şükela:  tümü | bugün
  • savaş hiçbir zaman cinayet değildir o halde. çünkü her savaşta en az 1 taraf vatanını savunduğunu söyler.

    (bkz: felsefe sıçmak)

    edit: felsefe sıçtım dememe rağmen, gece gece bi sürü kişi saldıranla savunanı ayırt edemediğim yönünde mesajlar attı. allah sizi bildiği gibi yapsın zeki insanlar.
  • gerektiğinde savaşmayı çok iyi bilen bir askeri dehanın sözüdür.
    oturduğu yerden milletin çocuklarını kendi çıkarları için komşu ülkelerle savaşa sürmek isteyenler de bu sözü bir yere yazsınlar.
  • orjinali ''zaruri olmadıkça savaş, cinayettir.'' olan mustafa kemal atatürk sözü.. zaruri zorunlu, gerekli anlamına gelir.. yine de tartışmaya çok açık bir söz.. nasıl zorunlu, kime göre neye göre zorunlu.. ama bu laf kurtuluş savaşı esnasında söylenmiş olduğundan çok sırıtmıyor.. savaşı biz başlatmadık, bitirmek için savaştık.. bu şartlar altında söylenen bu sözden de bu mana çıkıyor, zorunluluktan kasıt bu sanırım.. ama geniş düşünürsek, 1. dünya savaşı zorunlu bi savaşmıydı, değildi tabe.. öff neyse gece gece beyin fırtınası yapamıcam ama orjinali bu sözün..
  • doğru söz.

    bu sözün doğruluğunun veya meşruiyetinin sağlaması için kaynağının mustafa kemal atatürk veya bir başka saygın lider olması gerekmiyor.

    öyle bir hava yaratılıyor ki bu söz atatürk'e ait olmasa sanki bu sözün işaret ettiği hakikat geçerli olmayacak veya sanki bir şeyler eksik olacak. normalde emir almadan işemeye bile gidemeyen, dogmanın esiri göt kıllarının eline atatürk aleyhine koz veren işte bu suni ve sahte havadır.

    makul, mantıklı, eğitimli, vicdanlı ve yüreğinde hukuk terazisi taşıyan her birey, vatan savunması haricinde savaşın cinayet olduğu sonucuna zaten zaruri olarak ulaşır.

    o bakımdan, yüzümüzü geçmişe değil geleceğe çevirdiğimizde bu sözün üzerine tartışmak bile beyhudedir. böyle tartışmaları ateşleyenler, insan suretinde kan emici vampirlerdir. amlarına koyayım hepsinin.

    .
  • sıhıntı her savaşın bir vatan savunması olarak askere, askere alınabilen fakir fukaraya yutturulmasında.
  • "mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. hakiki düşüncem şudur: ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir. (1923, adana) (atatürk’ün söylev ve demeçleri, atatürk araştırma merkezi, c. ıı, ankara, 1997, s. 128)"

    askeri akademilerde ilk ders olarak okutulması gereken, hayatının büyük bölümü savaş meydanlarında geçmiş ve savaşın ne kadar vahşet dolu ve acımasız olduğunu bizzat yaşamış bir askerin, bir büyük komutanın sözleri olması hasebiyle her askerin aklına kazınması gereken bir cümledir.

    yine atatürk'e ait şu iki söylemle birlikte değerlendirilirse manası tam olarak kavranabilir;

    "savaş, nihayet meydan savaşı sadece karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. milletlerin çarpışmasıdır. meydan savaşı milletlerin bütün varlıklarıyla, bilim ve teknik alanındaki seviyeleriyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle kısacası bütün maddi ve manevi güç ve nitelikleriyle ve her türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir sınav alanıdır. bu alanda, milletlerin gerçek güç ve kıymetleri ölçülür. sonuçta yalnız maddi güçlerin değil, bütün güçlerin özellikle ahlaki ve kültürel gücün üstünlüğü kesinlikle ortaya çıkar. bu sebeple meydan savaşında yenilen taraf milletçe ve memleketçe, bütün maddi ve manevi varlığıyla yenilmiş sayılır. böyle bir sonucun ne kadar feci olabileceğini tahmin edersiniz. yok oluş sadece savaş alanındaki orduya ait olamaz. aslında, ordunun mensup olduğu millet feci sonuçlara uğrar. tarih, birtakım boş hayallerle, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların oyuncağı durumuna düşen istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı bu çeşit feci sonuçlarla doludur. (30. 08. 1924, dumlupınar konuşması)"

    "yurtta sulh, cihanda sulh (1931 ankara)"

    görüldüğü üzere atatürk'e göre savaşın meşruiyeti ancak ve ancak savunma savaşı halinde vardır. aslolan ve çabalanması gereken barışın tesisi ve teminidir. istilacı gayelerle, emperyalist hayallerle gerçekleştirilecek savaşların, milletini nasıl felaketlerle sürükleyebileceğini öngörerek sarf edilmiştir. ateş çemberiyle sarmalandığımız şu günlerde aklı selim her kesimce daha iyi anlaşılması gereken sözlerdir aynı zamanda.