şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir şeyden / bir kurumdan / bir varlıktan / bir insandan / bir şeyden vazgeçerken bu eşik geçildiğinde bir şey anlamazsınız. bakmışsınız ki bir gün bir adım atmışsınız ve bu eşik arkanızda kalmış.

    bu inançla ilişkili bir şey. küçükken hepimiz bir şeylere inanırdık. büyüyünce baktık ki o delicesine inandığımız birçok şey, aslında öyle değilmiş. örneğin babamız bir süper kahraman değilmiş. süpriz. çevrenizdeki herkes aslında "iyi" insanlar değilmiş. süpriz. dünya aslında o kadar da güzel bir yer değilmiş. insanlar sahte olabilirmiş, rol yapabilirmiş, kandırabilirmiş, kendilerine bile yalan söyleyebilirmiş.

    ve sonra vazgeçiş başlar. bir bakarsınız ki artık inanmıyorsunuz. inançsızlık ne demektir? hissizlik demektir. öfkesizlik, sinirsizlik, vazgeçiş. çıkış ve dönemeyiş. ne ara olur, hangi süreçler sizi inançsızlığa ve vazgeçme eşiğine getirir artık bunu konuşmak yersizdir.

    inanmıyorsunuz ve bitmiştir artık.

    inanmadığınız bir şey için savaşabilir misiniz?
    inanmadığınız biri için mücadele edebilir misiniz?
    inanmadığınız bir varlık için dua edebilir misiniz?
    inanmadığınız bir olgu geri gelip sizi tekrar inandırmak için mücadele eder mi?

    bunların hiçbiri olmaz. çünkü inanç olmadan bir şey olmaz. hayatta vazgeçilmeyecek hiçbir şey yoktur. bir istisna dışında;

    kendimiz ve kendimize olan inancımız.
  • tam böyle düşünürken aklıma "birşey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz” kaidesiyle, “bu mânevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum” diye vazgeçmek kâr-ı akıl değildir" nasihati geliyor.

    madem tastamam olmuyor öyleyse hiç olmasın diye düşündüğüm anda da şunu defalarca okuyorum;

    "senin başın, böyle bir tedai-yi efkâra mübtela ise, sakın telaş etme. belki intibaha geldiğin anda, dön. "aman ne kusur ettim" deyip tedkikle meşgul olup durma. tâ o zaîf münasebet, senin dikkatinle kuvvet peyda etmesin. zira teessür gösterdikçe, ehemmiyet verdikçe, senin o zaîf tahatturun melekeye döner. bir maraz-ı hayalî olur."
  • mantık ile geçmenin zor olduğu, akışına bırakarak geçilebilecek eşiktir. ruhsal bir yolculuk gibi. akıl, ego, gurur kenarda durur, tanrının dokunuşu hissetmek istenir. iğne deliğinden beden ile geçilemeyecek olması gibi.
  • bazen, vazgeçmek ile koşmak arasındaki uçurumda kalırsınız.
    o anda sizi, ya itmesi lazım yada kendine çekmesi.

    uçurumdan düşerseniz geriye dönüşü çok zordur.
  • kıldan ince, kılıçtan keskin eşiktir. o eşik geçilir geçilmesinede, çok keskin be...
  • farklı şehirlerde geçirdiğiniz aylara, artık aynı gökyüzünün altında olduğunuz yalanına aldanmadığın yıllara tekabül eder.
  • inancın kalmadığı noktada teşekkül eder.
  • birini kazanmak zaman istediği gibi kaybetmeyi de hazmetmek zaman istiyor. vazgeçmenin eşiği biraz ikindi vakti gibi. kararsız bir duruşu var. gün ve geceyi ayırıyor ama içindeyken bir türlü nereye dahil olduğunuzu bilemiyorsunuz. kendi adıma birini kazanmak gibi kaybetmeden vazgeçmeden tıkalı olmayan her yolu denemek ve ancak o zaman vazgeçmeyi hakettiğime karar vermek gerekiyor. sonrasında bir süre aklınız kalbinizin ateşini söndürsün diye kendinize de zaman tanımalısınız tabi.
  • üç gün önce yaşadığım, kavis dolu bir virajdı kendileri. böyle, tüm umutları bir tekel poşetine koyup, hayal edilebilen en yüksek dağın tepesine çıkarak, yerde bulunan bulut deryasının üzerinde seke seke sonunda nihayetinde dibe batışlarını izlemek. böyle hoş, umut dolu, tuhaf bir rahatlığa bırakıyor geriye. tam tersi de olabilir. fakat aslolan şudur ki, yüzme bilmiyorum. giden gitti!