şükela:  tümü | bugün
  • düşünmemek ya da mantıklı bir çerçevede düşünmek eylemlerini içeren yollardır. zira var oluş kendi başına acı veren bir şey değildir, tüm canlı-cansız varlıkların ortak paydasıdır.

    var olma bilinci sadece insanlarda değil diğer canlılarda da vardır. hayvanların hayatta kalma iç güdüsü bu farkındalıktan gelir. var olma acısını ortaya çıkaran aslında ileride var olmayacağının bilincinde olmaktır. insanı hayatta bir amaç bir hedef aramaya iten şey, kısıtlı olduğunu bildiği varlığını değerlendirme çabasıdır. elinizde sınırsız paranız varsa neyi ne kadara aldığınızın önemi yoktur. keyfinize göre harcayıp kullanabilirsiniz. ancak maaşınızı olabildiğince en iyi şekilde harcamaya çalışırsınız. maliyet hesabı yapar, "bugün dışarıda yemek yesem", "şu iphone u da artık alsam" gibi isteklerinizi elinizdeki para ile değerlendirmeye çalışırsınız. kimi zaman sıkıntıya düşer, kimi zaman aç kalır, kimi zaman rahat rahat yaşarsınız.

    var olmak da böyle bir şeydir. kısıtlı olduğunu bildiğiniz zamanınızı en uygun şekilde yaşamak istersiniz, ama insanlık bu konuda o kadar kontrolsüz ki her ay belli bir miktarda hesabına yatan maaşında olduğu gibi ne kadar zamanı olduğu konusunda emin olamıyor. bu yüzden maliyet hesabı yapıp karar veremiyor. bu da "var olma"nın sıkıntısı ya da acısı oluyor.

    en başa dönersek, bu konuda yapılacak en mantıklı şey doğru bir şekilde düşünmek gibi duruyor. "var olma"nın belirsizliğini kontrolsüzlükten kaynaklanan bir acı olarak değil bir sürprizler bütünü olarak görmek ve var olmayı kontrol altında tutmaya çalışmaktansa akışına bırakmak bu acıyı dindirmede yardımcı olacaktır.
  • metrobüse binmek.
  • yok olmak.
  • fiziksel acı. net biçimde hem de
  • "eczanelerde varoluşa karşı hiçbir özel ilaç yoktur - yalnızca palavracılar için küçük ilaçlar...
    peki berrak, alabildiğine eklemlenmiş, vakur ve kendinden emin ümitsizliğin panzehiri nedir? bütün varlıklar mutsuzdur; ama ne kadarı bunu bilir ? mutsuzluk bilinci, bir can çekişme aritmediğinde ya da devasızlık sicilinde boy göstermeyecek kadar vahim bir hastalıktır. cehennemin itibarını düşürür ve zamanın mezbahalarını kır şiirlerine çevirir. hangi günahı işledin de doğdun ? hangi suçu işledin de varsın ? acın da kaderin gibi sebepsiz.. hakikaten acı çekmek, nedenselliği bahane göstermeden dertlerin istilasını kabul etmektir; çılgın tabiatın bir lütfu gibi, negatif bir mucize gibi...
    zaman'ın cümlesinde, insanlar virgüller gibi yer alırlar; sense, onu durdurmak için, nokta olarak hareketsizleştin." *
  • doğadan olduğumuzu kabul etmek. hiçbir canlıdan var olandan farkımız olmadığını görmek,diğer canlıların acılarını anlamak, diğer hem türlerimzin acılarını anlamak, kendi acımız gibi hissetmek ve iyileştirmeye en azından yenisini yaratmamaya çalışmak. kendi mutsuzluğuna, acına sebep olmaksızın başkalarına da kasten acı vermemek
  • intihar etmektir, net. var olmadığın zaman ortada bir acı da kalmamış olur. ya da varoluşun acı getireceği bilgisinin apriori olarak kodlandığı bilincin komple değiştirilmesi gerekir.var olmaktan dolayı acı duymak zaten felsefi bir tavırdan öte nevrotik bir patolojinin tezahürüdür esasen. duruma ilişkin içgörünün kazanılıp kısır döngünün kırılmasıdır çözüme ulaşmanın tek yolu. aksi takdirde intihar da edemiyorsanız simsiyah bir girdabın içinde savrula savrula yaşarsınız, her gününüz bir diğerinden daha anlamsız ve ızdıraplı olur.
  • okkali bir dayak yemek.
  • (bkz: yokoluş)