şükela:  tümü | bugün
  • benim gibi vejetaryen olmak isteyip fakat vücudundaki bir ton eksikle baş etmekle uğraşan bi yandan da eti seven insanlara yönelik tavsiyeler içerecek bir başlık olacak bu.

    birazcık kendi maceramdan bahsedeyim öncelikle. yıllardır sürekli aklımda olan bir şeydi bu. fakat hiçbi şekilde cesaret edemiyordum. gerek eti sevmem gerekse başımın belası olan ve saç dökülmesinden halsizliğe kadar her türlü saçmalığa sebebiyet veren b12 eksikliği yüzünden bi şekilde geçiştiriyordum. son zamanlarda iyice kendimi yediğimiz şeylerin içeriğini araştırmaya verdim. bakliyatlar, sebzeler, etler vs. üzerine 3-4 tane de belgesel patlatınca önce pesketaryen olmaya karar verdim 2 ay önce. her şeyden vazgeçerim de balıktan öyle kolay vazgeçemem diyordum. biraz da saçma sapan zöt diye birden vegan olup bikaç ay sonra vazgeçen tipler gibi olmak istemediğim için adımlarımı yavaş yavaş atmak istedim açıkçası.

    bu süreçte izlediğim belgesellerin ikisi beni çok etkiledi. birincisi (bkz: cowspiracy)
    ikincisi izlemekten çekindiğim, 3-4 güne bölerek salya sümük izlediğim (bkz: earthlings)

    zaten earthlings'ten sonra vejetaryenliğe adımımı attım. sonuç olarak 2 aydır bu işin içinde olan taze bir vejetaryenim. eğer buna gerçekten kafanıza koyup ciddi bi şekilde karar veriyorsanız, psikolojik olarak bayağı etkileniyorsunuz. ilk haftamda "bir daha et yemiycem yani?! o.0" diye küçük bir şok yaşadım mesela. canım et istediğinden değil fakat bir daha bir şeyi yapmayacak olma düşüncesi çok değişik geldi. ve o ilk haftanın sonunda rüyamda urfa'daki patronumu gördüm. kendisi geçen 2 sene boyunca ne zaman urfaya eğitime gitsem bana çılgın gibi kebaplar ısmarladığı için bilinçaltım tarafından kabusumun başrolü olarak seçildi.

    rüyamda bir restauranttayız ve masanın üzeri kebap dolu. ama öyle tavuk şiş vs değil, bildiğin dev etler, tepsi kebapları filan :(
    yok diyorum ben et yemiyorum artık vejetaryen oldum. adam "olur mu öyle şey bunları ye sonra olursun" diyor, zorladıkça zorluyor. en son hıııaaa diye uyandım nasıl bir ızdırap çektiysem kalp atışım deli gibi hızlıydı. uyanır uyanmaz düşündüğüm ilk şey "yedim mi ulea?!" oldu. sonra yemediğimi hatırlayıp derin bir nefes aldım. ilk sınavı geçmiş gibi hissettim. daha sonra bunu 2 yıldır vegan olan arkadaşıma söylediğimde "ben de ilk aylarda sürekli öyle rüyalar görüyordum" cevabını aldım .

    burası önemli!!!

    şimdi benim bu güzel ve sürekli bi şeyler ekleyip büyütmeyi planladığım cici başlığımın altına etoburlar tarafından saçma entryler girilmesini istemediğim için belirtmek istiyorum ki benim derdim sizle değil dostlar. eti seviyorsunuzdur yiyorsunuzdur. lütfen burda etin faydalarından vs bahsetmeye kalkmayın kalbinizi kırarım. kalp kıracak havamda değilsem de engeli basarım ehe. zaten burgermiş pizzaymış sucukmuş salammış nuggetmış böyle şeyler yiyip etin ne kadar gerekli olduğunu savunanlar hiç başlığa tıklamasın bile. yediğiniz şeyin ne olduğunu bile bilmiyorsunuz, üstelik saçma sapan işlenmiş şeylerle besleniyorsunuz sonra bikbikbik. neyse. onun harici 2 ay önceye kadar ben de hindisini, tavuğunu bazen de kırmızı etini alıp, diğer sebzelerle beraber hafif zeytinyağı ve baharatla beraber fırına atan insandım. yediğim eti cidden sağlıklı bir şekilde tüketiyordum.

    değişen önceden biliyor olmama rağmen kabul etmek istemediğim iki şeyi kabullenmem oldu. birincisi, ben bana gereken proteini, b12'yi, demiri, vitamini, potasyumu başka yollarla alabilecekken sırf tadını sevdiğim için bir canlının öldürülüp önüme gelmesine artık göz yummak istemiyor oluşum. ikincisi de bu popülasyonda her insana yeteri kadar etin sağlanabilmesi için doğanın, atmosferin (o hayvanların yemleri için kullanılan arazileri ve büyükbaş hayvanların pırtlarının (kibarlığımdan taviz vermem) atmosfere verdiği zararları lütfen araştırın) ağzına sıçılmasını görmezden gelmek istemiyor oluşum. tek başıma dünyayı değiştiremem ama kesilmek için üretilip büyütülen hayvancağızların oluşturduğu bir sektöre alet olmadım, ben yapmam gerekeni yaptım demek istiyorum ölmeden önce.

    burda kimseyi ikna etmek gibi bir derdim yok. o yüzden lütfen kimse de çıkıp "emme ed çoh sağluhlu, edsüz yaşayaman" demesin kalp kırarım. ben bu başlıkta benim gibi düşünenleri, önüne gelen eti sadece "ohhh mis mis" diyip yumulunacak bi şey olarak göremeyenleri, onun da bir canlı olduğunu görebilen, daha da önemlisi onun bu dünyadaki boyuna üreyen çılgın insan nüfusuna yetebilmek için üretilen ve hayatı fabrikaların çiftliğinde geçen, çabuk büyümesi için hormonun, antibiyotiğin dayandığı bahtsız canlılar olarak görenleri ve kendilerini bu düzenin bir parçası yapmak istemeyenleri görmek istiyorum. neyse.

    şimdi tavsiyelerime geçebilirim.

    * öncelikle benim gibi yemek yapmayı seven fakat uzun tarifleri sevmeyen ve de işten vs döndüğünde açlıktan gözü dönen bir insansanız size önerim kendinize birkaç günlük yemek hazırlamanız.

    * evinizde her zaman hem konserve hem de kuru bakliyat bulundurun. ben akşamları modumdaysam kuru bakliyatlarla yemek yapıp 2-3 gün onu tüketiyorum. zor bir şey de değil hani. bildiğin tencereye soğanı doğrayıp salçayı ya da domates püresini koyuyorum. üzerine o gün canımın çektiği bakliyatı (mercimek, nohut, fasulye vs) ekleyip göz kararı su ekleyip (asla tutturamadığım için ara ara kapağını açıp kontrol ederek tekrar su ekliyorum. o yüzden kenarda sıcak su bulundurabilirsiniz benim gibi acemiyseniz) pişmeye bırakıyorum. sonuç olarak hem içinde et kadar protein olan hem sodyumu düşük hem de kolestrolü olmayan besinimi tüketiyorum! yanına da bir salata patlatınca benden mutlusu yok.

    *konserve bakliyat alırken düşük sodyumlu olanlardan almaya çalışın. zaten yeteri kadar sodyum alıyoruz vücudumuza gün içinde yediğimiz tuzlu şeyler yüzünden.
    aldığınız bakliyatların besin değerlerini okuyun, ne kadar faydalı olduklarına şaşıracaksınız.

    *migrosta, macro centerda vs tofu bulunuyordur diye düşünüyorum. tofu benim vazgeçilmezim. her şeyle harika giden bukalemun gibi bi şey. nasıl kullandığımı sonra göstereceğim. fakat siz benim gibi bir acemiyi dinlemeyin, sürekli araştırın. kendi damak zevkinize uygun tarifler bulun. yeni şeyler deneyin. fakat vegan bir arkadaşım bana susam yağı, soya sosu filan kullanarak tofu hazırladı ben sabaha kadar mide ağrısından mide bulantısından ölüp ölüp dirildim haha. sonuç olarak siz yine de sizin midenize uygun olan şekilden şaşmayın. oo tofu yiyos adabına göre yiyelim diyip rakı adabı tadında saçmalıklara bulaşmadan zevk alarak istediğinizi yapın!

    *ed yemiyom proteinsiz kaldım eyvah eyvah diye dellenmeyin, zaten düzenli bakliyat, sebze, tofu vs tüketirseniz etten aldığınızdan fazla protein alıp üstüne bir de kolestrolsüz (bitmediiii!!) lif kaynağı besinler yemiş olacaksınız! (düzgün yerlerden organik sebzeler ve bakliyatlar alın! bakın zaten et parasından tasarruf ettiniz hınzırlar, bari yediğimizi sağlıklı yiyelim)

    * bu işe girişmeden önce araştırmanızı güzel yapın. ben mesela defterimi alıp sevdiğim tüm sebzelerin, bakliyatların, meyvelerin ve ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişlerin besin değerlerini yazdım. şimdi neye ne kadar yüklenmem gerektiğini, neyi yerken vücudumu nasıl mutlu ettiğimi iyi biliyorum. ben vücudumu mutlu ettikçe o da beni mutlu ediyor. böyle tatlış tatlış geçinip gidiyoruz.

    * kan testi yaptırın. ben öncesinde test yaptırdığım için vücudumda neyin eksik olduğunu biliyordum. zaten doktorum bana b12, d vitamini, demir ve çinko takviyesi vermişti. onları da almaya çalışıyorum her gün. fakat hiçbi takviye kullanmayan kaslı maslı çılgın vegan arkadaşlarım var. o sizin vicıdınızın çalışkanlığına da bağlı. misal benim b12 emilimi sorunum var. tonlarca b12 iğnesi oldum aylarca hap kullandım, bırakır bırakmaz sonuç yine leş. o yüzden düzenli hap kullanmaya çalışıyorum son bikaç yıldır.

    son olarak yaptığım birkaç yemeği paylaşıp benim gibi tembel vejetaryenlere ufaktan fikirler verip kaçızlayacağım. fakat fotoğraflardan önce size mutfağımızın güzelliğini hatırlatacak bir anımı anlatmak istiyorum. geçenlerde yine havamdaydım müziğimi açıp yemeğimi pişirmeye başladım. bu sefer tek tip değil de, karışık bi şey yapayım istedim ve mercimek yemeği tadında başlayan serüvenime bir ton farklı bakliyat ekleyerek son verdim. sonuç olarak kıvamı filan harika olan çılgın bir şey oldu. ben bunu diğer gün gnom gnom yeme hayalleriyle eve gittim o akşam da bir arkadaşım bana geldi. kendisi amerikalı (bunu belirtiyorum ki görün ne kadar şanslıyız akdeniz mutfağı ile büyüdüğümüz için... amerikalılar yaptığım her sulu yemeği "ooğğ it's like chili ^-^" diye betimlemek zorunda kalıyorlar mesela. yavrularım... "yea biz her şeyin yimeğini böyle yapıyoruz kiiee, soğan domtis püresi sonra da ne istiyorsak o" diyorum öyle boş boş bakıyorlar. neyse) bu amerikalı vegan arkadaşa da yemek ikram ettim aç olduğu için. beğenip bi tabak daha istedi. tabi ki chili gibi vurgusunu yapıp ikinci tabağının içine kraker koyup nomnom yedi. yetmedi ertesi gün "yemeğin harikaydı, sen cidden yemek yapmayı biliyorsun" diye mesaj attı asdjkfl. sanıyorlar ki biz akdeniz mutfağında bunlarla aynı yemekleri yiyip sadece üzerine feta serpiyoruz. ve eminim ki o yemek için tarif filan araştırıp ölçülü vs bi şey yaptığımı sanıyor uğraşıp. garibim.

    neyse.

    1-öncelikle bu tarz fırın sebze olayı benim favorim. et yediğim zamanlarda içine eti de ekleyip atıyordum fırına. şimdi sadece sebze ve bolca soğan, sarımsak (bütün halde yemeye bayılıyorum! deneyin!) bazen tofu bazen bakliyat ekleyip zeytinyağı, kekik pul biberle güzelce karıştırıp fırına atıyorum. sonuç asla kötü olmuyor. bunu 3 ayrı tupper’a koyup 2-3 gün boyunca tüketiyorum <3

    biyrın

    (turuncular tatlı patates. istediğiniz sebzeyi kullanın. bu acayip hızlı ve basit yemeğin kötü olma ihtimali yok! )

    2- ekmek tüketen bi insan değilim, fakat tortillaya karşı bir zaafım var. canımın o an çektiği sebzeleri tavada zeytinyağı ile soteleyip baharatlayıp kendime bir dürüm yapıyorum. ıspanaklı tortilla favorim. pilav ya da makarna da mis. tortilla, pirinç, makarna gibi şeylerle gereken karbonhidratı da almış olacaksınız.

    biyrün

    (yeşil şeyler kabak. kendisi benim bebeğim. bu kadar çabuk pişen, bu kadar lezzetli ve faydalı bir şeyi sevmemek zaten olmaz. ketçabın kusuruna bakmayın ahskdh ben ki ev arkadaşı tarafından beylebir hediye alınmış insanım, ketçapla yapabileceklerimden korkun. )

    şimdi son zamanlardaki favorim olan salatalara da değinip gidicem dostlar. (bu sefer valla gidicem)

    ben ki ‘salatayla doymam’ insanıydım. fakat anladım ki bu salataya göre değişiyor. bazen işten geldiğimde yorgun ve dehşet aç oluyorum. öyle zamanlar için dolabımda her zaman kırmızı köz biberimi, 2-3 çeşit marulumu, limonumu bulunduruyorum. sonuç olarak birkaç yaprak marulu yıkayıp doğramak, üzerine bir konserve bakliyatımı, biraz sabrım ve enerjim varsa sotelediğim tofumu, köz biberimi, zeytinyağımı limonumu eklemek bazen de evde hazırladığım (onlara sonra değineceğim) farklı salata soslarını eklemek 15-20 dk’dan fazla vaktimi almıyor.

    bıyrın

    (düzgün ışıkta fotoğraf çekesim gelmiş)

    sonuç olarak fikir vermesi açısından birkaç foto paylaştım. bunları çeşitlendirip, canımın istediği şeyleri kullanarak benzer şeyler yapıyorum. zaten türk mutfağının vazgeçilmez sebze yemekleri benim bebeklerim. patlıcan, kabak, pırasa, ıspanak yemekleri ne kadar basit ne kadar sağlıklı şeyler. üşenmeyin yapın <3

    ben 2 aydır kendimi çok mutlu ve tatmin olmuş hissediyorum. umarım bu entrym de ‘deli mi skti’ diyecekler tarafından değil de yardımcı olabileceğim insanlar tarafından okunur. umarım benim gibi hem fiziksel açıdan hem de psikolojik açıdan mutlu ve tatmin olmuş insanlar olmanıza birazcık da olsa yardımım dokunur!

    meyvenizi yemeyi de unutmayın! yakşamlar
  • zaten vejetaryen olanların, vejetaryen olmak isteyenlere ya da çiçeği burnunda vejetaryenlere vereceği tavsiyelerdir. tabii aynı şekilde çiçeği burnunda vejetaryenler de tavsiye verebilir <3

    na böyle:

    okuyun, araştırın, izleyin! şimdiye kadar yaşadığınız gibi ya da ailenizden gördüğünüz gibi sürdürmek zorunda değilsiniz hayatınızı! hem unutmayın;

    “nothing will benefit human health and increase the chances for survival of life on earth as much as the evolution to a vegetarian diet.”

    albert einstein
  • (bkz: olmayın)

    bir insan mangalda eti nasıl bırakır, levreği nasıl yemez arkadaş rakıyla, rokayla;
    aklım almıyor...
  • olmayın.
  • yani olun tabi de, esansiyel aminoasit konusunda uzmanlaşmadan, romantikleşmeyin.

    ha bir de protein sentezi konusu var ona da bakmayı unutmayın. gerçi ikisi de aynı konu ama neyse işte bir okuyun.

    hemen ekleme: (ama bunlar hayvansal gıda dışında bulunuyor diyenler için.) ben yok demedim. “yeteri miktar için, ne kadar yemeniz gerektiğini biliyor musunuz?” dedim.

    misal bir günlük esansiyel aa için 1 kilo civarında nohut veya iki kiloya yakın patates yemeniz gerekiyor. tek istisnası sanırım soya ama onda da başka sorunlar var. sonra bi ara anlatırım.