şükela:  tümü | bugün
  • hayvan ürünü yemeyen ve kullanmayan kişi. gerçek bir vegan asla süt içmez, dondurma, çikolata, bal, yumurta, yoğurt, peynir, vs. yemez, et but falan haşa zaten; ayrıca yün, deri, angora, kaşmir falan da giymez.

    edit: 2015 itibariyle neredeyse her çeşit gıdanın (süt, peynir, yoğurt, çikolata, dondurma, vs.) bitkisel kökenli ikamesi bulunabiliyor. vegan olunca sırf otla besleniliyor gibi bir intiba yaratmışım, sacmalog'un ricası üzerine düzeltiyorum.
  • (bkz: megane)
  • (bkz: vogon)
  • vejetaryanlıgın bi ust mertebesi..hayvanların yemek amacıyla yetistirilmelerini gaddarca bulurlar.et yememekle kalmayıp hicbi hayvansal gıdaya urune el surmezler.
  • 5 yil uygulandiktan sonra tuberkuloz olmaniza neden olabilecek (bkz: kendimden biliyorum), felsefesinin degil ama eldeki seceneklerle uygulanabilirliginin sorgulanmasi gereken yasam bicimi. yani yapacaksanız düzgün yapın. yoksa veganliga uygun gıda cesitliligi sunmayan bir yerde, bulabildikleriniz, saglikli beslenmenize yetmeyebilir dikkat etmezseniz.

    veganlar ilginc ve bir o kadar da zalak standart sorulara maruz kalirlar ancak hepsine verilecek gecerli yanitlari* vardir;
    -deniz sakayigi yer misin?
    -seni sokmakta olan bir sivrisinege ne yaparsin?
    -antibiyotik kullanir misin?
    -proteini nerden aliyosun?
    -ne yiyosun ki sen o zaman ya?
    -canin istemiyo mu yemek? istiyosa neden yemiyosun ki?
    -hayvanlari cok mu seviyosun?
    unutulmamalidir ki, vegan bakis acisina gore veganligin tek bir acik noktasi olsaydi bile hicbir insan bunu uygulamaya kalkmazdi. yani elbette kendi icinde bir tutarliligi var, ve uzerinde hic dusunmeden akliniza esiveren sacmasapan sorularla tutarsizlik tesbiti yapmaniz biraz zor.

    yıllar sonra gelen ek:

    insan olmak, belli kusurlara sahip olmayı seçerek, o kusurlarla yaşamak demek. her yeni kuşak, önceki kuşakların bazı kusurlarını tesbit ederek, onları seçmemeye başlar. bu yaşam oyununun doğası gereği böyle olur. yıllar önce hemen herkes tarafından normal kabul edilen pek çok şey, şimdi kabul edilemez kusurlar olarak görülüyor. aynı şekilde, şimdi çoğu kişinin dalga geçtiği veganlık da, gelecekte hemen herkes tarafından kabul gören bir norm olacak büyük olasılıkla. ama büyük resme baktığımızda görülüyor ki, aslında insan olmayı, ve seçtiğimiz kusurların tadını almayı deneyimlediğimiz koca bir oyunun içindeyiz.

    zamanının özgürlük kahramanları, şimdinin "köle tüccarı ırkçı"ları konumunda. şimdinin de kimi olursa olsun (vegan olmadığı sürece), geleceğin "hayvanları öldürüp yemiş cani"si olacak. tanrılığa giden yolda, deneyimlenecek o kadar çok tarz var ki, adım adım hepsini deneyimleyip tadını çıkarıyor insanlık. birini deneyimlerken, önceki kusurlar canilik olarak kabul edilmek durumunda kalıyor.

    veganlara ve veganlığa duyulan tepki, gıcıklık da bundan kaynaklanır;
    "ne yani, sen bana cani mi diyorsun? benim cani olmamak için bunlardan bunlardan vazgeçmem gerektiğini, bu kadar benim için vazgeçilmesi zor olan şeylerden vazgeçmemin gerektiğini, yani cani olmamak için bana bu kadar uzak olan bir şeyi yapmamın gerektiğini söyleyecek kadar kendini benden üstün ve iyi kalpli mi sanıyorsun? e sen haklıysan ben sıçtım o zaman? gitti benim ego? evrimde geri kalmış cani bir mahlukat yaptı senin felsefe beni?"

    oyun olduğunu bilince ne değişiyor? seçtiğiniz ve seçmediğiniz kusurların aslında sadece "tarz"ınızdan ibaret olduğunu kabul ediyor oluyorsunuz.

    evet, ben, insan haklarını savunduğum gibi, hayvanların insanların sahip oldukları haklardan yoksun bırakılarak öldürülüp endüstriyel hammadde olarak kullanılıyor olmalarının canilik olduğunu da düşünüyorum. fakat, bazı insani kusurlarımın sorumluluklarını da üstlenerek, bazı caniliklere ortak olmayı seçiyor, bazılarına ise ortak olmayı seçmiyorum. neden? tarzım bu. neden? çünkü insan olmayı deneyimlemek için buradayım; kusursuz olmayı değil. yaşadığım çağda kendime şu an için yakıştırdığım bilinçli kusurlardan biri de -uzun bir süredir- et yemek. fakat bunun insani bir kusur olduğunu biliyorum. aynı, hayattaki diğer zevk veren her ama her şey gibi. çizgim yok mu? var. neden? neye göre orada o çizgi? neden bazı kusurlara evet, ama bazılarına hayır? çünkü tarzım bu. bu hayatı, bu çağda, bu insanlarla, bu şekilde deneyimlemeyi seçiyorum. fakat biliyorum ki gelecekte hemen herkes vegan olacak; benim de 5 yıllığına aralarında bulunmuş olduğum öncülerin seçimleri sayesinde yaratılmakta olan altyapının da yardımıyla. o zaman belki sinir sistemi olmayan hayvanlar seri üretilecek, ve kullanılmalarında etik olarak bir sorun olmayacak. kimse de sonuçta elde edilen ürün tamamen aynı olacağı için veganlığın felsefesini sorgulamayacak; aksine, herkes övünecek vegan bir toplumda ve bir vegan olarak yaşadığı için.

    o yüzden veganlara teşekkür edin. bir gün yediğiniz hambuger, aynı lezzette fakat canilik içermeden üretilmiş olacaksa, ve siz bunun vicdani getirisinden de tadından da yararlanacaksanız, bu, şu anda dalga geçtiğiniz veganlar sayesinde olacak.
  • vejetaryenliğin* yarım bırakılmışlığını tamamlayan* oluşum.
  • karnivor'luğun tam zıddı, insanlardan çok otçul hayvan'lara uygun olan saçma bir oluşum, zira eğer "yukardaki" bizim ot yiyerek su içerek hayvanlarla el ele gönül gönüle yaşamamızı isteseydi üstünde kalsiyum tableti ve soya eti yetişen ağaçlar yaratırdı.
  • beraber yasanmasi, aslinda temelde bir mutfagi paylasmasi en zor insan tipi... aman aman...
  • (bkz: veganarsi)
  • o kadar duygusalım o kadar inceyim, heywanın tüyünden bile huylanıyorum diyen insana vegan denir. bunlar 40 yumuşak şiltenin altındaki hayvansal proteinin kaç kilodalton olduğunu anlarlar.

    aslında bir pozitif feedback hadisesidir. hayvansal gıda almadıkça kafaları az çalışır, inatçı olurlar. hayvanlarda zaten normalde bulunan ve başka yerden alınamayacak maddeleri kırk dereden elde etmeye çalışırlar.

    1.000.000 beyaz ve mavi yakalı şahıs icabında kokoreçle, t-bone steak ile beslenip bu vegan milletinin içtiği b12 haplarından üretmese, 5 senede ölüm orucundan ölen adamlarla aynı sebepten ölürler.

    bunu yapan new age'dir, taocudur.