şükela:  tümü | bugün soru sor
  • masalların hep böyle bittiği sanılmakla beraber, buna alternatif durum mort'ta görülür; "ve zaman kendisine ait olanı, bir gün mutlaka tozlu raflarına kaldırır" cümlesi ile de konuya bağlanır.
  • ingilizcesi : ... and they lived happily ever after.
  • söylencelerin (bkz: onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine) ile biten son cümlesi...nedense kimse pamuk prensesin kocasından dayak yediğinden, kırmızı başlıklı kızın kötü yola düştüğünden bahsetmez...zira çocuklara hayatın gerçeklerini bu şekilde anlatmak olmaz denir...çocuk büyüyene kadar böyle uyutulur...
  • hala ümitsizce ölümsüz aşka inananların bilinçaltı failidir, uzun yıllar önce içlerine kazınan..
  • genelde masalların son cümlesi..bu masallarla büyüyen çocuklarda bir beklenti bir kendine güven gelişmesine sebep olur ama sonra büyüyünce görürsün ki sonsuz mutluluk diye bişey olmadığı gibi hatta ülkemizde prenslerde bulunmamaktadır hatta sen de bir gün prenses olmayacaksındır.zamanla alışıyor insan ...
  • "ve sonsuza dek mutlu yasadilar diye biten masallarımız vardı dinlediğimiz... öylesine büyük bir tebessümle dinlenirdi ki bu masallar, en kötü anında bile sonunda düzeleceğini bilerek eksik etmezdik o tebessümü yüzümüzden.

    halının üzerine uzanır yüzükoyun, ayaklarımızı çapraz yapıp oynatırdık aşağı yukarı, bir de elimiz çenemizde kalırdı hep... gözlerimizde mutlu sonu bekleyen ışıltı, kulaklarımızı yüreğimiz kadar açıp dinlerdik...

    her kötü hikayenin sonu mutlu bitecekti, emindik! hep öyle analtılmamış mıydı bize? masallardaki gibi gördük büyüyene kadar hayatı... tebessümümüz eksilmedi gözlerimizden. düşüp kanattığımız dizlerimiz olsa da arasıra bilirdik ki; annemiz gelip öpecek ve tüm acılarımızı unutturacaktı bize... hep böyle olmamış mıydı? en kötü anımızda yanımızda sevgi dolu bir el uzanmamış mıydı... masallarda yaşadık bazen, kül kedisi olduk... o bal kabağının birgün 12ye vuracağı hiç gelmedi aklımıza... sonu mutlu bitiyordu ya.

    "ve sonsuza dek mutlu yaşadılar" dedi hayat bize... ta ki hayatın içine kayan bir yıldız hızıyla düşene kadar. sendeledik sonra, yeni tay tay yapan çocuk misali... gerci o sendelemelerde hep sıcak bir kucak vardı bizi karşılayan. ya şimdi? dengeni korumaya çalışıp dikelmek gerekiyordu güç almadan, ya da salmadan kendini o sıcak kollara...

    zaman bize gösterdi ki, sonu mutlu bitmiyormuş meger herşeyin... hatta mutlu başlayan masallarımız bile acı ile sonlanabiliyormuş... bu daha da acıtıyormuş insanı. masal yaşamaya başlamışken kendini kabusun içinde bulmak da varmış... aklımıza o prensin öptüğü anlardan çok, kül kedisine elma veren cadı daha çok takılır olur. açarsınız kalkanlarınızı daha bir fazla... kalkanlarınızı actıkça da, sonu mutlu biten masalları yaşama olasılığınız azalır gün gectikçe... hiçbir elmayı alamaz olursunuz kimselerden, hep o gülüş gelir takılır kulaklarınıza çekersiniz elinizi...

    "ve sonsuza dek mutlu yasadilar" diye anlatılacak sarhoşluklarınız üzerine kendi masallarınızı anlatmaya başlarsınız hiçbir ele sarılmadan sımsıkı... o masalın diğer kahramanı olmasa da yanınızda siz anlatırsınız yine, dinlemek isteyenlere... sonuna gelince masalın, sorarlar "eeee sonra sonra!"... hafif bir tebessüm edersiniz, gözlerinizde o dönemlerden kalma yürekten gelip yüze yerleşen tebessümünüz gibi.. hani kanatlıdır yüreğin o zamanlar... sonra, kaldırırsınız başınızı güneşe doğru ve dersiniz ki:

    gökten üç elma düşmüş..."
  • kalıcı mutlulukların modern sabotajcılarına göre sadece masallar böyle biter.
    ayrıca o "ve"den önce yeteri kadar mutsuzluk yaşanmıştır.
  • masal bu ya denir bi yerlerinde anlatilirken... anlatan, yüzünde bi tebessüm olsa da inanmaz kendi anlattiklarina... ve mutlu son degildir bu son aslinda... su meshur 3 elma zamani geldiginde düsüverir masalin tam ortasina... the end yazisi ve pack-shot beliriverir. masalin tüm kahramanlari mutlu mudur? peki sonra?

    evet masal bu ya...
    pamuk ciddi bi zehirlenme tehlikesi atlatsa da sonunda beyaz atlinin öpücügüyle hayata döner... cirkin kurbaga, milyon tane zorluktan sonra bi sekilde kendini öptürmeyi basarir... saat 12ye vurdugunda kabak bi yerlerinde patlasa da, kulkedisi’nin otuzdortbucuk numara kristal ayakkabisina kimse ayagini sigdiramaz... kirmizi sapkali ile büyükannesi kurtulur ve hain kurt ölür.

    ama nedense taraf tutulur hep masallarda... basroldeki iyi kalpli lanse edilen kahramanlar mutlu olmayi hakeder yalnizca... oysa ki pamuk beyaz atlisina kavusurken cuceler hala cucedir. santim uzamazlar... onlarin mutlulugu unutulur. onlar da pamuk kurtuldu diye mutlu olur.

    ya da kirmizi baslikli’nin 90 yasindaki büyükannesi yasamayi hakederken gencecik, hayatinin baharindaki kurt niye ölür? niye kimse iyi kalpli olmayi ögretmek istemez ona? kirmizili, yasli büyükanneye götürdügü yiyeceklerin yarisini kurda verse o hayvancik kimseyi yemek istemeyecektir belki de... tamamen ortadan kalkmasi kirmizi kafaliyi daha mi mutlu edecektir yoksa?

    külkedisinin cirkin kiz kardeslerine gelelim... cirkin olmayi onlar istememislerdir ki... sevimsizlikleri de yetistirilme tarzindan kaynakli; anneleri kötü kalpli... külkedisi saraydan iki muhafiz ayarlayip niye evlendirmez onlari? sonucta prensle evlenip ülkede sözü gecen biri konumuna gelmiştir. yapsa bi iyilik ablalarina üvey de olsa, fena mi olur.

    peki o cirkin kurbagaya, kurbagalik zamanlarindan asik bi kurbagacik kaldiysa bataklikta? onu kimse dusunmez... kurbaga, bi prense dönüsmüs ve prensesine kavusmustur. bu mudur?

    sonucta bi kac kahramanin mutluluguna sabitlenmistir tüm masallar... bir de iki kahraman icin sevinen bir kalabalik vardir tabi... köy ahalisi, tüm ülke, ormandaki hayvanlar... kisaca senin adina sevindim figüranlari...

    hadi masalda mutsuz kalanlari gecelim... asil kahramanlarin mutlulugu ne kadar sürer ki? sonsuza kadar? kim bilir? keske öyle olsa da, masaldaki mutsuzlar bosuna harcanmamis olsa.

    yine bi problem cikar elbet. pamuk, kocasi yeni ülkeler fethetmeye gittiginde ilgisizlikten cücelerden birine asik olur mesela... ya da külkedisinin ta eskilerden büyük aski cikagelir, küller alevlenir birden... kurbaga prensin bataklik günlerinden kalan sigil bütün vücudunu sariverir. neden olmasin... onlarin da mutluluklari sonsuza kadar sürmez elbet. cünkü mutluluklari, baskalarinin mutsuzluklari üzerine kurulmustur madalyonun diger tarafina bi goz atilirsa.

    neyse ne, birincisi sonsuza kadar yasayamaz kimse... hadi yasadilar diyelim; mutluluk sonsuza kadar süremez masal da olsa.
  • ütopyadan uzak gözün görüp, gönülün yaşamak istediğidir.