şükela:  tümü | bugün
  • tarikat sahibi bir hanımefendi

    (bkz: dunya kardeslik birligi)
  • peygamber teyze
    (bkz: reha muhtar)
  • dünya kardeşlik birliği adında bir oluşuma başkanlık eden,yakında kendini peygamber ilan etmesi muhtemel kadın.
  • (bkz: bilgi kitabi)
  • tam adı dünya kardeşlik birliği mevlana yüce vakfı olan, şu son yirmi yılda zuhur eden uyduruk-ezoterik dinsel ikameci vakıf-tarikat-oluşumlarından biri olan kardeşlik birliğinin kurucusu; ahir zaman "peygamber"i. kendisini bir kere televizyonda kocaman beyaz gözlüğü, bembeyaz elbisesi ve etrafındaki müritleri ile birlikte görmüştüm. ama öncesinde ismini çok duymuş; o birazdan bahsedeceğim fasiküllerin müellifi olarak zaten tanımaktaydım.

    önce bu tür yapılanlamarın ortak ve genel özelliklerinden bahsetmek gerek: bu yapıların mutlaka halk içinde yaygın olmayan, sözde bilimsel, alfa kanalı, sigma cenneti, ruhsal yeniden doğuş, altın çağın ufuk çizgisi, bedensel arınma programı, kozmik bilinç gibi kavramlar etrafında hazırlanmış manifestoları, tebliğ metinleri, fasikülleri ve kitapları vardır. ve mutlaka atatürk'ün "kutsanmış" "kutlu" ve "müjdeci" olarak anılması; hatta atatürk'ün, misal mevlana'nın ya da hz isa'nın enkarnesi* olması gibi iddialarla örülü bir meşruluk çabaları vardır.

    işte tam adıyla vedia bülent östün çorak da 80'li yılların başında* böyle bir kozmik bilinçle donandığını, ürperdiğini iddia ederek ortaya çıkmış ve yavaş yavaş etrafında bir mürit halkası oluşturmuştur. doktor, eczacı, iş adamı, avukat, emekli asker, mühendis gibi genelde belli bir eğitim ve ekonomik seviyenin üzerindeki bu müritler aynı zamanda bu inanç sisteminin gönüllü tebliğcisi ve sponsorudurlar.

    ben şahsen ilk olarak bu "dünya kardeşlik" safsatasıyla izmir karşıyaka'da ismi lazım değil bir hamburgercide 90'lı yılların ortasında tanıştım. bu hamburgercinin duvarında bir takvim vardı: mevlana ve kardeşlik yazıyordu. ancak yakından bakınca biçim olarak masonik çağrışımları olan üçgen, güneş, göz, piramit gibi semboller vardı ve orada çalışan bir kadın sürekli olarak üzerinde bilmem kaçıncı fasikül yazan metinleri elle yazarak çoğaltıyordu. hatta vergi iade zarfı dolduruyor gibi görünüyordu uzaktan. o zaman tabii yaş ufak, internet yok, böyle mevzularda bilgimiz yok önemsemedim.

    tâ ki 97'de dersanede tanıştığım bir arkadaşa kadar. cumartesi günleri karşıyaka'da gökdelen apartmanın altındaki kafe'de toplandıklarını anlattı. "bülent hanım"dan bahsediyor; "din bilir, bilim bulur", "bunlar arasında kozmik bir işbirliği vardır" gibi cümleler kuruyordu. mevlana'nın adı geçince jeton düştü. içimden de dışımdan da "allah selamet versin" deyip emin adımlarla uzaklaştım.

    sonraki yıllarda vakıf ve vadia bülent çorak mahkemelik olmuş, bülent çorak da bu vesileyle televizyona çıkmıştı, koca beyaz gözlükleriyle. dışarıya karşı verdikleri "kardeşlik-sevgi-dostluk" mesajlarını boşverip çorak'ın yazdığı daha doğrusu kendisine yazdırıldığı iddia edilen bilgi kitabı'na bakılırsa ortada gayet soyut, uyduruk, çizgi romanların yanına yaklaşamayacak yüzeysellikte ve eklektik bir "ko(z)mik" metin vardır. misal 1. fasikülün giriş kısmında şunlar yazmaktadır:*

    "tüm dünya planetimizin insanlık yolunda bir birleşime giderek bütünleşmesi, evrensel dostlarımız tarafından ele alınmıştır. bu yolda planetimize göksel yardımlar lütfedilmektedir. şu an "kıyamet" tabir edilen bu geçiş siklusunda*, kozmik tesirler ile yapılan evrensel ulaşmalar, planetimizin ait olduğu ortamla beraber bir aşama yapmasına neden olmaktadır..."

    evet ilk bakışta perihan mağden yazmış gibi görünen bu metin devam ederek bülent hanım'a alfa kanalından yazdırılan göksel ve kutsal metinleri yani fasikülleri müjedelemektedir ve 1. fasikül şöyle başlamaktadır.

    "ulu rahman adına... bu kitabın metni tüm kutsal kitapları içermektedir. bu kitabın içinde hakiki insanı bulacaksınız. bu kıtalararası yegâne kitaptır. evrensel güçler tarafından ilâhi kotların yardımı ile yazdırılmıştır.

    bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm ilâhi kitaplar, işık yolundan gelmiş hakiki mürşitlerin irşat kitaplarıydı. bu kitaplar, aynı kanaldan yazdırılmıştır. şimdi bu son çağda görülen lüzum üzerine tüm dünya dostlarımızın bir çatı altında toplanması zaruri görülmüştür. işte bu kitap, sizin hakiki dostunuz, hakiki kardeşinizdir. çünkü öz kardeşlerimiz tarafından yazdırılmaktadır.

    dünyanızın bu zor durumunda herkes kozmik bir şuur kazanmıştır. bilinçlenmiş dünya dostlarımızın bu kitabın mahiyetini çok çabuk anlayacaklarına eminiz. dünyanız evrene açılmıştır. evren de dünyaya açılmıştır. yazdırılan metinler, bab bab tüm evrene dağılmaktadır."

    ---/---

    yani anlaşıldığı üzere bülent çorak bütün kutsal kitapların miadının tanrı tarafından doldurulduğunu ve kendisi vasıtasıyla yeni bir kitap yazdırıldığını iddia etmektedir. fasiküller 1984 yılından başlamakta ve 25. fasikül 1988 yılında tamamlanmaktadır. fasiküllerin geneline hakim olan dile bakınca çelişkilerle örülü, üçüncü sınıf bilim kurgu metinlerine öykünen kavramlar ve cümleler, tasavvuftan apartılmış ifadeler hemen göze çarpmaktadır. bariz bir şekilde peygamberliğe öykünen bunu atatürk, mevlana, kutsal kitaplar üzerinden yapan biridir çorak. hermetik bir vakıf olarak aslında göz önünde durmamakta, müritleri içn bir gizem yaratmakta kamuoyu ise kendisini zaten küçük bir çevre dışında bilmemektedir.

    bu tür oluşumlar için "ah efendim hepsi inanç boşluğundan işte" ya da "bu halkın okumuşları da bile pek cahil" gibi hükümler vermeksizin asıl şunu merak ediyorum: kendi halinde bir ev hanımı nasıl oluyor sa planet, kozmik, alfa kanalı diye diye ezoterik hallere bürüne bürüne aslında kocaman bir rantın başına geçiyor da bu sürekliliği sağlıyor?
  • kendi sitesinden:

    --- spoiler ---

    ... 1 kasım 1981 yılında alfa kanalından birleşik insanlık realitesi kozmoz federal meclisi tarafından anadolu türkiyesi'ne yazdırılmaya başlanan bilgi kitabı'nın dünya planetine hediye edilmesine aracılık etmiş ve 12 yıllık bir çalışma ile kitap tamamlanmıştır. ...

    --- spoiler ---

    ne diyon bülent?

    (bkz: bülent in the sky with diamonds)
  • geçtiğimiz haftalarda beşiktaş vapurunda tanıştığım iki israilli kadın tarafından sürekli övgülerle bahsedilen kişi.

    önce bana "pardon, hangi yaka avrupa yakası, hangi yaka islam yakası?" gibi anlamsız bir soruyla geldiler. dedim şurası avrupa ama islam yakası diye bir şey yok, anadolu var isterseniz. neden "islamic side" gibi bir tabir kullandıklarını sordum, biz türklerin anadolu'ya öyle dediğini sanıyorlarmış. anadolu tarafında yaşayanların dini bütün müslüman, avrupa'da yaşayanlarınsa dinsiz imansız insanlar olduğunu nereden çıkarmışlar, nasıl olmuş da buna inanmışlar bilemiyorum. neyse.

    sonra nereli olduklarını sordum, israil dediler. ve bir tanesi hevesle neden burada olduklarını anlatmaya başladı. beşiktaş'ta bir konferans varmış. dünyanın her yerinden insanlar o konferansa yaşlı bir kadını dinlemeye geliyorlarmış. bu kadın izmir'liymiş ve insanlık değerleri hakkında çok güzel fikirleri varmış. bu toplantılarda; önce bu yaşlı kadın (yani vedia bülent çorak oluyor kendisi) uzun bir konuşma yaparmış, daha sonra bilgi kitabı* adındaki bir kitap elden ele dolaştırılarak herkes bir bölüm okurmuş.

    ben bütün bunları ilk defa duyuyordum ve israilli kadınlar buna çok şaşırdı. ben tabi pek kavrayamadım olayın özünü, "din gibi bir şey mi yani?" dedim. şiddetle karşı çıktılar, dinle hiçbir alakası yokmuş olayın. tek amaç, hangi dinden, ırktan vs olursa olsun herkesi bir çatı altında toplamak ve dünyayı daha iyiye götürecek değerlerimizden bahsetmekmiş. bir anlamda mevlana gibi bir görev üstlenmiş bu kadın.

    yalnız israilli kadınlar bana bunları anlatırken arada bir "spiritual realm"* "farklı boyutlar" gibi kelimeler kullandılar, böylece sayısal ve reel olmayan hiçbir şeye inanmayan beni kaybettiler sanırım. hayır fikir güzel, ben de isterim bütün insanlar kardeş olsun, daha temiz ve neşeli bir dünyada yaşayalım ama ruhlarla, boyutlarla olmaz o iş sanki. olsaydı hepimiz ot-mantar takılırdık zaten.

    enteresan insanlar var, sen kalk, yaşlı bir kadının konuşmasını dinlemek için işini gücünü bırakıp israil'den buraya gel. ben zaten oldum olası sevmem kişisel gelişim tadında şeyleri. ayrıca daha iyi bir dünya için ne yapmak gerektiği insanın içinde olan bir şeydir, yoksa değil midir?
    (bkz: rte)
  • kendisini arayan uzaylılara "sonra arayın çok yorgunum" diyecek kadar cool bir insan kendisi. dizlerime vura vura gülüyorum lan.

    http://www.bulentcorak.com/…ufolardan-mesajlar.html
    (bkz: #43199449)
  • devlet bahçeli'ye rakip olmuştur. hatta rekabeti başlamadan bitirmiş ve devlet başkan'ı fersah fersah sollamıştır.

    http://www.bulentcorak.com/…r-hakknda-bilgidir.html
  • interstellar daki solucan deliğini açtığından şüphelendiğim kişi.