şükela:  tümü | bugün
  • sinem isimli sorunlu bir tikinin maceralarını konu alan cihan kılıç'ın 1-2 aydır devam ettiği yeni öykü serisi. kanımca acayip sıkıcı.

    edit: sinem'in az; engin, alper veya sinem'in babasının çok rol aldığı hikayeler epey eğlenceli olabiliyormuş aslında. hakkını yemeyelim.
  • cihan kılıç'ın güzel bir gözlem ürünü köşesi. çok eğlenceli ve çok gerçek. bu sinem ve kankişinin aynısından lise ve dershanedeki sınıflarımda vardı bir kaçar tane. okurken onların konuşmaları şeklinde canlanıyor kafamda, daha bi keyif alıyorum.
  • son üç haftadır süper hikaye. özellikle bu haftaki hikaye ve oturacak yer arama (2 hafta önceydi sanırım) hikayesi hem komik hem gerçekti.
  • ama arkadaşlar iyidir'den bile daha iyi olduğunu düşündüğüm cihan kılıç köşesi. bir hafta çizmedi diye gözüm sinem'i aradı hemen... ayrıca "edinim üniversitesi" ile yarmıştır.
  • zevk için ayağının altına alıp paspas edeceğin bir karakter.

    işin fenası gerçekten var bunlardan, arasıra denk gelip muhatap olduğum böyle tipler var, devamlı bir otu boku beğenmeme, sanki paris hiltonla monaco'da partiye gidecek ama burda zorla tutuyormuşlar gibi bir sıkıntı hali, afra tafra, valla bak kafa göz girsen hıncını alamazsın o derece.
  • uykusuz'da yer alan bu çizgi dizinin cihan kılıç'ın ustalık dönemine geçiş eseri olduğunu düşünüyorum. cihan kılıç gözlem yeteneğini çok güzel konuşturuyor. seride sinem'in erkek arkadaşı ve eniştesi gerçekten çok bomba karakterler. keşke çevremde böyle tipler olsa da bol bol eğlensem.
  • kral diye manitası var. tespitlerde güzel.

    (bkz: underrated)
  • kral'ın saatini denize attığı karesi benim bir ömür unutamayacağım karikatür karelerinden biridir.
  • "engin" in kral saati denize attığında "saat kaç eder, 2,5*7000 euro..." diye düşünmesi ile beni yarmış seri.
    işte o kare efendi adamla piçin arasındaki farkı gösterir, biri hep hesaplı kitaplı tutarlıdır, öbürü fevridir dengesizdir gösteriş budalasıdır...

    ayrıca kralin derin v yaka giymesi ve paso kıllı olması da güzel tasvirdir neo-kro erkekleri ve onu beğenen hatunları (sinem) iyi tasvir eder.
    (neo-kro kavramını icat etmiş bulunuyorum)
  • umutun gundilik dozunu artırmasından kelli uykusuzu elime alınca açıp okuduğum ilk köşe olmuştur ve sinem.

    ağladığı zaman yanındaki gudubet kız arkadaşının nezaretinde tuvalete seyirten bir macera ile biz okurlara merhaba dedi. sonra bir erkek arkadaşı oldu; saçının ve vücut kıllarının eşit uzunlukta olduğu, yani umut sarıkayanın "koç burssuz" diye tabir ettiği türden bir delikanlı bu da. bu çocuğun adı da alper. sonra bir macerada alperle bozuştu. geçmişi tamir etmek için son kez buluşmaya karar verdiler ve bir restauranta oturdular. sinem menüye baktı, iskender yazdığını gördü. garsona iskenderin ne olduğunu sordu, garson tarif etti. ve sinem siparişini verdi; "tamam ben iskender istiyorum. ama et ve sos koymayın. yoğurdu da ayrı bir kaseye koyun lütfen". yemekler geldi.. ama sinem alpere kırgındı, son sözünü söyledi ve masadan kaltı; "bensizliği bensiz yaşayarak öğreneceksin". alper sinemin arkasından ağlarken sinemin yemediği yemeğe çatalını daldırıyordu. maceranın adı "ve sinem.. melek kanatlarında düşlemişti sevgiyi" idi.

    sinem'in ablasının nişan merasimi ile yeni bir karakter girdi maceraya; şahsiyetsiz efendi enişte engin. engin'in ruhunun derinliklerinde yatan hissiyatın modern dans ile resmedildiği bölümler cihan kılıç'ın dehasının da zirve yaptığı bir andı.

    sinemin babasıyla edinim üniversitesine gittiği macerada sinem sürekli elindeki cep telefonu ile meşguldu. okul rektörü babasına "edinen neslin kazanacağını" söylerken okul bahçesinde belediyenin sokaklardan toplayıp bıraktığı köpek sürüsü havlıyordu. ancak sinem hiç oralı değildi, yakın bir arkadaşıyla beraber aynı okulda okumayı kafasına koymuştu bir kere.

    sonra dörtlünün tatile gittikleri macera. cadde çocuğu alper kendini sollayan bir motosikletliyi kafasına fena takıyordu. hatta mola yerinde motosikletliyi kız arkadaşıyla yemek yuerken yakalayınca ecnebi elemana haşin bakışlar atmayı da ihmal etmiyordu. sonra yoluna devam eden grubumuz önlerinde az evvel karşılaştıkları motosikletli çifti görüyordu. engin enişte alpere "yanaş alpercim yanaş, bak şimdi onlara ne yapacam" diyordu. ve camı açıp motosikletlilere bağırdı; "you think you're fast, but you are slow. because jeep is bigger. motorcycle lose, jeep win". alper enişteye içten bir "helaaal" gönderiyordu. ve ön koltukta oturan sinem hafifçe açık olan cama kıvrılarak bitirici sözünü ecnebi motorculara söyledi; "bazıları altında motor olunca adam oldum sandı ama herkes kimin ne mal olduğunu biliyor.." motorcu çiftin kendilerine yönelik sarfedilen bu sözlere karşılığı kafalarının üstündeki soru işaretinden ibaretti.

    kesinlikle son dönemin parlayan yıldızı, hep aynı keyifle takip etmeyi diliyorum buradan.