şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insanı yavaş yavaş minörden majör depresyona sokturur. sadece beden olarak dünyadasındır. ruhun çoktan galaksiler arasında dolaşıp duruyordur.
  • birey olma sürecinin bir parçasıdır. kişilik psikolojisi ile ilgili kuram geliştiren tüm ünlü bilim insanları ilgili süreçleri defalarca tanımlamıştır.

    buna göre, süreçten başarı ile ayrılan bir kişi, varoluşsal sorularına cevaplar, sorunlarına çözümler bulmak suretiyle tamamen kendi eliyle yarattığı eşsiz bir benliğin ve dolayısı ile hayatın tadına vararak yaşayacaktır.

    varoluşsal sorularını ve sorunlarını olumlu bir şekilde sonuca erdirememiş kişilikler ise, depresyon, melankoli, değersizlik, amaçsızlık gibi duygulara kapılma olasılığına daha fazla sahiptirler.

    burada iş yine dönüp dolaşıp farkındalık hastalığı'na geliyor. eğer bu virüs, mizacen doğuştan ya da öğrenmelerle sonradan sizde mevcutsa; en doğru yol, ne kadar acılı ya da zor olursa olsun varoluşsal soru ve sorunlarınızı olumlu bir yolculuk sonrasında tamama erdirmektir.

    (bkz: alfred adler)
    (bkz: harry stack sullivan)
    (bkz: sigmund freud)
    (bkz: wilhelm reich)
    (bkz: erich fromm)
    (bkz: arno gruen)
  • varoluşsal sıkıntılar yaşamaya başladığınızda, etrafınızdaki kimsenin cevaplayamadığı hatta anlamakta bile güçlük çektiği sorular sorduğunuzda, işte o ünlü sözün aslında ne kadar doğru olduğunu öğreniyorsunuz.

    "cehalet mutluluktur"

    evet öyledir. buna yürekten inanıyorum.

    neden bir hiçlik yerine, bir şeyler var olmaya başladı? evren neden var?
    özgür iradeye sahip miyim?
    "kendinizi tanımlayınız" sorusuna verdiğim cevap, gerçekte ne kadar ben?
    beni ben yapan nedir?
    bir yaratıcı var mı?
    ben neden varım? amacım ne? bu hissettiğim boşluğu ne doldurabilir? ben ne yapıyor olmalıyım?
    tüm hafızamı kaybetsem, ben, yine ben olur muyum?

    sorulara bak. insan bunları kendi kendine sorduğunda bir yandan "oh mis ne kadar entellektüelim, farklı bir seviyedeyim" diyor, diğer yandan ise "tam bir gerizekalısın, 10 gün sonra bir arabanın seni asfalta yapıştırma ve her şeyi bitirme olasılığı var fakat senin düşündüğün, kafa yorduğun şeylere bak. git eğlen la" diyor.

    ister istemez aklıma geldi. çoğu insanın anlamadığı, "galiba kafayı yedi" dediği kişinin yaşadığı da budur aslında. evet, o kişi (bkz: jim carrey)

    tanım: bahse konu sıkıntıların sonuca erdirilmesiyle kişi nirvanaya erebilir veya sonuca erdirilememesi sonucu kronik bir stres/depresyon hastası olur.
  • bu sıkıntılar içten içe kişiyi yerken, dışarıya karşı sanki hiçbir şeyi yokmuşcasına davranmasına sebep olur. ne bu durumu biriyle paylaşma eğilimine girer - çünkü alacağı cevaplar ya da yorumlar, içinde bulunduğu ruh halini daha da karartacak bir mertebeye getirebilir - ne de bir çözüm bulmak adına profesyonel bir yardım almayı tercih ederim - bu kişisel kanaatim diyelim. -

    böyleyken de oturup, kafada kurulan kırk tilkiyle birlikte gün içinde çıkmaza girilir. hem başka birinin kendisine iyi geleceğini düşünmez hem de birini/birilerini arar. ama sürekli hayatı kaçırmaktan muzdariptir. çözüm? çözüm bir sonuca ulaşmak, bir cevaba, olumlu ya da olumsuz herhangi bir şeye. arada kalmak ise insanı yer bitirir. sonu ise kimseye belli edilmeyen ama içten içe ruhu, kişiliği, aklı yoran depresyondur.

    o, ilk farkındalık evresini keşke yaşamasaydım dedirtir.