1. georgia institute of technology ve koç üniversitesi'nde öğretim üyesi. galatasaray liseli, boğaziçili, brown ve stanford'lu. milliyet gazetesinde köşe yazarı. harika bir blog sahibi gurme.
    www.gastroville.com
  2. milliyet gazetesi'ndeki kosesi ile okuyucularini dunyanin cesitli koselerinde bulunan en lezzetli yemeklerin yapildigi lokantalara goturen, yazi uslubuyla da yedigi her lokmayi sanki hissettiriyormus gibi yazan, ince zevk sahibi gazeteci, gastronome.
  3. gariptir, bu adam vaktinde türkiye'nin planlı kalkınma dönemi hakkında literatürde (şu tarihe kadar) mevcut olan en nitelikli sosyal bilim incelemesini yazmıştır. 1958 devalüasyonundan 1963 itibariyle dpt'nin "muhafaza" edilmesine kadar olan dönem üzerine ingilizce ve türkçe ne yazılmışsa toplamış biri olmanın ukalalığı ile iddia ediyorum.

    1989'da uc berkeley'de savunduğu doktora tezinden bahsediyorum milör'ün: "a comparative study of planning and economic development in turkey and france: bringing the state back in" (türkiye ve fransa'da planlama ve ekonomik kalkınmanın karşılaştırmalı bir analizi: devleti tekrar içeri almak). o dönemin tarihsel sosyoloji tartışmalarında "devlet" kategorisinin açıklayıcı gücünün deşilmesinden de etkilenmiş bir tezdir. maalesef kitaplaştırılmamış.

    milör marksist bir çerçevede ele almamış meseleyi, eleştirel kurumsalcıların devlet-merkezli çizgisine yakınsamış, lakin çok doğru sorular sormuş: sermaye birikim rejiminin devlet planlama teşkilatı'nın sakat bırakılmasında (yani, ithal ikameci çıkarlara hizmet edecek, burjuvaziyi disiplin altına almayacak bir hatta çekilmesinde) nasıl etkili olduğunu incelemiş. dönem üzerine yazan marksist sosyal bilimcilerinkilerden hayli derin bir analizdir.

    lakin milör sonradan başka alanlara kaymış, çok yayın yapmamış, eleştirel sosyal bilimden uzaklaşmış. gastronom olmuş demek.
  4. ızgaraların dışının kıtır, içinin yumuşak ve sulu olması gerektiği kuralını bilirseniz o'nun gibi yazılar yazabileceğiniz milliyet gazetesi yemek yer sonra oturup yazar yazarı. gözüme takıldıkça okuyordum ben vedat milor'u; bir süre sonra sadece bu cümleyi yine etmiş mi, etmişse kaçıncı cümlede etmiş oyunuyla okumaya başladım. hiç sektirmiyor bu kuralı; hemen hemen her gittiği yerde mutlaka bir ızgara balık, olmadı köfte, o da olmadı sebze ızgarası yiyen ve bunu anlatan ve yazdığı yerin değerlendirmesini yaparken kaale aldığı en önemli nokta bu ''dışı kıtır, içi sulu, kurutulmadan pişirme'' özelliği olduğundan dem vuran, buna göre puanlamasını yapan kişi. yahu insan bir yazısında olsun bu özelliği unutur, değiştirir, yerine yeni bir şey koyar. yok, ızgaraların dışı kıtır, içi sulu olacak. bitti.

    geç gelen edit: adam haklıymış. ilk zamanlar okurken çok üzerinde durduğu şeyi ne demek istediğini tv de izlerken anladım. entryi değiştirmeyerek kendimi cezalandırıyorum aslında. evet, dışı kıtır içi sulu olacak vedat bey, saygılar.
  5. hem yurtici hem de yurtdisi lokantalar hakkinda guzel yorumlarda bulunan yemek yazaridir, kesinlikle takip edilesidir. yemek olayinin ciddi takipcisi oldugu konusunda suphe yok, yani yarim bilgiyle bi bucuk porsiyon iskembeden sallayan yazarlardan degil. hem arastirmaya merakli, hem de yazdigi seyleri dunyada degisik yerlerde tecrube etmis birisi. yani "dana yanagi soyle boyle pisirilir" diyorsa hem dana yanagi konusunda arastirma yapmis, hem de degisik yerlerde dana yanagi yemistir. gastroville adli web sitesi dunya capinda ilgi gorur. yurtdisinda bile tavsiye ettigi restoranlara gidip tatmin olabilirsiniz. biz paris'te cok pahali olmayan restoranlar arasindan onerdigi bir bask lokantasina gidip memnun olmustuk mesela.

    bana gore tek falso yani galatasarayli olmasidir. gecenlerde sevilla'da gittigi bir lokantada sevilla takiminin oyunculariyla karsilasmis, adamlarin restorandaki butun istakozlari bitirmesine "adamlar yesin tabi, fenerbahce ile oynayacak bir maclari var" gibi espriyle karisik bir yorumda bulunmustu. sonucta yarim ekmek donerin mac kazandirmakta daha etkili oldugunu gorduk.
  6. son derece güzel tespitleri olan biri. özellikle de türklerin yemek yemek için yaptıkları mekanların eleştirisi konusunda çok yerli yerinde şeyler söylemektedir. çokluk bizde ölçüdür. bu ölçüyü çok ölçülü bir biçimde eleştiriyor.
  7. ntv de konusu dunya mutfagi olan tadi damagimda adiyla yeni bir programa baslayan ve program icin istanbul daki restoranlari dolasip "ne zaman, nerede, ne yenmeli" sorusuna cevap arayan gurme.
  8. programında beğenmediği, eksik bulduğunu da söyleyen adam. tavsiyelerine uyulabileceği de ortada. lüks mekanlar peşinde koşmayıp salaş yerleri de bulu çıkarması takdire şayan.
  9. gecenin bir yarısı insanın karşısına karnı zil çalarken 'ımmm nefis doğrusu, şef bu sosun içine ne koyuyosunuz? bi kaşık alabilir miyim, bir damlasını dahi boşa harcamak istemiyorum bu enfes sosun çünkü.. ımmm' diye ımm'layarak ntv ekranlarında çıkabilen bir adam.

    edit: yine çıktı.. fettuchini'li makarna yiyo. saat kaç şeker abicim? abi acıma yok mu hiç sende bu saatte öğrenci adamın aklına giriosun? ben demedim mi bu saatte yemek yemiceksin milletin önünde diye? demedim mi yersen benim de canım çekiyo diye? sonra gecenin bi yarısı ehliyetsiz ehliyetsiz atlıyorum arabaya demedim mi? sonra polisler yolda elimde köfteyle çeviriyolar demedim mi? akabinde ehliyetsiz araç kullanmaktan bin lirayı kitliyolar demedim mi vedat abicim? neden! neden fettuchini neden!?!
  10. (eğer aynı mekanda farklı günlerde çekim yapılmıyorsa) çok sağlam yemektedir kendisi. ben onun yediğinin yarısını yesem 3 gün yerimden kalkamam.

vedat milor hakkında bilgi verin