1. "...ibadetin hikmeti
    ibadet etmekten amaç, ezeli ve büyük varlığa gönüllerin yönelmesi ve kapılmasıdır. yoksa dünya umuruna dalmış bir kalp ile bin sene namaz kılmış ve oruç tutmuş olsan, bundan dolayı hiçbir sevap ve mükafat kazanamazsın.

    boşuna tapınmak
    insanların bazısı bazısına, bir kısmı gümüş ve altına veya büyüklüğe, bir kısmı da yenilecek ve içilecek şeylere tapıyorlar da, allah'a ibadet etmekte olduklarını sanıyorlar.

    ben allahım (enel hak) denilebilir mi?
    ağacın "inni enellahü",yani "ben allahım" demesi bir insanın bu sözü söylemesinde şaşılacak bir şey bulunmadığının kanıtıdır. madem ki bütün alem hakkın suretinden ibarettir. o halde her kim ve hangi şey "ben o'yum." dese, yalan söylemiş olmaz. çünkü buradaki (ben) sözcüğü alemin bir parçası olan söylemek mazharını taşıyan şahsa değil, alem suretinin gerçek sahibi bulunan hakka işarettir..."

    (bkz: seyh bedreddin)
  2. "içe gelen düşünce" anlamı da var(mış).
  3. osmanlıca hukuk terimi
    meali: gelirler.
  4. geçen yıl ölen ismet zeki eyuboğlu'nun bedreddin'in eserini yorumladığı aynı adlı kitabının başında necati bey'den alıntı olarak şu epigraf bulunur:

    "ayağı yir mi basar zülfüne ber-dâr olanun
    zevk ü şevk ile virür cân u seri döne döne"

    (seyh bedreddin'in asılarak öldürülmesine ithafen)
  5. yaratılış, insan, tanrı, evren, ölüm ve ölümsüzlük gibi birçok konuyu, islam dininin uygun görmediği bir bakış açısıyla yorumlayan, çağının ilerisinde bir kitap... bektaşilik ve batınilik düşüncelerinin geliştirilmesine dayanır...

    bedreddin'e göre insan tanrıya en yakın varlıktır. tanrı, insanın özündedir. bu nedenle insan tanrıdır, tanrı da insan: enel hak... insan, doğa ve tanrı arasında hiç fark gözetmeyen bu düşünce, panteizmin en gelişmiş ve ateizmle buluşmuş biçimidir...

    tüm nesneler, türlerine ve niteliklerine göre sıralandıkları evrende düzensiz bir bütün oluşturur. bu bütün tanrıdır ve onun, bir nesnenin doğasında olmayanı o nesneden istemeye yetkisi yoktur...

    tüm aşamalar nesneler evreninde toplanmıştır: nesne ortadan kalkarsa ne ruhlardan ne de soyut varlıklardan iz kalır: zamanın başladığı sıfır noktası diye bir şey olmadığı için, mesela "nesneye dönüşmenin utancı" da, insana yakışan, onun kendisini aşmasına yarayan göreceli ve geçici bir bakıştır...

    aslolan, maddenin hareketlilik ihtimallerine müdahale edebilmektir...
  6. "aliskanliklarini yak ki olaganustu seylere eresin".
  7. "dışa dönük görünüşlerle uğraşan bilginlerin allahüteala işlerini ıslah etmiş ve onları içi bırakıp, kabuklarla uğraşmaya yönlendirmiştir. bu bilginlerin çoğunun içi yarılıp, bakıldığında, dünya sevgisi ve başkanlık hırsından başka, dinle ilgili hiçbir ize rastlanmaz. allah onları rezil etsin." gibi bir cümle geçer içinde... gündelik hayattaki islam’a ilişkin şekil ve tasvirlerin aslında bize anlatıldığı gibi olmadığını ve böyle bir temsil yoluna gidilmesinin ardında belli bir iktidar ilişkisinin yattığını dile getirirken michel foucault, jacques derrida gibi zevatlara yüzyıllar öncesinden seslenir.
  8. şeyh bedreddin, tasavvuf alanında ki çalışmalarını derinleştirdikten sonra içe kapanma yöntemi ile* tek gerçek olan tanrı’ya ulaşacağına, o’ nunla birlik ve bütünlük içinde varlığını sürdüreceğine inanmıştır. şeyh bedreddin’ in bu tasavvufi düşüncesi genel toplum anlayışına toplum içindeki bireye bakış açısına da ışık tutacak ve ortak mülkiyet kavramını geliştirmesine temel olur. bedreddin’ in varidat isimli eseri konuşmalarından derlenmiş ve genel kavramlar hakkında ki düşüncelerini anlatır niteliktedir. varidat; bedrettin tarafından içe doğuşlar anlamında kullanılmıştır. varidat'ı ana başlıklar halinde inceleyecek olursak;

    -insan :
    --- alıntı ---
    insan özü, taşıdığı taşıdığı yetenekler bakımından tanrı’nın benzeridir. diri yaratıklar içinde tanrı’ya benzeyen, o’nun bir takım özelliklerini taşıyan yalnız insandır. adem, yüce tanrı’nın örneği biçiminde yaratılmıştır. o’nun görüş biçimi tanrı’yı yansıtır.*
    --- alıntı ---
    şeyh bedreddin’ in insan hakkında ki görüşleri tasavvuftaki vahded-i vücud (tek vücud) anlayışını bizlere hatırlatır. buna göre, evrende bir ve tek olan tanrı’dır. tanrı öncesiz olduğu için yaratılmamıştır. genel islam kurallarına göre tanrı evreni ve canlıları yaratmıştır inancı kabul görürken şeyh bedrettin ve vahdedi vücutçular bunu daha farklı yorumlamışlar tanrı’nın görünme biçimini evren ve evrendeki canlılar olarak yorumlamışlardır. yaratmaktan ziyade insanın ve evrenin tanrıdan çıktığını (fışkırdığını) ileri sürerek var olan her şeyin tanrı’nın bir görünüş biçimi olarak algılanması gerektiğini savunmuşlardır.

    --- alıntı ---
    insanı insan yapan bir öz vardır. hayvanda hayvan olan öz neyse, insanda insan olan öz de odur; ayrılık yalnızca yetenek bakımındandır*
    --- alıntı ---

    şeyh bedrettin’in insanın içinde (tin yani ruhunda) var olan bu özün kur’an-ı kerim’de de belirtildiği gibi allah tarafından insanlara üflendiğine, yani her insanda asla değişmeyecek, bozulmayacak tanrı’ya ait bir öz olduğuna inanır. öte yandan bu kısımda ki bir önemli noktada şudur ki şeyh bedrettin bu özün tüm insanlarda var olduğunu ifade eder. geniş anlamda yorumlayacak olursak bu düşünce, kendisini tanrı’nın elçisi olarak gören padişahın kutsaliyetine de balta vurmaktadır. zira tüm insanlarda zaten böyle bir kutsal yön bulunmaktadır. öte yandan şeyh bedrettin insanlar arasında ki tek farkın kendi özel yeteneklerinde bulunduğuna dikkat çekmiştir ve yazılarında her insanın eşit olarak tanrı’nın elçiliği görevinden sorumlu olduğunu ısrarla belirtmiştir. bir anlamda insanlar arasındaki statü farklılıklarını ortadan kaldırmaya değin varacak olan bu görüşün temelinde tüm evreni tanrının görünüşüne dair parçalar olarak algılamak yatar.

    - tanrı :
    --- alıntı ---
    evrende tanrı’dan başka varlık yoktur. bütün evren tanrı’da, tanrı bütün evrendedir.*
    --- alıntı ---

    --- alıntı ---
    tanrı, bütün işlerin kendi özünden doğması, olgunluk nitelikleri ile nitelenmiş olması yüzünden salt(mutlak) varlıktır, o’na tanrı denmesi bundandır.tanrı görünüş alanına çıktığı nesnelerde kendi özünü yansıtan niteliklerle görünüş lanına çıkar.buna karşılık her nesne gerçekten tanrı’dır. her varlık tanrı’dan gelmektedir.*
    --- alıntı ---

    şeyh bedrettin bu noktada klasik islami anlayıştan ayrılmıştır. zira genel islami yorumlara göre tanrı; bilinmeyen, görülmeyen hatta insan aklı ile anlaşılamayacak, kavranamayacak bir yaratıcı niteliğindedir. oysa bedrettin, evreni tanrı’nın parçaları gibi düşünmüştür ki zaten vahded-i vücud felsefesine göre tüm var olanları bir yap-bozun parçaları olarak düşünürsek parçalar birleştiğinde ortaya çıkan şey, tanrı’dır.

    --- alıntı ---
    tanrı bir olur gökkatı biçiminde görünüş alanına çıkar,bir olur melek.bir olur öğeler niteliğine bürünür,bir olur madenler, bitkiler,hayvan ve insan kılığında görünür,aşağılıkların en aşağısına yüceliklerin en yücesine çıkar.öğeler kılığına bürünen sonra kılıktan kılığa girerek maden görünüşünde olan,oradan bitkiye sonra hayvana daha sonra insana dönüşen,o biçimlerde görünen yalnzı o’dur ve görünüşler ortadan kalksa da salt(mutlak) varlık olan tanrı kalır.*
    --- alıntı ---

    bu düşüncenin etkisinde oluşan inanç bu gün hala anadolu topraklarında görülmektedir. klasik ahiret inancından farklı olarak bu düşünce yaşamın hiç değişmediğini ancak beden ile yaşam arasında sürekli bir döngü olduğunu temel alır.
    insan ölür ve toprağa gömülür, o toprakta bir çiçek biter ve bir arı o çiçekten bal alır ve böylece yaşam süreci devam eder.*

    - evren :
    --- alıntı ---
    evrende buluna görünen ne varsa tanrı’dır,her nesne gerçekten tanrı’dır.öyleyse onlardan biri ben tanrı’yım derse doğrudur.her nesnede varlık özü vardır, hiçbir koşula bağlanmaksızın her varlığa tanrı denilmiştir.gerçekte her şey birdir.*
    --- alıntı ---

    şeyh bedreddin’ e göre evren ve evren içerisinde ki tüm varlıklar dolaylı birer varlıktır. salt (mutlak) varlık tanrı’nın görünmek istemesi ile var olma yeteneği kazanmışlardır.

    - düş :
    --- alıntı ---
    insan uyanıkken bildiği, gördüğü nesneleri düşte de görür, işittiği sözleri düşte de işitir.gördüğü nesneler başka varlıklar olup; düş, tinin(ruhun)soyut varlıklar evrenine ulaşması sonucu oluşsaydı insanın hiç görmediği, gönlünden geçirmediği nesneleri duyması,görmesi gerekir, kendi türünden olmayan varlıkları da görebilirdi.kişinin gördüğü düş ancak düşündükleridir . düşünme yeteneği ne denli arınmış,ne denli sağlıklı kalmışsa düşte gördüğü nesneler de o oranda doğru çıkar.*
    --- alıntı ---

    şeyh bedreddin’ in düş (rüya) hakkında ki görüşleri çağının çok çok ötesinde olmakla beraber neredeyse tüm tarikatlarda dilden dile anlatıla gelmiş rüyaların kutsaliyeti inanışına da karşı çıkmaktadır. bugünkü bilimsel anlayışa yakın olarak rüyaların günlük yaşantı ile orantılı, günlük yaşamın bir bilinçaltı yansıması olduğunu ifade eder. ayrıca bedreddin gönlü arınmış kimseler derken gerçek bilgiye ulaşmış kimseleri kast etmektedir. gerçeğe ulaşabilen insan bedreddin’ in eserlerinde geniş yer tutar. o’na göre; islami kuralların uygulanmasında ortaya çıkan tüm problem ve sıkıntılar aslında gerçekliğe uğramamış insanların yanılgılarından kaynaklanmaktadır. birçok yazı ve konuşmasında kur’an ve hadislerin temel alınması gerektiğini ifade eden bedreddin kişilerin kendi kafalarınca yorumlar yapmaları ve her şeyi aslında olmayan tamamen bir düş ürünü olan öbür dünyaya erteleme eğilimleri sebebi ile yanılgı içine düştükleri insanları da yanılttıklarını söyler. öte yandan platon’da var olan ideal insana benzer bir insan profili çizerek bu profilde ki bir insanın yönetim ve daire kademelerinde halkın isteklerini en iyi anlayacak kişi olarak yer alması gerekliliğini de vurgular.

    - ölüm, diriliş, cennet ve cehennem :
    --- alıntı ---
    bu gövde ile ayrıntıları dağılıp yok olduktan sonra yeniden eski biçimine dönemez, yeniden birleşip bütünleşemez, var olamaz, ölüyü diriltmenin anlamı da bu değildir.*
    --- alıntı ---

    --- alıntı ---
    ölü gövdelerin dirilmesi halkın anladığı gibi değildir.ancak bir süre gelir insan soyundan kimse kalmaz, sonra gene topraktan anasız-atasız insan doğar evlenme yoluyla soy türer, bu olabilir işte.*
    --- alıntı ---

    şeyh bedreddin, ölüm ve yeniden diriliş konusundaki düşünceleri ile de şeriat hükümlerinden tamamen ayrılmış, öldükten sonra kıyamet (kalkım) gününde tüm insanların kendi bedenlerinde dirilecekleri inancını reddetmiştir. onun yerine tüm insanlık ortadan kalktığında olsa olsa yeninden insanlığın doğuşu gerçekleşecektir görüşünü savunmuştur. bu düşünce şeyh bedrettin’in islam bilginleri arasında ki en radikal düşünceye sahip oluşundan kaynaklanır. zira bedreddin, ahiret’in tamamen bir düş ürünü olduğunu, tek gerçeğin evren olduğunu savunmuştur. eğer dünya’da ki tüm kötülükler ortadan kalkarsa, o zaman zaten o anlatıla gelen cennete bu dünyada ulaşılmış olacağını ileri sürer. insan yaratılışında tanrı’ya ait olan özün yanında bir de şeytani yanın yani kötünün var olduğunu düşünen bedreddin’ e göre insan sürekli bir çatışma içerisindedir. iyi(yani tanrısal olan ) ile kötünün( şeytanın) sürekli savaşında hangi taraf galip gelirse insan o olur. bu bağlamda ahiret inancı olmayan bedreddin’ e göre cenneti de cehennemi de bu dünyada aramak gerekir.
    bedreddin ahlak anlayışını da bu temel üzerine kurmuş iyi ve kötü olan şeyler diye nitelendirmiş; iyiyi tanrı’nın istekleri kötüyü ise şeytanın dilekleri olarak algılamıştır
    bu savaştan yenik çıkmış ve kötüye teslim oluş insan zaten hiç kurtulamayacağı bir mutsuzluk girdabına düşer ki vicdan azabı yahut huzursuzluk diye niteleyebileceğimiz bu ruh hali kişinin cehennemidir. öte yandan kendini tanrı’ya adamış ve savaştan mağlup çıkmış insan için sonsuz bir huzur vardır ki bu da o kişinin cenneti anlamına gelmektedir.
    şeyh bedrettin’in cennet ve cehennem yorumu ile ilgili bir ilginç yaklaşım da kur’an-ı kerim’den yola çıkarak daha sonraları sosyalist rejime de ilham olacak olan elde ettiği sonuçlardır. kur’an-ı kerim’de herkesin aynı yaşta olduğu, her dileyenin dilediği nimetten kişiler arasında hiçbir ayrım gözetilmeksizin yararlanabildiği bir mekan olarak tasvir edilmiştir cennet. işte şeyh bedreddin bu verileri ahiret yoktur cennette cehennemde bu dünyadadır görüşü ile birleştirerek ortaklaşa kullanım felsefesini temellendirmiştir. öte yandan ölümsüzlük sorusuna vereceği cevap gayet açık ve temel bir tasavvuf inancıdır. şeyh bedrettin ölümsüzlük için;
    --- alıntı ---
    ölmeden öl ki ölümsüz olarak diril`.:varidat kısım 61
    --- alıntı ---
    demiş ayrıca yine çağına öncül bir yaklaşım olarak kişilerin artlarında bıraktıkları eserlerle sonsuza dek hep anılacaklarını söylemiştir. aslında bedreddin’ in bu görüşüne kur’an- kerim’de de yer verilmiş ve insanlığı etkileyecek yapıtlar, icatlar gerçekleştiren, birçok insanın geleceğini etkileyecek önemli görevlerde bulunan kişilerin amel defterlerinin sonsuza dek kapanmayacağı belirtilmiştir. kur’an’ a göre iyi ya da kötü büyük olaylara imza atmış kişiler iyilikleri ve kötülükleri sebebi ile sonsuza dek bundan etkilenen kişiler oldukça sevap ya da günah kazanmaya devam edecektir.

    - sezgi ve akıl : şeyh bedreddin akla büyük önem vermiş ancak tasavvufi felsefeye uygun olarak sezgiyi akıldan üstün tutmuştur. o’na göre doğru bilgiye, gerçeğe ulaşmanın yolu sezgilerdir.

    --- alıntı ---
    sezginin gelişmesi içe kapanış, bütün tutkulardan arınış yoluyladır. bu sebeple seziş yalnız ermişlerde bulunur, sıradan kimselerde bilgisizlerde değil. peygamber yorumlarını erenler bilir başkaları bilmez. erenler de bunu seziş ile bilebilirler.*
    --- alıntı ---

    suç ve ceza : şeyh bedreddin gerek varidat’ta gerekse konuşmalarında kişinin yargılanmasını bir başka dünyaya ertelemek olanağı bulunmadığını insanın her yaptığın iyilik ve kötülüğün bu dünyada bulacağını söylemektedir.
    şeyh bedreddin elbette varidat’ı yazarken kendi toplumsal düşüncelerini oluştururken birilerinden kimi düşünce akımlarından etkilenmiş, yaptığı sorgulamalar ve karşılaştırmalar ışığında kendi fikirlerini meydana getirmişti.
    araştırmaya olan merakı hakkında eğitim için dolaştığı onca yeri göz önünde bulundurarak yorumumuzu daha önce yapmıştık.
    bedreddin’ i etkileyebilecek tüm inanış ve felsefeler anadolu uygarlığınca yoğrulmuştu. bedrettin ilk eğitimi sırasında eserleri ile tanıştığı imam gazali’nin sezgi üzerinde ki yoğun fikirlerinden etkilenmiş, doğruya ulaşma yolunda ana rehber olarak sezgiyi koymuştur ilk sıraya.
    vahdedi vucut felsefesi doğrultusunda evrenin tanrıda tanrının evrende olduğu görüşünde ise şeyhi muhyiddin-i arabi ile aynı düşünceyi paylaştığı görülmektedir.öte yandan çok tanrıcı toplumların gelenekleri doğrultusunda tek tanrılı inanca geçiş ile yeni bir yorum oluşturup meydana getirdikleri batınilik de bedreddin üzerinde etkili olan akımlardandır. bunun yanı sıra budha felsefesinin özellikle içe kapanma yöntemi ile ilgili olarak sadece fikir alanında değil yaşam tarzı konusunda da bedreddin’ de iz bıraktığını gözlemlemek mümkündür.
    sayılarını çoğaltabileceğimiz birçok düşünce akımı var olmakla beraber bedreddin’ i tanıtan ve bugün ki siyasi yapıyı dahi etkileyen esas ortak paylaşım, mülkiyetsizlik konularında ki düşüncelerini geliştirmesine olanak veren şüphesiz ki mazdekiliktir.
    iran’da 529 ile 532 arasında ortaya çıkan ve büyük tartışmalar yaratan bu tarikatın temel düşüncesi, yeryüzünün kimsenin egemenliği altında olmadığı, insanların güç kullanarak toprakları ele geçirme çabalarının doğaya aykırı olduğu ve tüm varlıkların insanların eşitçe kullanımına açık olması gerektiğidir. mazdekilerin dönemin dini yorumlarına göre kadını da mal olarak saymış ve kadınları da ortak paylaşıma dahil ettiklerinden büyük yankılar uyandırmışlardır. ancak bu noktada bedreddin; tüm varlığınızı ve tüm doğayı eşit olarak paylaşın, kadınlarınızı hariç diyerek kadınları bu ortak paylaşımın dışında tuttuğunu belirtmiştir. bedreddin varidat’ ta; “benim evim senin senin evin benimdir. ben senin malını kendi malım gibi sende benim malımı kendi malın gibi kullanabilmelisin” diyerek bu konuda ki düşüncesini açıkça ortaya koymuştur.
    öncelikle içinde doğup büyüdüğü kargaşa ortamında ezilen hatta ağır vergiler ile sömürülen köylüyü görmüş ve onlara tüm insanların eşit olduğunu söyleyerek temel düşüncesini ortaya koymuştur. tüm varlıklar ve insanları ile evrenin bir bütün olduğu ve o bütünün de tanrı olduğu düşüncesi ile padişahın tekelinde bulunan kutsaliyeti ondan alıp halka vermiştir. zira babadan oğla yani soya dayalı olarak kazanılan tanrı elçisi unvanının tüm insanlara ait olduğunu ileri sürmüştür ki bu bile başlı başına padişah otoritesine karşı ağır sarsıcı nitelik taşımaktadır. bedreddin ve onun ölümü ardında giderek büyüyen simavilik tarikatının görüşü temelde çoğunluğun çalıştığı ve emeğinin karşılığını alamadığı bir toplum düzenine karşı çıkıştır. azınlık bir tüketici grubunu doyurmak pahasına emeğin sömürülüşüne karşı çıkmakla beraber şeyh bedreddin yaşamı süresince böyle bir toplum düzeninin temel çerçevesini çizmemiş, üretimin nasıl paylaşılacağı sorusuna yanıt vermemiş sadece ortak mülkiyet fikrini dile getirmiştir. bu düşüncesinin tanrı buyruğuna aykırı olmadığını da vurgulayan bedreddin; kur’an-ı kerim’den örnek vererek, tanrı’nın tüm evreni insanın faydalanması için yarattığını ve bunda ayrım gözetmediğini, ayrımı kendi çıkarları gereği yanlış yorum yapanların ortaya çıkardığını ileri sürmüştür. ayrıca genel tarikat yapılanmasına ayrık düşerek her insanın kendi emeği ile geçinmesinin gerekliliğinden bahsetmiş, kimsenin bir başkasının emeği üzerinde hakkı olmadığını vurgulamıştır.
    şeyh bedreddin ile adı beraber anılan börklüce mustafa ve torlak kemal’de bedreddin’ in iznik’ sürülmesinin ardından dört bir yanda dolaşıp ortak mülkiyet hakkında ki görüşlerini ve osmanlı düzeninde var olan iyelik yetkisinin kesinlikle kaldırılması gerektiğini dile getirmişlerdir.
    ancak bu noktada işte kaynaklarda ki karışıklık ortaya çıkar. gerek bizans tarihçisi dukas, gerekse osmanlı tarihçileri kimi zaman börklüce mustafa'nın kimi zaman torlak kemal’in görüşlerini birebir şeyh bedreddin’ e ait saymışlardır.
    yeryüzü cenneti kavramını ortaya atan bedreddin ayrıca dönemin müslim- gayrimüslim anlayışına tamamen karşı çıkarak dinlerin hepsinin özünde bir olduğunu, tanrı’nın tüm kullarında var olduğunu öne sürmüş ve bir toplumda dine dayalı olarak insanlar arasında ayrım yapılamayacağını savunmuştur.
    yeryüzünü anlayıp, yorumlama görevini bilge kişilere, örnek insanlara vermiş, bu sayede tanrı’ nın buyruklarının saptırılamayacağı cennet benzeri her şeyin eşit olduğu bir toplumda yaşama şansının elde edilebileceğini öne sürmüştür.
    insanlara insan olmaları ve ruhlarında barındırdıkları tanrısal öz sebebi ile eşit oranda değer veren, bir anlamda sınıfsal ayrıcalıkları tamamen yok sayan bu anlayış fetret dönemi ile bunalıma saplanmış osmanlı içerisinde halk arasında hızla yayılarak geniş kitlelere ulaştı. elbette tahmin edileceği üzere şeyh bedrettin ve fikirleri tebanın, köylüler ve azınlıkların yoğun ilgi ve beğenisi ile karşılanırken, yönetim kademesinde ise tam tersi bir etki ile karşılandı.

varidat hakkında bilgi verin