarafından asimile edilmişler, en az 14. yüzyıl ortalarına kadar hizmet etmişler ve 1400 yılında konstantinopolis'te hala kendilerini vareg olarak tanımlayan bazı insanlar vardı.

    tarihçe
    911 yılına kadar, varegler bizanslılar için savaşan paralı askerler olarak tasvir edilir. 902 yılında aklaşık 700 vareg, dalmaçyalılar ile beraber girit emirliği'ne yapılan bizans deniz seferine denizci olarak katılmışlar ve 629 tanesi konstantinos porfirogennetos komutasında 949 yılında geri dönmüşlerdir. 415 kişilik bir vareg birliği, 936 yılında yapılan italyan seferine katılmıştır. 955 yılında suriye'de araplar ile yapılan savaşlara da vareg birliği katılımı da kayıt edilmiştir. bu dönemde vareg paralı askerleri, hetaireia dahilindeydi.
    988 yılında, ii. basileios kiev prensi i. vladimir'den tacını korumaya yardım etmesi için askeri yardım talep etti. 971 yılındaki dorostolon kuşatması sonrası babası ile yapılan anlaşma uyarınca, vladimir, basileios'a 6.000 asker yolladı. karşılığında basileios'un kızkardeşi anna porphyrogenneta ile evlendi. vladimir ayrıca hristiyan oldu ve kiev rusları hristiyanlığı kabul etti.
    989 yılında, varegler, basileios'un liderliğinde bardas fokas'ı yenmek için hrisopolis'te karaya çıktılar. muharebe alanında, fokas, rakibinin vuruşu ile öldü, liderlerinin ölümü ile, fokas'ın birlikleri döndüler ve dağıldılar. kaçan orduyu takip edip öldüren vareglerin gaddarlığı not edilmiştir. bu askerler, 11. yüzyılda güney italya'da bizans egemenliğini yok eden normanlar ve lombardlara karşı geniş bir hizmet veren vareg muhafızlar birliğinin nüvesini oluşturdular. 1018 yılında, italya valisi basileios boioannes, barili melus'un lambard isyanına karşı ii. basileios'tan destek istedi. vareg muhafızlar birliğinin katılımı ile bizanslılar cannae muharebesi'nde büyük bir zafer kazandı.

    varegler ayrıca, 1038 yılında georgios maniakes yönetiminde araplardan sicilya'nın kısmi yeniden fethine katılmışlardır. burada italya'ya yeni gelmiş macera arayan normanlar ve bizans kontrolünde apulia'dan lombardlar ile beraber savaşmışlardır. sonradan norveç kralı olan harald hardrada bu birliğin öne çıkan üyesiydi. maniakes, lombardların liderleri arduin'i herkesin önünde küçük düşürerek dışlaması nedeniyle önce lombardlar sonra onları izleyen normanlar ve varegler savaşı terk etti.
    bu olaydan çok sonra olmayan bir zaman katepano mikhail doukeianos bari'de vareglerden bir kuvvet konuşlandırdı. 16 mart 1041 tarihinde venosa yakınlarında normanlar ile savaşmak üzere çağrıldılar. ofanto nehrinde geçerek geri çekilirlerken bir çoğu boğulmuştur. eylül ayında eksaugustus boioannes, italya'ya küçük bir vareg birliği ile gözden düşmüş doukeianos'un yerine gönderildi. 3 eylül 1041 tarihinde, normanlar tarafından savaşta bozguna uğratıldılar.
    son katepano'ların çoğu konstantinopolis'ten vareg birlikleri ile gönderilmişlerdir. 1047 yılında john raphael, bari'ye vareg birliği ile gönderildi fakat barililer birlikleri kabul etmediler ve raphael de dönemini otranto'da tamamladı. 20 yıl sonra, 1067 yılında, güney italya'nın son bizans katepanı mabrica ve vareg birlikleri gelip, brindisi vetaranto'yu aldı. 1071 yılında bizans için felaket ile biten malazgirt meydan muharebesi'nde imparatorun etrafındaki korumalarının tamamı öldü.

    ilk yüz yıl iskandinavlardan oluşan ana yapı, normanlar'ın ingiltere'yi istila etmesi ile anglosaksonlar da birliklere katılmaya başlamıştır. 1088 yılında, anglosakson ve danimarkalılar akdeniz yolu ile bizans imparatorluğu'na göç etmişlerdir. 235 gemi ile 5000 tanesi gelmiştir. bunlar imparatorluk hizmetine girmemiş, karadeniz sahilinde şehrin inşasını ve güvenliğini i. aleksios komnenos için sağlamışlardır. bu insanlar o günden sonra englinbarrangoi (anglo-varegler) isimlendirilmiş ve vareg muhafızları için yaşamsal olmuşlardır. aşağı balkanları da istila etmek isteyen robert guiscard komutasından normanlara karşı sicilya'da savaşmışlardır.
    1080 yılında bu birlik hakkında yazan vakanüvis ve prenses anna komnena, onlara britanya adaları ya da iskandinavya farketmesin hepsine thule'den olma "balta taşıyan barbarlar" demektedir. aynı şekilde sivil memur, asker ve tarihçi yannis kinnamos onları imparatoru koruyan balta taşıyan, uzun zaman önce roma imparatorlarının hizmetine giren britanyalılar" olarak adlandırmaktadır. kinnamos'un geç 12. yüzyılda yazdığı bu ifadesi dördüncü haçlı seferi'ne kadar muhafızların sakson ve danimarkalı yapısını gösterir.

    vareg muhafızlar, kılıç kullanmak ve ok atmakta yetenek sahibi olmalarına rağmen uzun baltalarını ana silahları olarak kullanırlardı. anna komnena'nın aleksiad adlı eseri gibi bazı kaynaklarda, hem vikingler hem de seçkin anglosakson savaşçılar, normalde piyade olmalarına rağmen stratejik olarak hareketliliğe ihtiyaç duyduklarında at kullanılardı. muhafızlar esas olarak konstantinopolis çevresinde yerleşiklerdi ve bukoleon sarayı yerleşkesinde barakaları vardı. muhafızlar ayrıca savaş meydanında orduya eşlik ederlerdi. bizans vakanüvisleri sıklıkla savaştaki özellikle yerel barbar insanlar ile karşılaştırıldıklarındaki cesaretlerini not etmişlerdir. 1122 yılında imparator ii. yannis komnenos emrinde kazanılan beroia muharebesi'ndeki bizans zaferinde hayati rol oynamışlardır. vareg muhafızlar, peçeneklerin savaş arabaları ile kapatılan düşman çemberini yarmayı başarmışlar ve kamplarına ulaşılması için bir yol açmıştır. yannis kinnamos, istisnasız tamamının rhomphaia isimli silah taşıdıklarını belirtir, fakat bu bizans edebiyatında attisizm etkisinin ürünüdür. rhomphaia terimi, mikhael psellos tarafından daneaxe için kullanılmıştır.

    dördüncü haçlı seferi sırasında konstantinopolis'in savunmasında etkili olmuşlardır. ingiliz ve danimarkalılardan oluşan muhafızların rolü, söylendiğine göre "çok şiddetli savaştılar, balta ve kılıçlar ile göğüs göğüse bir mücadeleydi, saldırganlar duvara geldiklerinde her iki taraftan da diğer tarafa esir düşen oldu". en az 14. yüzyıl ortalarına kadar hizmet etmişler ve 1400 yılında konstantinopolis'te hala kendilerini vareg olarak tanımlayan bazı insanlar vardı.

    fonksiyonları
    vareg muhafızlar'ın görev ve amaçları tamamen aynı olmamakla beraber kievli druzhina'ların, norveçli hird'lerin ile iskandinav ve anglosaksonların húskarl'larının verdikleri servislere benzemektedir. vareg muhafızlar, imparatora sadık kalacaklarına dair bir yemin ederek, kişisel koruma olarak hizmet etmişlerdir.
    vareg muhafızları, savaşların sadece kritik anlarında ya da muharebenin çok sertleştiği zamanlarda kullanılırlardı. zamanın bizans vakanüvisleri, coşku ve dehşet karışımı ile "iskandinavlar, hem görünüm hem ekipmanları ile savaşırlar, ne kaybedecekleri kana ne de yaralanmalarına bakmaksızın pervasız bir öfke ile saldırırlardı" diye not almışlardır. bu tarif muhtemelen, kendinden geçme hali ile yaralarından acı duymayan ve insan üstü güç sahibi olan berserkergang'a atıfta bulunmaktadır. bizans imparatoru öldüğü zaman, vareg muhafızlar'ın imparatorluk hazinesine koşup alabildikleri kadar altın ve değerli taş alma hakları verdi ve bu usul eski nors dilinde polutasvarf* olarak bilinir. bu imtiyaz, birçok vareg muhafızının eve zengin olarak dönmesini mümkün kılmış ve daha birçok iskandinavın miklagarar ** şehrine muhafız olarak yazılmasına neden olmuştur.
    vareg muhafızların sadakati, bizans yazarların kinayesi olmuştur. imparatorluk tacını 1081 yılında ele geçiren babası aleksios hakkında yazarken, anna komnena, hala imparator olan nikeforos'un muhafızlığını yapan vareglere saldırılmaması için tavsiye aldığını not etmiştir, varegler için "imparatorlara sadakate ve onların insanlarını bir aile geleneği olarak, gizli bir hazine olarak korumaya inanmışlardır" diye yazar. bu bağlılık için şunu not etmiştir:"bozulmamışlıklarını muhafaza etmişler ve ihanetin en ufağına dahi yüz vermemişlerdir".

    ii. basileios tarafından güvenilir bulunulmayan yerli bizans muhafızlarının aksine vareg muhafızlarının sadakati tacın altında duran adama değil imparatorluk pozisyonunadır. bu konu 969 yılında imparator ii. nikeforos'a yapılan ve ölümüyle sonuçlanan suikast olayında açıkça görülür. bir uşak, imparator saldırıya uğradığında muhafızları çağırır, fakat geldiklerinde imparator ölmüştür. muhafızlar, hemen i. yannis çimiskes önünde diz çökmüşler ve onu imparator olarak selamlamışlardır. "yaşarken, son nefesine kadar onu savunurlar: ölüyken, intikam almak için bir sebep yoktur. onların artık yeni efendileri vardır."

    bu şöhret, gerçek ile en azından kaydedilmiş iki olayda çelişmektedir. 1071 yılında, imparator iv. romanos diogenes selçuk sultanı alp arslan tarafından esir alınıp daha sonra serbet kalıp konstantinopolis'e dönerken bir saray darbesi oldu. sezar yannis doukas, vareg muhafızlarını kullanarak imparatoriçe eudokia'yı tutukladı ve yeğeni vii. mikhail'i imparator ilan etti. sonuçta, mevcut olmayan imparatoru savunmak yerine, gaspçı varegleri kullanılarak tahta ulaşmıştır. daha fesat bir olay ise tarihçi yannis zonaras tarafından yazılmıştır. iii. nikeforos, general nikeforos bryennios 1078 yılında kör edildikten sonra muhafızlar imparatora isyan etmişler, "onu öldürmek için plan yapmışlar" fakat isyan sadık birlikler tarafından bastırılmıştır. muhafızlar, af dilemişler ve affedilmişlerdir.

    şöhretleri
    vareg muhafızları, walter scott'ın parisli kont robert romanında bizans kuvvetlerinin en kuvvetlisi ve en sadık parçası olarak gösterilse de, muhtemelen bu abartıdır. fakat abartma, vareg muhafızlarını soylu zalimler olarak tanımlayan bizans yazarların kendileri ile başlamıştır. birçok bizans yazar onları vareg muhafızlarından ziyade balta taşıyan yabancılar* olarak tanımlamışlardır.

    onların kuvvetli sadakati dışında, 11. yüzyıl boyunca en bilinen özellikleri büyük baltaları ve içmeye olan eğilimleridir.

    vareg muhafızları hakkında çok içmeleri ya da sarhoş olmaları hakkında sayısız hikaye vardır. 1103 yılında, danimarka kralı i. eric'in konstantinopolis ziyaretinde, muhafızları daha ölçülü hayat ve sarhoşluğa kendilerini vermemeleri konusunda cesaretlendirmiştir. sonuçta, 12. yüzyılda onların, imparatorun şarap torbaları olarak tanımlanmaları çok sürpriz değildir.

    runik taşlar
    vareg muhafızların yaşadığı büyük acılar isveç'in yabacı seyahatlerinin anlatıldığı runik taşlar'ın büyük kısmında yansıtılmaktadır. bu taşlar, vareg muhafızların sonraki üyeleri ya da hatıralarına dikilmişlerdir. dört italya runik taşını içeren daha küçük bir grup, muhtemelen güney italya'da ölen vareg muhafızlar üyelerinin hatıralarına dikilmiştir.
    en eski bizans runik taşı rak tarzı 6 taştır. rak tarzı 1015 yılı öncesi dönemi gösterir. bu taşlar arasında, skepptuna runik taşı u 358, västra ledinge runik taşı u 518, nälberga runik taşı sö 170 ve eriksstad runik taşı sm 46 vardır.
    daha sonraki dönem runik taşları arasında en çok göze çarpanlardan biri pr4 tarzında olan ed runik taşı u 112'dir. ed gölünün batı kıyısında büyük bir taş parçasıdır. taşta vareg muhafızlarının komutanı ragnvaldr'ın eve döndüğünü ve bu taşı ölü annesinin hatırasına bu yazıyı yazdırdığı yazmaktadır.
    ed runik taşı u 104 gibi pr5 tarzı en genç runik taşlar 1080–1130 arası döneme aittir, bu dönemden sonra runik taş modası geçmiştir.
    varegler, erken 11. yüzyıl dönemde risbyle runik taşı u 161'e kazınmış bizans haçına yemin edip, bizans kültüründe basılı iz bırakmadan evlerine dönmezlerdi. bizans haçı günümüzde günümüzde yerel kasaba täby şehrinin armasıdır. ironik bir şekilde ingiltere'de üç danegeld alan viking borrestalı ulf tarfından, bunu kutlamak için orkesta runik taşı u 344 yaptırılmıştır.

    nors sagaları
    sagalara göre batı norsları, doğu norslarından daha sonra muhafızlık hizmetine girmişlerdir. laxdæla saga, yaklaşık 1006 yılında doğan izlandalı bolli bollason'un bilinen ilk izlandalı ya da norveçli vareg muhafızı olduğunu bildirir. konstantinopolis'e danimarka üzerinden yapılan seyehatta, vareg muhafızlarında birçok yılını harcamıştır; "o tüm amellerinde en cesur olanı ve en ön cephede diğerleri ile omuz omuz yürüyen olarak bilinirdi." saga, ayrıca onun takipçilerinin imparator'dan süslü güzel elbiseler aldığını kaydeder ve kazandığı bu etkiyi izlanda'ya döndükten sonra da taşımıştır:

    bolli 12 adamla gemiden inmiştir ve tüm adamları kızıl rengi elbiseler giymişlerdi ve altın yaldızlı eyerlerin üzerinde ve hepsi birbirine bağlı bir grup olarak aralarında bolli eşsizdi. kral tarafından verilen kürk elbiseleri, üstünü kaplayan scarlet pelerini ve kabzası altın ile süslenmiş, kemeri altın ile dokunmuş footbiter isimli kılıcı belindeydi, kafasında mücevherler ile süslenmiş miğfer, yan tarafında üzerinde altın bir şövalye olan kırmızı kalkanı vardı. yabancı ülkelerde gelenek olduğu üzere elinde bir hançer taşıyordu, ne zaman kışlalarından çıksalar kadınlar gözlerini bolli ile onun ve takipçilerinin azametine sürekli bakmak dışında başka bir şeye dikkat etmiyorlardı.

    vareg muhafızlarından ayrıca njal'ın sagasında, kolskegg an icelander isimli kişinin önce holmgar(novgorod)'dan geldiği sonra miklagard(konstantinopolis)'a giderek imparatorun hizmetine girdiği şeklinde anlatılmaktadır. "onun hakkında duyulan son şey orada bir hanımla evlendiği, vareglerin komutanı olduğu ve öldüğü güne kadar orada kaldığıdır."

    belkide en ünlü vareg muhafızı, geleceğin norveç kralı harald hardråde (sert-hükümdar) olarak bilinen iii. harald'dır. evinden ayrıldıktan sonra önce kiev ruslarının yaşadığı eski nors metinlerinde "gardaríki" ismi verilen bölgeye sonra 1035 yılında vardığı konstantinopolis'e gitmiştir. hizmet ettiği süre boyunca onsekiz savaşa katılmıştır ve general basileios boioannes emri altında güney italya ve bulgaristan yanında anadolu ve sicilya'da araplara karşı savaşmıştır. seyahatleri, ismini taşıyan sagada geniş şekilde yer almaktadır.
    vareg muhafızı harald, manglavites ve spatharokandidatos ünvanlarını kazanmıştır.