şükela:  tümü | bugün
  • niteliği olmayan, niteliksiz.
    ayırt edici özelliği olmayan, basit, düz
  • ulvi karakterinin ön adı.
    (bkz: geniş aile)
  • (bkz: aöf işletme)
  • yeditepe istanbul dizisinde; zuhal olcay'ın oynadığı olcay karakteri, (yanılmıyorsam) iş aramak için iş ve işçi bulma kurumuna gidiyordu. ve sonrasında şuna benzer bir diyalog gelişiyordu oradaki görevli ile arasında;

    - daha önce ne tür işlerde çalıştınız?
    + daha önce hiç çalışmadım.
    - vasıfsızsınız yani?
    + o ne demek öyle? ruhsuz der gibi?

    vasfı, sadece alınan diplomalar ve çalışılan işlerle bağdaştıran zihniyetlere verilen tokat gibi bir cevap. bu durumda çoğumuzun, sayfa sayfa vasıf yerine bir parça ruha ihtiyacı olduğu da cabası.
  • özelliği ya da herhangi bir yeteneği olmayan.
  • bazen insanın kendisini gördüğü sıfattır.

    ayın vasıfsızı: maroia
  • türkiye'nin %70'ini oluşturan kitlenin tanımı.
  • işin resmiyete dökülmesi bütün ciddiyetimi alıp götürüyor.

    hedefli insanları hayran hayran izliyorum oturduğum yerden. ufak hedefleri bile sekteye uğrayacak biçimde seçen insan benim nazarımda vasıfsızdır.

    belli meslek grupları bu vasıfsızlığın dışında gözükür. çünkü bir kere hedef seçer ve sonrasında epey amaçsız yaşasalar da müthiş gizlerler. doktorlar, avukatlar, mühendisler, dişçiler ve tüccarlar bu sınıftadır. bu yüzden de genelde birbirleriyle evlenirler. asal vasıfsızlar ıskalamak üzerine kurulu çeşitli hedeflere sahip olduğundan onlara pek dayanamazlar.

    sonucunda herkesin vasıfsız olduğu bir düzende en vasıfsız olmak, hem de resmi bir şekilde. nebliyim, kalbimi kırıyor..

    zaten dermansız bir bölümü niteliksiz bir okulda okumuşsun, okurken de günlerin orda burda geçmiş, haneye +points adına hiçbir şey katmamışsın. üstelik çirkinsin, ağzın burnunla yer değiştirmiş. göreceli konularda bile kimseyi ortak bir fikirde birleştiremezsin. dört yıl önce bildiklerini bile elinden almış lisans eğitimin, sen de ona çanak tutmuşsun. her şeyi en baştan hatalı yapmışsın ve bir virane olarak sana gelip vasıfsızsın dediklerinde nedense bir yerlerine çok dokunuyor. böyledir, vasıfsızlığın ilk şartı durumuna çok bozulmaktır. işe hemen duygularını karıştırırlar, meseleyi kişiselleştirirler. kişiselleştirmek de bildiğiniz üzre değiştirmemenin kılıfıdır, asla ders almazlar. hata yaptıklarını anlayacak zekaya sahip oldukları halde yapmamayı sağlayacak iradeleri yoktur. evlilikleri de ilişkileri de bu yüzden kısa vadeli olup çabuk sonlanır. vasıflılar ya başaramazsam ihtimalini değerlendirirken bunlar romantiklikten sanmayın, aptallıktan; ya başarırsam ihtimalini denemeyi daha uygun bulurlar. sonuçsuzluk ikinci adları gibidir, hiçbir diyetin sonunu getiremeyen, filmleri atlaya atlaya izleyen, 2. sınıf amerikan dizilerinden kıytırık karakterlerle kendilerini özdeşleştiren, memleket meselelerine bile kendilerini nasıl kurtaracaklarını hesaplarken eğilen, çarpık, şaşkın, küt, kösnük, aciz, acınası tiplerdir bunlar.

    gerçek vasıfsızlar bile bunlar kadar vasıfsız değildir aslında. vasıfsız eleman eğitimsiz, imkansız kalmış kişileri kapsar, kalifiye olamamakla alakalıdır. bunların durumu vasıfsızlıktan öte gerzoluk, eblehlik nebliyim bir çeşit acziyete mütevazı hareketlerdir. çünkü genellikle orda ne yaptıklarını bilmezler. hangover günleri her zaman niye böyle olduğu/yaptığını bilmemekle geçer. ezkaza okula gittiklerinde neden okulda oldukları, dersi ektiklerinde of keşke gitseydik şimdi niye ektik'lerini bilmezler. hangi konsere bilet alsalar konser günü bir gitmeyesileri tutar. büyük üşenirler. zaten vasıfsızlık tembelliğin yancısı gibidir. birbirlerinden beslenirler. kendileri gibi vasıfsızlarla doludur çevreleri. muhakkak bir masanın etrafında vasıfsız dertlerine vasıfsız çözümler ararken yaşlanır giderler. yine de her şeye kulp takmaktan geri durmazlar. kendilerine de hep kulp takarlar. hiçbir zaman sadece iyi değillerdir. haliyle herhangi bir sohbetlerine denk gelirseniz frances ha bahsettikleri filmlerden biri olacaktır. vasıfsızlığı bir kimlik olarak çoktan benimsemişlerdir. kaybedeceklerini bildikleri için baştan savaşmazlar. nadiren cenk alanına indiklerinde ise yanlış savunma taktiğini seçerler: saldırmak en başından akıllarında yoktur.
  • bu benim ya. hiçbir vasfım yok insanlara, kendime, dünyaya faydam yok. niye yaşıyorum lan ben!!!