şükela:  tümü | bugün
  • ilk olarak birkac yil once, derinlikli analizleriyle ve uzakgoru$luluguyle taninan birikim cevresinin, turkiye'de bu yonde bir gidi$at oldugundan hareketle gundeme getirdigi, son zamanlarda bu ongorunun gercekle$tigini samimi bir ic sikintisi ile izleyen ece temelkuran, harun tekin gibi populer yazarlarin tekrar hatirlattiklari kavram.
    turkiye genelinde degi$ik dozlarda gozlemlenen saga kayi$ ve buna bagli olarak serpilip boy atan tutuculuk, ho$gorusuzluk, farkli olani kabullenememe gibi davrani$ normlarinin gunluk hayata iyiden iyiye egemen olmaya ba$lamasi, buna bagli olarak du$unce ve algi yapisi giderek vasatla$an bir insan profilinin turkiye'yi etkisi altina almasi gibi geli$meler, kavramin ortaya atilmasinin ana sebepleridir.
    vasat; sigdir, az geli$mi$tir, zaten geli$meye pek niyeti de yoktur, farkli olani anlayamaz, yadirgar vasat, hatta yeri gelir, farkli olani linc etmeye kalkar. vasat; insan turunun yuzyillardir gecirdigi evrime inat, her an her konuda oncelikle hayvani gudulerine kulak verir, hemen tahrik olur, kontrolunu kaybeder, ondan sonra olacaklardan o sorumlu degildir artik, cunku o tahrik olmu$tur bir kere, onun ozru hazirdir, onu tahrik edenler du$unsundur.
    her $ey bir yana, vasat; can sikar, heyecan vermez, etrafta kolayca rastlanabilen, kendine ozgu bir yani, kendine ait soyleyecek bir sozu olmayandir vasat.
    bu yuzdendir ki, yukarida adi gecen yazarlar gibi geli$mi$, entellektuel insanlar acisindan karabasandan farksizdir vasat insanlar. cunku bilirler ki, vasatin egemenligi ile medeniyet arasinda ters oranti vardir.
  • kendilerini vasatin ustu gorenlerin hezeyanidir. hemen her nesil bunu soyleyegelmis tarih boyunca...

    ayrica (bkz: entellerin haklari)
  • (bkz: faşizm)
    (bkz: faşist)
    (bkz: sıradan faşizm)
    (bkz: dargörüşlülük)
    ve tabi ki (bkz: hannah arendt), (bkz: theodor w. adorno) ile (bkz: walter benjamin)
    (bkz: wilhelm reich)

    vasatın egemen olması, sıradanlığın (vasatlığın) ve sıradan değerlerin üstünlükmüşçesine dayatılmasıdır. vasat değerler, başka bir şey mümkün değilmişçesine yaşamın üzerine karabasan gibi çöreklenir, kakalak gibi yapışır, kene gibi yaşamı karanlığa emer.

    büro yaşamı, pop müzik, televizyon dizileri, reality show'lar, ucuz diyaloglar, basit ilişkiler, sağ siyasetler, militarizm, muhafazakarlık, show programları, haberlerde hep aynı temaların işlenmesi, televole tarzı programlar, yaşamın başka alternetif yokmuşçasına yaşanması... (liste uzar gider...) bunlar hep vasatın egemenliğinin yansımalarıdır.

    vasatın egemen oluşu, insanların mutlu olabilmesinin önündeki en ciddi engellerden biridir. ancak insanlar kendi yaşamları üzerinde bile bu denli korkak ve kaypak oldukları sürece vasat egemen olmaya devam edecektir. yaşasın kötülük!...
  • (bkz: mediyokrasi)
  • (bkz: kapitalizm)
  • (bkz: vasatın tasallutu) ...denirmiş eskiden.

    ben kısaca "siyasî gündemi yorumlamanın enver aysever'e kalması" da diyorum bazen. (bkz: halk tv)
  • istatistiki bir zorunluluktur.
  • dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde özel durumları hariç tutarsak vasat her daim egemen olmuştur. özel durumlardan kastım; büyük toplumsal travmalar ve buna bağlı meydana gelen savaşlar, ihtilaller vs.

    sözünü ettiğim özel durumları hariç tutarsak, vasatın egemenliği kaçınılmazdır. vasat/ortalama, normal olandır. normalin normunu belirleyen ise bizzat vasatın kendisidir. ki bu yüzden böyle bir ortalama oluşmuştur. ortalamayı yükseltmek, ortalamanın yapabileceği bir şey değildir. kaldı ki ortalamanın çapı buna yetmez. ortalamayı yükseltmesi gerekenler entelektüelleridir. esasında entelektüeller de tam olarak bunu yapabilecek kabiliyete sahip değiller. ortalamayı yükseltecek olanlar dahilerdir. ancak vasatta dahileri anlayacak kulak olmadığından, entelektüellere ihtiyaç vardır. yani dahiler yönü tayin eder, entelektüeller o yönde ilerler, vasat ise entelektüelleri takip eder...

    gelelim bizim sorunumuza;
    1) memleketin dahileri (dahi bilal'i saymazsak) yok denecek kadar az.
    2) vasatın sırtından semirmeye alışmış entelektüeller, vasat üzerindeki tahakkümlerine zarar verecek korkusuyla vasatı, az sayıdaki namuslu aydın ve entelektüelin üzerine kışkırtıyorlar. namuslu bir aydın ''gittiğiniz yol, yol değil.'' demeye görsün; anında vatan haini ilan edilip, azgın kalabalığın önüne atılır.

    vasat dediğimiz şeyin, sağcısı solcusu, akp'lisi chp'lisi yoktur. hepsi birlikte vasatı oluşturur. lafı daha fazla uzatmadan şunu demeliyim ki, aydınımızın namussuz oluşundan daha büyük bir sorunumuz yoktur. aydınımız namussuzluğa devam ettikçe, sahip olduğumuz vasatın yükselmesine de imkan yoktur.