şükela:  tümü | bugün
  • kürkçü dükkanı.
    hep unutmaya çalıştığımız, bırakıp gittiğimiz, bir çocuğun varacağı yere doğru seke seke uzaklaşması gibi her defasında en saf halimizle, kana kana kendisinden uzaklaştığımız, bir ihtiyarın ölüme ağır ve emin adımlarla yaklaşması gibi en nihayetinde içine düşüp kaldığımız acı gerçeğimiz.
    ilk ve en büyük inkarımız.
  • iş , aile , okul , sevgili , bok püsür.... kısaca tüm çabamız bu gerçeği unutmak içindir.

    " bazen şeytan diyor ne kasıyon kendini çek beyliği vur kendini "

    (bkz: gemide)
  • varoluşsal bir kötekle atlatılabilir hemen, bi şeyciğiniz kalmaz.
  • kitaplardan öğrenilir.
  • yalnızlık ömür boyu şarkısının main theme'i.
  • ilk ezberimiz.
    biz ezber bozmaya çalışıyoruz. bozabilirsek! yapabilirsek! en azından denesek!
  • damlaların süzüldüğü, ilerideki sokak lambasına kenetlenmiş pencere kenarı hüzünlerin boğuculuğunda hissedilirken, annenin iki bisküvi arası lokumla içeri dalması sonucu hırpalanandır.
  • kulağıma takılan küpe.
    hani küçük kız çocukluklarının kulağına kırmızı iplerden takarlar ya; o delik bir daha hiç kapanmasın diye. tekrar delmek zorunda kalmayalım diye. işte bazıları da o iplerden takarlar, kulaklarına, en baştan takılan o küpe bir şekilde çıktığında, sonradan yeniden takılması gerektiğinde, canları daha az yansın diye. küpelerini çıkarırlar, ama, yerlerine o ipleri takarlar. sonra zamanı gelince de o ipleri çıkarırlar, küpelerini tekrar takarlar. bir de o küpeler çıktığında yerlerine hiçbir şey takmayanlar vardır. her defasında kulaklarını delmek zorunda kalanlar, kanatırcasına, kanatarak. ama küpelerini çıkardıklarında, kulak deliklerinde, o delikler kapanana kadar cereyan olur. hava alır o kulaklar, nefes alır. varolmanın dayanılmaz hafifliğini yaşarlar. acılarını, endişelerini, umutlarını, tedirginliklerini, korkularını yanlarında taşımazlar. sadece yaşarlar. kendilerine yük edinmezler fazladan. dayanamazlar, varolmanın dayanılmaz hafifliğine. özden sonra gelene, kapı açarlar, buyur ederler.
  • "nefes al nefes ver" basitliğine indirgenmiş bir hayatı yaşayan, varlığı yokluğu bir olan insanın hissettiği yalnızlık. hiçbir şey üretmeyen, ne kendisine ne başkasına katacak bir şeyi olmayan, eksikliği kimse tarafından hissedilmeyecek olan insanın hayattaki yerini sorgulamaya başlaması ile farkına varabileceği gerçeklik.
  • kendiyle çelişik kelime öbeği.

    varolanın yalnızlığı bir yanılsamadan ibarettir.
    varoluş varsa, yalnızlık gider.

    varlık kendi içinde bütündür, parçalara ayrılmış. her parça koptukça yalnızlaşmaz, yalınlaşır sadece.
    o "bütün" içinde, savrulmuş ya da çakılmış halde kendini bütünden yalıtmaya çalışan parça, bütünü göremeyince yalnızlık yanılgısına düşer.