şükela:  tümü | bugün
  • louis aragon'un, kendisini öldüren boşlukta esrimiş olarak ulaştığı sözcüklerle yazdığı enfes şiirlerinden biridir.

    "sevgilim,
    hiçbir şey söyleme,
    bırak düşsün bu sözcük sessizliğin içine
    uzun zaman avuçlarımda parlatılmış bir taş gibi
    hızlı ve gösterişli bir taş ki
    hayatımızın içine düşer gibi derin
    katettiği bu uzun yol olsa olsa uçurumla buluşmak için
    hani o sonu gelmez sessiz yolla zamandan önce buluşmak için
    ve bir korku doğar işitemeyince hiçbir su sesini uzaklardan
    hiçbir yere çarpmayınca vurmayınca duvardan duvara
    hiçbir şeye,
    sonuçta evren bir bekleyiştir yalnızca ben de elini tutuyorum.

    yankılanması yok düşüşün, kulak verme beyhude
    yok hiçbir şey bir iç çekiş bile yok, bir ses bile
    düşer taş derinlere ve geçer karanlıkları
    arttıkça baş dönmesi daha da artar gecenin hızı
    kala kala fırlayıp gitmiş bir ağırlık kalır
    ve o belirsiz yitik şarkı
    kaçıp kurtulmuştur kaçırılmıştır ya da yaralanmıştır dünya harikası
    belki aşk da öyledir çoktandır
    ya da öyle değil hayır henüz aşk öyle değil
    ölçüsüz ve çekilmez mühletten başka bir şey değil
    kaçınılmaz bir azaptır o vahşice ertelenen.

    bir taş ya da bir yürek kusursuz bir şey
    sonlanmış bir şey ve canlı bununla birlikte
    daha az benziyor bir taşa düştükçe derinlere
    bu nasıl ters bir kuyu yırtıcı hayvan gölgesinin peşinden giderek yakalar kuşu
    taş ise bütün taşlar gibi bir taş yine de
    bıkar sonunda her şeyden dönüşür bir mezara.

    bak neler oluyor yükseliyor gibi geliyor kuyunun başında
    bu bir çığlık değil çarpışma ya da kırılma değil
    ama belli belirsiz ve fır fır dönüyor kararsız korkak
    solgun ve saf bir ışık bu derinlerden gelen
    çocuk masallarındaki bir yaratığa benzeyen
    kendimizden bir renk belkide sonuncusu.

    şimdi aniden başa gelen her şey yeniden olabilirmiş gibi
    şimdiden bulmuş çözümünü keza birisi
    içeri girmiş görülmeden ve çekmiş perdeleri.

    ve taş devam ediyor düşmeye bir yıldız derinliğine...

    biliyorum şimdi dünyaya neden geldiğimi
    anlatacaklar öykümü birgün o dolambaçlı serüveniyle
    ama olsa olsa bir kışkırtma bu bir aldatmaca
    sanki bir çiçek buketi gönderilmiş bir fakirhaneye bir akşamlığına
    artık biliyorum neden geldim bu dünyaya.

    ve düşmeye devam ediyor bir taş nebülözlerin arasından...

    yukarı neresi ise aşağı da orasıdır bu sıradan gökyüzünde.

    söylediğim her şey tüm yaptıklarım öyle olduğumu sandığım halim
    yapraklar kuruyan yapraklar bırakmıyor hiçbir şey ağaca
    kollarının kımıltısından başka
    önümde uzanan kış mevsiminin amansız gerçekliği
    bir kıvılcımdır her insanın kaderi,
    her insan bir su sineğidir sonuçta ben de neyim ki zaten bir insandan başka
    sevmiş olmaktandır gururum
    sevmekten yalnızca."