şükela:  tümü | bugün
  • akp yokmuş gibi çalıyor amk.
  • rock n coke 2006'da kendilerine inanilmaz bir ayip yapildigini dusundugum grup. olay sudur;

    vega'ya ayrilan zaman bitti fakat seyirci bir sarki daha istedi, saniyorum vega da calmak istedi. daha sonra deniz "uzgunum bize ayrilan zaman sona erdi" gibi bir sey soyledi, fakat seyirciyi de kirmamak icin sirf kendi sesiyle, enstrumansiz serzeniste'nin nakaratini soylemeye basladi, sadece nakarat ama oyle butun sarki filan degil. organizatorlerse hemen kayittan bangir bangir baska bir sarki calmaya basladilar ve kadinin sesini bastirdilar. sonra deniz iceri donup "sadece vedalasmak istiyorum, lutfen kapatir misiniz muzigi" filan dedi. bunun uzerine icerden deniz'in mikrofonunu da kapattilar. bu ne kustahlik, bu nasil bir simariklik anlayamadim. yiyorsa yabanci bir gruba da yap bunu terbiyesiz.
  • durup dinlenmeden dinlemek gibi bir çılgınlığım olmasa da periyodik olarak dinlemekten zevk aldığım bir gruptur vega. bir ekip olarak başarılı olmasının yanı sıra bu zevkin oluşmasında deniz özbey 'in sözleri, besteleri ve elbette ki tavrı başat rol oynamakta. şebnem ferah veya özlem tekin dinleyemiyorsam bu kadın bunun baş müsebbibidir.

    şöyle ki; benim nazarımda şebnem ferah şarkılarındaki o "yıkılmadım ayaktayım" tavrı demet akalın 'ın nispetli şarkılarından çok da farklı değil. biraz daha janjanlı hali, biraz daha sert bir tavır, hepsi o. sevmiş, terkedilmiş, ama bunların hiç birisiyle yüzleşememiş bir kadın bağırıp çağırıyor gibi. bir yandan da çocuksu özlemler basar dört bir yanını. özlem tekin'de ise durum daha vahim. işi deliliğe vurma hali, çıldırırım severim, çıldırırım terkederim filan.

    deniz özbey'de ise hakkıyla seven, bununla yüzleşen, serzenişleri bile şahsiyetli olan bir kadın var karşımızda. dilek tutar ve sadece bekler, yalansa yalanı sever, elinde değildir ve bunun farkındadır. kısacası artislik yapmaz, ayakları yere basar, olabileceği kadar rasyoneldir. onun için seviyor olmak yeterlidir. yokluğuna alışamıyorsa "allah belanı versin" demek yerine hayatında iz bırakan adamı unutamadığını delikanlıca itiraf eder.

    mâlumdur, meşhurdur, kürk mantolu madonna 'da geçer ya " seni seviyorum. deliler gibi değil gayet aklı başında seviyorum" cümlesi.

    işte vega'da, deniz özbey'de de aynı bu leziz tat var.
  • ya en son veganın albüm çıkarması sevincini yaşadığımda lisede falandım heralde.
    ya ben hızlı yaşlanıyorum ya siz çok ara veriyorsunuz beybiler.
  • aynaya bakarken dinleyin. gördüğünüz insana şaşıracaksınız.
  • albümün açılış parçasında*
    'bi sevgilim vardı kolları şimdi kimin boynunda'
    diye bir söz geçiyor. sabah sabah dinlenecek şarkı değildi bu ama on iki yılın hatrına bir şey demiyorum. iyi ki geldiniz be. çok aşırı özlemişiz!
  • hiçbir şeyin değişmemiş olması ne güzel. bu sesi yani deniz'in sesini, gitarın hiç değişmemiş tınılarını duymak yine üniversitede gibi hissettirdi ve dedim ki sanki garip isimli tüm grupların atası vega imiş. isim anlamında değil ama tarz anlamında.
    siz hep hayatımın bir köşesinde durun olur mu sevgili akyüz ailesi. son öcü bisikletlere, ablukaya alınmış küçük-büyük evlere, sırt sırta yapılmış konuşmalara hiç gerek yok. siz yeniden var'sınız çünkü.
  • ne kadar unuttum sansa da insan ona olan aşkını asla unutmayacağı grup. bir gün, bir toyota reklamı ile her şey 2 sene önceki haline döner.

    buyrun bugüne dek yazılmış en kapsamlı ve taş biyografisi:

    tuğrul akyüz ve mert koral itü öğrencisi iki arkadaş olarak, ortak müzik zevkleri ile 1992 yılından itibaren müzik çalışmaları yapıyordu. 1996 yılına kadar ingilizce çalıştılar 1996 yılında çalışmalarında türkçe parçalara da yer vermeye başladılar. 5 yıllık bu birlikteliğin ardından şirin tesadüfler sonucunda 1997 yılında onlara deniz özbey de katıldı ve vega isimsiz bir fikir olarak aslında o yıl ortaya çıktı.

    bu fikir daha sonra ömer karacan ’ın önerisiyle vega adını aldı.

    bu üçlü, sonralarda vega hayranları – ki onlara vegateryan denir – için kutsallaşacak suadiye’de zemin kattaki bir ev stüdyosunda çalışmaya başladılar. büyük ihtimalle o dönem çalışmalarını sürdürürken ileride ‘türk rock tarihinin en çok aranan albümü’nü yapacaklarını, kocaman bir grup insanın yaşama isteği, sevinç kaynağı, ortak noktası ve en önemlisi de tanışma sebebi olacaklarını bilmiyorlar, sadece müzik yapmak olan ortak amaçları için çabalıyorlardı.

    bu çabalar ilk olarak karşımıza 1999 yılında murat akad yapımcılığında nr1 müzik’ten çıkan [tamam] sustum! ile çıktı. nr1 müzik albümü ve vega’yı “ömer karacan’ın sahibi olduğu modern ve yenilikçi anlayışla […] nr1 müzik yepyeni bir grubu daha müzik piyasasına tanıtıyor.” sözleri ile sitesinde tanıtıyor ve vega’nın ülkemizde ‘elektronika’ akımının öncüsü olacağını anlatıyordu. [tamam] sustum! 10 orijinal şarkı ve bir adet akustik uyarlama ile piyasaya çıktı. tanıtım yok denecek kadar azdı ve zaten çok az basılmıştı.

    grup ilk klibini [tamam] sustum!’a çekti. beyaz fon ve grup üyeleri… bir ‘ilk klip’ için oldukça estetik ve izlenilir olan bu klip kanallarda gösterilmeye başladı ve deniz özbey’in deyimiyle [tamam] sustum! ile vega ‘onu sevenlerden çok daha fazlasının onu garip bulmasına’ sebep oldu. zira [tamam] sustum!’un sözleri ve deniz özbey’in o zaman için alışılmadık olan vokali şarkının geniş kitlelerce sevilmesini sağlayamadı ama ilk iflah olmaz vega hayranlarını da oluşturmaya başladı.

    [tamam] sustum!’dan sonra ileride bir vega klasiği olacak olan alışamadım yokluğuna’ya klip çekildi. bu klip hikâyesi ve hikâyeyi işleyişi ile günümüzde hala müzik kanallarının unutmadığı bir klip olmayı başardı, zaten şarkı olarak alışamadım yokluğuna da bir vega klasiği olarak pek çok kişi için önem kazandı.

    yalnızca iki adet klip çalışması olan [tamam] sustum!’un diğer şarkıları en az tanınan vega şarkıları oldu fakat aynı zamanda iflah olmaz vega hayranlarının bağlandığı şarkılar haline geldiler. albümde yer alan yalan, anlatma, blöf ve diğer parçalar vega hayranları tarafından hala muntazaman dinlenir ve konserlerde yer almaları istenir.

    [tamam] sustum! hiç yapılmayan tanıtım çalışmalarına rağmen iyi bir başarı elde etti ve vega o yıllarda çok sevilen bir konser grubu karakterini kazanmaya başladı. albümün cd formatı çıkmasından kısa süre sonra tükendi, kaset formatı ise günümüzde bulunabilir değil.
    vega, ikinci albümünün basılmasına kadar geçen sürede spica’da teoman yakupoğlu’nun öngrubu olarak sahne aldı

    [tamam] sustum!’dan tam 3 yıl sonra 2002 yılında vega çalışmalarını tekrar albüm halinde dinleyicilerine sundu ve yıllarca durmadan aranacak, bulunamayacak, vega dinleyicisi için bir obsesyon haline gelecek tatlı sert piyasaya çıktı. aslında vega albümü yapımcı firma olan universal müzik’e [tamam] sustum!’dan sadece 2 yıl sonra 2001’de teslim etti ancak albümün yapımcılığını yapan teoman yakupoğlu’nun ilgisizliği albümün basılmasını 2002 yılına kadar erteledi. albümün basıldığı 2002 yılında universal müzik maddi sıkıntılar yaşamaya başlamıştı ve bu sebeple çıkışından yıllar sonra bir dergi tarafından “türk rock müziğinin en iyi 15 albümü” arasında gösterilecek olan bu albüm az sayıda (5000 adet) basıldı.

    tatlı sert ’in yaşadığı talihsizliklerle ve albümün basılmasını bekleme sürecinde grup oldukça yıprandı ve albüm basıldıktan sonra grup elemanları birbirlerinden uzaklaşarak dinlenmeye çalıştı. albümün tanıtımı olmadı ama albüm kısa süre içerisinde tükendi ve vega bu albüm ile çok geniş bir kitleye ait oldu. deniz özbey albümün basılmasından sonraki süreçte albümün beğenildiğine dair gelen telefonlara şaşırdığını, insanların albümden nasıl haberdar olduğunu anlayamadığını ifade ediyor. ama tatlı sert gücünü gösterdi ve hepsi birbirinden iyi şarkıları ile kendi reklâmını yaparak kısa süre içerisinde tükendi. o günden sonra 2 albümü de tükenmiş vaziyette bir grup olan vega müzik marketlere en çok sorulan gruplardan oldu fakat cevap hep aynıydı, “üzgünüm, elimizde kalmadı!”

    bunların olmasından 1 yıl sonra 2003’te serkan hökenek tatlı sert’in unutulacak, kayıp bir albüm olmasını istemedi ve grubun menajerliğini alan hadi elazzi ile birlikte albüm yeniden yapılandırıldı, şarkıların remixlenmiş düzenlemeleri de eklenerek 2 cd’den oluşan tatlı sert 2 piyasaya sunuldu. bu esnada universal müzik iflas etmek üzereydi ve türkiye şubesini kapatma kararı almıştı. tatlı sert 2 de vega kaderine yenik düştü ve az sayıda (5000 adet) basılabildi ayrıca dağıtımı sağlıklı yapılamadı. kısa süre içerisinde ortadan yok olan albüme ulaşmak isteyenler albümün tükendiğini düşündü. bundan 3 yıl sonra 2006’da raks müzik depoları tmsf tarafından satılınca içinden tatlı sert 2 cd’leri de çıktı, bunlar derhal dağıtıldı ve albüm gerçekten tükendi. bu olay sayesinde geç kalmış vega hayranları da tatlı sert 2 cd’si sahibi olabildiler.

    tatlı sert, asla birkaç şarkı tarafından götürülen doldurma bir albüm olmadı, her şarkısı hit olma potansiyelini içinde taşıdı. ilk klip bu sabahların bir anlamı olmalı’ya geldi. bu şarkı ve estetik şaheser olan klibi çok, çok sevildi. vega adını çok büyük kitlelere duyurdu. günümüzde hala gösterimde olan bu klibin ardından kusursuz, vazgeçilmez ve âşık olunası bir şarkı olan bihaber’e klip grubun kendi çabasıyla çekildi, bu klip çok kısa gösterildi ve kayıplara karıştı.

    albümdeki bihaber, desem de inanma, tadın kaldı, evet, ne var?, çok çektim, poh poh perisi, ninni, normal mi sence?, zat-ı ali, isınamazsın ağlarken, aşk başlar ve iz bırakanlar unutulmaz biri diğerinden ayrılamayacak kadar sevildi ve dinlendi. konserlerde adları haykırıldı ve asla unutulmayacak şarkılar olarak müzik tarihine eklenmiş oldu.

    bu aşamada vega ilk albümünün orijinal kayıtları kayıp, iki albümü de bulunamayan ve çektiği kliplerden birine de rastlanamayan aşığı çok fakat şanssız bir grup portresi çiziyordu. dahası universal müzik’in başına gelenler sebebiyle tatlı sert’in telif haklarının kimde olduğu bile bir muammaydı.

    yeni albüm gelmeden önce vega; manga ve gripin ile çalıştı, albümlerine destek oldu. konserler devam etti, vega; çok sevdiği bir grup olan manga’ya desteğini hiç esirgemedi… manga uzun süre vega’nın ön grubu olarak yer aldı.

    yine bu süreçte vega, resmi sitesi vegawebsitesi.com ile internetten hayranlarına ulaştı; deniz özbey şiirlerini dinleyicileri ile paylaştı.

    nihayet 2005 yılının sonunda, artık ‘yoksa vega dağıldı mı?’ söylentileri alıp başını yürümüşken önce güven erkin erkal programında vega’nın yeni bir albüm üzerinde çalıştığını duyurdu ve sonunda aralık ayında hafif müzik piyasaya çıktı.

    bu albümde serkan hökenek artık tam bir grup üyesi haline gelmiş ve vega dinleyicileri 2003’ün başında gruptan ayrılan mert koral’ın yokluğundan haberdar olmuştu. hafif müzik vega’nın en başından beri hak ettiği tanıtım, grubunu destekleyen yapımcı firma, sağlam bir dağıtım ağı ve iyi menajerlik olanaklarına sahip bir albüm olarak en çok ses getiren ve satış rakamı yüksek bir albüm oldu, tekrar baskısı kısa sürede yapıldı.

    albümden kısa bir süre önce iflah olmaz vega’cılar bir araya gelsin diye grupvega.net kuruldu. albümün ardından da bilinen ve yaygın bir hayran portalı haline geldi. zaten deniz özbey vega hayranları için, “çok duygusallar ve birbirlerine benziyorlar. biz olmasak bile çok iyi anlaşırlar, yerler, içerler, arkadaş olurlar. öyle insanlar çünkü hissediyoruz” demişti ve sahiden grupvega.net o güne kadar eşi görülmemiş samimiyette bir hayran ağı kurmayı başardı.

    hafif müzik, beraberinde ilk klip olarak serzenişte’yi ve bol bol konser getirdi. hayranlar konserlerde özlem giderdi. her biri ufak çapta bir ayin halinde geçen vega konserlerinde hem daha 2 ay önce çıkmış hafif müzik şarkıları hem de artık unutulacağı sanılan [tamam] sustum! ve tatlı sert şarkıları aynı coşkuyla söyleniyordu. konser katılımcılarının sayısı mekânlara sığmayacak kadar artmasına rağmen hala vega konserlerinin ortamları deniz özbey’e “dinleyicilerin arkadaş gibi olması güzel. yoksa tanımadığım insanlara konser veremem ben” dedirtiyordu.

    bu albümün ikinci klibi, herkesin canını biraz yakan elimde değil’e çekildi. elbette her vega klibinde gördüğümüz estetik zenginliğe sahip ve biraz karanlıktı. ardından da albümle aynı adı taşıyan hafif müzik kliplendi.

    günümüzde vega; çok sevilen, bağlanılan, âşık olunan albümleri bulunamayan, hayran kalınan, özlenen, konserleri ayin olan, tarzını tamamen oturtmuş ve kendileştirmiş bir grup olarak varlığını sürdürmektedir.

    diskografi

    [tamam] sustum! (nr1 müzik) (1999)

    1. [tamam] sustum!
    2. alışamadım yokluğuna
    3. anlatma
    4. vakit varken
    5. oyun
    6. blöf
    7. tren
    8. dokunsana
    9. yalan
    10. bir gün mutlaka
    11. alışamadım yokluğuna - akustik

    tatlı sert (universal) (2002)

    1. bu sabahların bir anlamı olmalı
    2. bihaber
    3. evet, ne var
    4. iz bırakanlar unutulmaz
    5. aşk başlar
    6. isınamazsın ağlarken
    7. zat-ı ali
    8. ninni
    9. desem de inanma
    10. çok çektim
    11. normal mi sence
    12. tadın kaldı
    13. poh poh perisi

    tatlı sert 2 (universal) (2003)

    1. bu sabahların bir anlamı olmalı (radio dance mix)
    2. bihaber (radio mix)
    3. desem de inanma (alaturka)
    4. bihaber (bimix)
    5. desem de inanma (radio dance edit)
    6. bihaber (club mix)
    7. desem de inanma (kedi mix)

    hafif müzik (sony bmg) (2005)

    1. k9
    2. elimde değil
    3. serzenişte
    4. mendil
    5. yalnızca ben, yüzlerce sen
    6. uçları kırık
    7. yok
    8. hafif müzik
    9. yanıyor zaman
    10. o şarkı
    11. sokaklar tekin değil
    12. ankara

    (bkz: bildiğin el emeği)
  • şu an yeni albümlerini dinlemeye kıyamıyorum. bir 12 sene daha idare etmeyiz dimi, etmeyelim.