şükela:  tümü | bugün
  • okumadan önce bak: entryde varoşluk asla sosyoekonomik bir kavram olarak kullanılmamaktadır. fakir bir insan son derece medeni olabilirken, zengin bir varoş da olabilir hatta ikinci örnek üzerinde duracağız bu entryde.

    günümüzde ülkemizin geldiği durumdur. bu konunun politik sebep ve sonuçlarından tabii ki bahsetmeyeceğim çünkü sözlükten bir kez daha uçurulmak istemiyorum ama ; türkiye'de varoşluğun ne ara medeniyete tercih edilebilir noktaya geldiğine bir göz atalım. özellikle son on senede ülkemiz çehre değiştirdi. eski sebatkâr anadolu insanı bir anda anadolu çomarı dediğimiz prototipe dönüştü. buna karşı "anadolu hep aynıydı." kontrargümanını duyar gibi oluyorum ve size katılıyorum fakat ; unutuyoruz ki eskiden çomarlar sırtlarını dayayacağı bir güç bulamadığı için marjinalleşen kesimdi yani anadolu'daki cefakâr insanımız da kendini bir şekilde eğitme derdindeydi. günümüzde ise marjinaller medeniyete uygun yaşamaya çalışan modern ve ahlaklı insanlardır. ilk saldırı kılık ve kıyafetle başladı. sakalın her kesimden erkeğe teşvik edilmesi, aşırı tutucu kesimlerde fesin günümüz toplumsal yaşamında tarihinin bilinmeden tekrar kullanılmaya başlanması * , sarık, şalvar... zenginlerde dar kısa pantolonlar, göbekli çirkin vücutlarına yapışan böğrüne kadar açık beyaz gömlekler, rugan ayakkabılar... tutucu kadınlarda da dikkat çekmemesi gerekirken dikkat çekmemesi imkansız olan değişik renklerde türbanlar ve makyaj... bakın bunlar olmasın demiyorum, "neden var?" sorusunu da sormuyorum. ben "nasıl değişti?" sorusunu soruyorum. benim engellemem zaten imkansızdı bunları tek başıma çünkü zihniyet değişiyordu. neyse konuya dönelim, haber bültenlerinde bir ara sürekli karadeniz ve adana haberleri çıkardı. "rizeliler çok samimidir sinirlendi mi çeker vurur!" bak bak... "trabzon'luların kendine has bir öfkesi vardır damarlarına basmayın öldürürler!" yapma ya? "adanalılar güneş'e ateş eder!" tövbe estağfurullah... bu haberleri izlerken ben her seferinde south park sessizliği yaşarken birileri bu davranışları içselleştirdi, karşılıklı iletişim kurup ya da yasal yollarla dert halletmek yerine çekip vurmayı hak gördü kendine... bir örnek de memleketim kocaeli tabii ki... kocaeli insanına öyle etiketler yapıştırdılar ki her genç bir cinayet kafası yaşıyor şehirde. bunun dışında filmler ve diziler yoluyla da beynimize tecavüz ettiler. "okumuşları yenmeyi beceren kenar mahalleli" eksenindeki senaryolar kapalı gişe izlendi. recep ivedik halk kahramanı(!) oldu. tamam film komikti de karakterle taşak geçtiğimiz için komikti sempati duyduğumuz için değil fakat ; birileri o karaktere sempati duydu. bunlar gibi bir dizi örnek sonucu kibar insan ibne, hakkını arayan insan çıban, esnaf çakal, memur ilgisiz oldu. esnaflara hakaret etmeyin, memurlara kızmayın gördüğümüz her davranışın suçlusu biziz çünkü ; orospu çocuğu taksici sıfırdan orospu çocuğu olmadı... bu değişimler yaşanırken yazlıklarda tatile devam eden bizdik seçim zamanları, refleks göstermeyen bizdik, kadınlar git gide eziyete maruz kalırken en çok kadın oyu alan partiye hiç baktık mı? hayal dünyamızdan çıkıp da ülkenin dinamiklerinin belçika olmadığını, bizim modernleşme sürecimizin bir orta doğu ülkesinin modernleşme süreci olduğunu kendimize itiraf ettik mi? bana dokunmayan yılan bin yaşıyordu değil mi? e bin yaşadı geldi ve şimdi beni soktu...
    yazılacak çok şey var ama ; yazma cesareti bende kesinlikle yok. konuşmak isteyen arkadaşlar mesaj atabilir ve daha derin gözlemlerimden bahsedebilirim. şuan diyebileceğim tek şey her ulus gibi türk milleti de evrimini yaşıyor ve bu günler geçecek, içimizi ferah tutalım.

    edit: canın sağolsun @2 sen okumazsın, @3 okumaz birisi illa okur ama... *

    edit2: sebatkâr kelimesi sebaatkâr olarak yazılmıştı, düzeltme için tixanthrope'a teşekkürler.
  • (bkz: sebaatkâr)
    tespitini sikeyim de götünden kelime bari uydurma.