şükela:  tümü | bugün
  • sevgili vegan kardeşlerim,

    bazı değişik eylemlerinizi görüyorum bu aralar ve kafamda bazı sorular var cevap bulamıyorum, size sormak istiyorum:

    kağıt, kalem kullanıp kullanmadığınızı ve nerelerde yaşadığınızı merak ediyorum. o kağıtların yapılması için binlerce hayvanın yuvaları yıkılıyor. ağaçlar kesilip hayvanların yaşam haklarına tecavüz ediliyor ve siz eğer ki kağıt kullanıyorsanız bunları hiçe sayıyorsunuz.

    ayrıca yaşadığınız yerleri de merak ediyorum, dağlarda veya ormanlık alanda yaşıyorsunuz diye umuyorum. herhalde bu kadar hayvanlara önem veren insanlar kalkıp da o güzel hayvanların yaşam yerlerinin katledilip üzerilerine yapılan o binalarda oturacaklarını düşünemiyorum.

    bir de sahi şimdi buna cevap yazacaksınız, e cevap yazarken kullanacağınız internet hizmetini sağlayabilmek için bu firmalar bugüne kadar ne kadar hayvan katletti düşünebiliyor musunuz? bu dediklerim cep telefonu vs. için de geçerli. lütfen duyarlı olalım.

    bunlara mantıklı cevap verirseniz ve beni ikna ederseniz ben de vegan olacağım. zaten gerçek veganlar duyarlıdır ve bu yazdıklarımı görmeyecekler bile çünkü elektrikle falan işleri olmaması gerekir. malumunuz elektrik santralleri yapılırken milyonlarca hayvan katlediliyor.

    bu örnekler uzar gider, bu kadar duyarlıysak eğer dediğim gibi teknolojiden tamamen uzak, doğayla iç içe bir yaşam sürmemiz gerekmez mi? e o zaman da hayatta kalabilmek için mecburen hayvan avlayıp karnımızı doyurmamız gerekmeyecek mi? gitti veganlık o zaman.

    beni ikna edin ve aranıza yeni bir vegan eklensin. o güzel köftelerden, etlerden, yumurtadan, sütten, baldan vazgeçmeye razıyım. dondurma zaafım var onu da bırakacağım yeter ki beni ikna edin.

    sevgiler.

    edit: benim buradaki lafım sağlıklı yaşam için vegan olanlara falan değil, farklı anlamayın olayı. gerçek veganlara soruyorum. madem sağlıklı yaşamak için vegan oluyorlar o zaman neden mekan basıp milletin yediklerine karışıyorlar? onların da mı sağlıklı yaşamasını istiyorlar? çok düşünceli ya bu vegan kardeşlerimiz :)

    ayrıca dediğim gibi, bu entry yerin dibine sokuluyor. yazdığım şeylerden mantıksız olanı veya olanları lütfen yazın ve ben de hatalarımı veya neyi yanlış düşündüğümü göreyim. şimdiye kadar bu yazdıklarımla ilgili cevap gelmedi, farklı yazılar yazıldı emek verilip ama sorularımın cevabını alamadım. bekliyorum.

    edit2: bana kitap öneren arkadaşlarım var, bunları oku diyenler var ama bilmiyorlar ki o kitaplarda nice sincapların kanı, nice kuşların, böceklerin cesetleri var. o kitapların yazarı olan veganların hepsi birer katil o zaman sizlerin mantığına göre. burger king'e gelip insanlara ''ceset yiyorsun'' dersen ben de bunu derim o zaman. önce herkes kendi çöplüğünün önünü temizleyecek.

    başkasına karışmayan, kendi düşüncesiyle hareket eden vegan kardeşlerime bir lafım yok, zaten olamaz da bu konuda. herkes özgürce istediğini yaşayabilir ama sen bana saldırırsan ben de farklı şekillerle söylediklerini çürütebilirim.

    edit3: özelden gelip ''süt, yumurta yemesini biz de bilirdik. damak tadından feragat eden ve bu şekilde yaşayan insanlara bunları söylemen çok kırıcı'' deyip ekşibition'da gaziantep'te yediği baklavayı koymuş bir vegan da tanımış oldum bu sayede. baklava yapımında süt ve yumurta kullanıldığının farkında değil herhalde. isim yazmaya gerek yok ama yemin ederim gerçek ve biraz önce yaşanmıştır. veganımız bile daha ne yememesini gerektiğini bilmiyor sanırım.
  • hayvansal ürünleri etik sebeplerle değil sağlıksız olmaları nedeniyle tüketmeyen veganlar üzerinde etkisi olmayan mektuptur.

    söz konusu mektubu yazan ve destekleyen insanların kanatlı sektörüne ilişkin yayın ve uyarıları okumaları; hayvan ilaç sektörünü araştırmaları önerilmektedir ilaç niyetine.
  • et yemek şart kan değerleriniz düşer. (bkz: sığ insan)
  • hayvansal ürünleri sağlıksız olmaları nedeniyle tüketmiyorsanız, diğer insanların tükettiği sizi neden bu kadar geriyor? sigara gibi değil ki dumanıyla başkasını rahatsız etsin? ki bak o kadar tiksindiğim halde başkasının içtiği sigara zerre umurumda olmaz. bana ne amk, zehirlesinler kendilerini.

    etik sebeplerle, hayvancıkları düşünerek vegan oluyorsanız başımla beraber, size bir şey demiyorum.
  • rica ediyorum, ne bok yerseniz yiyin, ama vegan olmayanlara karışmayın. vegan yemek fotoğrafları paylaşmayın, ayıptır (görgüsüzlüktür) vegan olunca havalı olmuyor o tür paylaşımlar.
  • özetle arkadaş diyor ki mektubunda insanlığın geldiği nokta bu. her hareketin, varlığın doğaya zarar. bunları kabul et ve çiğne.
  • güzel mektup.

    öncelikle bir lokantayı basıp vegan eylem yapılmasını son derece duygusal buluyorum. akılcı hiç bir yanı yok. o sırada big mac'ini ısıran hedef kitleniz farkına varmaktan çok ısırmakta olduğu köfteyi savunacaktır. bu çok doğal bir tepkidir. bu hatayı ailenizle sofrada tartışırken de yaparak anlayabilirsiniz. sokak kedilerine şefkatle bakan ve besleyen anneniz bile o gün yaptığı mantıda hiç bir garipliğe rastlamaz. çünkü bu bir kültürdür, gelenektir. netice olarak sofrada veganlık tartışılmaz. nokta. tartışmakta özgürsün tabi ama boşa pedal çevirirsin.

    ben kimseyi vegan olmaya ikna etmedim, etmem de. beni de kimse ikna etmemişti, iknadan zaten hoşlanmam. bunu yaparken hep kendimi kapı kapı dolaşıp kuran satan adam gibi hissederim. sadece bir arkadaşım beni takip ederken vegan oldu. * dolayısıyla seni de ikna edemem. aslında sorduğun sorular bize değil kendine sorduğun sorular. madde madde cevap vermeyeceğim. belki ayna tutabilirim.

    söylediklerinin tamamında haklısın. kullandığımız bir çok üründe bilmediğimiz yollarla ya da üzeri örtülmüş şekilde hayvan ve insan sömürüsü yapılıyor. (bkz: kayıp gönderge)

    vegan olduktan sonra tükettiğin her şeye dikkat etmek zorunda kalırsın. kullandığın dikiş makinasının yağına kadar. bu durum çok yorucudur. çünkü endüstrinin her tarafında hayvansal ürün kullanılır.

    çelişki de çok :
    mesela, kağıt kitap yerine elektronik kitap tercih edilmesi yuvasından olan sincap sayısını azaltabilir. ha bu bir yandan çin'deki bir fabrikada sömürülen insan sayısını artırıyor olabilir. ama bu çelişkilerin içinde kalıp ne yapsak olmuyor, et yemeye, süt içmeye devam yaklaşımı da bana göre değil.

    deli gibi et tüketen bir aileden ve kültürden geliyorum. dolayısıyla senelerce et ve diğer hayvan ürünlerini tükettim. bazı vejetaryenler mesela çocukken tiksiniyorlar, onlara hayranım. benimki hiç öyle olmadı. vejetaryenliğin ilk yılında deli gibi et yiyesim gelirdi.*fakat zamanla nefsim köreldi. ve şimdi tadını unuttum.

    1 senedir veganım. veganlığa geçiş daha zor oldu. bazen güçsüz hissettim. sonra alternatif protein kaynaklarını buldum. bu konuda bana en çok güç veren fasulye, mercimek, nohut ve tofuya teşekkürlerimi sunuyorum.

    özetle benim izlediğim yol şu : ne kadar bilirsem o kadar bilinçlenirim. ve ne kadar bilinçlenirsem o kadar az tüketirim.
  • bitki katliamına artık son verin.
  • yıl olmuş 2015 hala hayvansal gıdalara sağlıksız diyebilen insanların olduğunu görebiliyoruz. işte bu nedenle vegan olmayın arkadaşlar. az protein demek evrim basamaklarında tırmanamamak demektir. bugün önümüzdeki bilgisayardan parmaklarımızı tuşlara bastırarak 1500 kilometre uzaktaki arkadaşımızla konuşabiliyorsak bunun temel sebebi insan ırkının hayvansal gıdaları rejimine sokmasıdır. beyin bu sayede gelişme göstermiştir.

    yollamadan edit: vegan arkadaşlar lütfen şunu oku bunu oku blog linkleri atmayın. yemin ederim akplilerden betersiniz bu konuda. nerde veganlığı öven bir şey atlıyorsunuz üstüne. ben bu sitede etten alacağınız proteini brokoliden de alırsınız diyeni duydum ya. alırsın almasına da 100 gram et yerine 3.5 kilo brokoli yersen alırsın. rica ediyorum atmayın bişey
  • bu sözlük bundan 100 yıl önce olsaydı siyahilere uygulananlara karşı çıkan insan hakları savunucusuna bir mektup olarak karşımıza çıkacak olan yazılar. facebook'ta hayvan özgürlüğü hakkında yazılar yazan çok güzel bir sayfa var 'ormanın ışığı' adında, oradaki yazılara bir göz atınız. son zamanlarda şöyle bir yazısı vardı:

    hayvanları sömürmeseydik, neler olurdu? avcılık yapılmayacağı için, evcilleştirme olmayacaktı. böylece, insanın tarihindeki ilk köleci ve sömürü deneyimi yaşanmayacak, avcı yaşam tarzına geçilmeyecek ve hiyerarşik sınıflı toplumlar olmayacaktı. hayvan ve insan sömürüsüne dayanan tarım, toprağın mülkiyeti olarak ortaya çıkmayacaktı. belki, yaratıcı inancı yine olacak; ama, kendimiz gibi kan içici bir tanrıyı hayal edemeyeceğimiz için, tanrılara hayvanları kurban etmeyecektik. hayvanlar üzerinde deneyler yapılmayacak ve doğa'yı zehirleyen teknolojik buluşlar gerçekleşmeyecekti. hayvanları kullanarak ve öldürerek gerçekleşen büyük göçler olmayacak; diğer hayvanlar gibi, kendi ekosistemimizde yaşayacak ve dünya ekosistemini bozmayacaktık.
    tüm bu söylenenlere, itiraz edilebilir ve insan yaşamının çok daha kompleks süreçlerin etkileşimi ile oluştuğu söylenebilir. yine de, ortaya çıkan felakete bakarak, denenmemiş ve yaşanmamış olanı bir çırpıda küçümsemez, bu dehşet sonucu yaratmama ihtimalini, göz ardı etmezdim.