şükela:  tümü | bugün
  • avrupa konseyinin anayasa hukuku konularında danışma organı konumundaki komisyondur. hukuk yoluyla demokrasi komisyonu olarak da anılan komisyon 1990 yılında 18 avrupa konseyi üyesi devlet tarafından kurulmuş olup, avrupa kıtası dışından devletlerin de katılımı ile üye sayısı 52’ye ulaşmıştır. komisyon, anayasa hukuku ve uluslararası hukuk alanlarında uzmanlaşmış akademisyenler, yüksek mahkeme üyeleri ile ulusal parlamentolardaki milletvekillerinden oluşmaktadır. anayasa hukuku ve uluslararası hukuk konularında bağımsız bir think tank kuruluşu faaliyet gösteren komisyon, özellikle anayasa reformunu gerçekleştirmeye çalışan devletler tarafından yeni anayasa metinlerinin yapımında önemli rol oynamıştır.
  • türkiye'de parlamenterlerin yasama dokunulmazlığı konusunda mayıs ayında yapılan anayasal değişikliğini "avrupa hukuk normlarına aykırı" bulup, bunun geri çekilmesini isteyen uzman komisyon.

    http://www.dw.com/…-dokunulmazlık-raporu/a-36053264
  • 15 temmuz darbe girişimi sonrasındaki ohal kararlarının bir kısmı kapsamında da 12 aralık 2016 tarihli bir görüşü mevcuttur. özellikle konuyla ilgili olan/olması gereken hukukçular/hukukçu adayları için ilgili dokümanın türkçe tercümesinin link'ini paylaşıyorum.

    komisyon'un söz konusu görüşünde, kişisel ve siyasal haklar uluslararası sözleşmesi'ne ilişkin şöyle de bir alıntı var:

    “devlet uygulamaları göstermektedir ki en ağır insan hakkı ihlalleri, olağanüstü hal
    bağlamında ortaya çıkma eğilimindedir ve devletler de bir olağanüstü hal bahanesiyle
    derogasyon yetkilerini başka amaçlar için veya durumun zaruretini meşrulaştırdığından daha büyük kapsamda kullanmaya meyillidirler.”

    bir de şu kısma dikkat çekmek isterim:

    "191. anayasanın yorumlanmasında türkiye cumhuriyeti anayasa mahkemesi daha doğru bir konumdadır. ancak olağanüstü hal ilanından sonra doğan anayasal durum, venedik komisyonunda endişe uyandırmaktadır. ilanın kendisi dahi hükümetin olağanüstü yetkilerinin kapsamını belirlememiştir. benzeri şekilde, ilanın onaylanmasında meclis hiçbir şekilde hükümetin yetki sınırlarını belirlememiştir. anayasa, olağanüstü hallerde bile ihlal edilmemesi gereken genel ilkeler içermektedir ancak meclis hükümete genel talimat vermediğinden ve
    ekim ayına kadar bazı kanun hükmünde kararnameler üzerindeki denetim fonksiyonlarını yerine getirmediğinden hükümet de bu süre içinde kuvvetler ayrılığı olmaksızın sadece kendi iyi niyetiyle ülkeyi yönetmek için kontrolsüz bir yetkiye sahip olmuştur. bu durum, demokratik hukuk düzeni açısından, özellikle de hükümetin aldığı tedbirlerin gerçekte geri alınamaz nitelikte olması açısından tehlike arz etmektedir."

    bunları herhangi bir politik görüşü savunmak amacıyla değil; tamamen hakka hukuka uygunluk bağlamında değerlendirilmesi amacıyla paylaşıyorum. bu şerhi* düşmek zorunluluğundan ise; utanç duyuyorum.
  • ''yetmez ama evet''çi naifliğine (salaklığına mı desek?) sahipler sanıyorum. ulan yıllardır bas bas bağrılıyor bu ülkede, akp türkiyesi'nin nasıl faşizme evrildiği. artık faşizmi iliklerimize kadar yaşıyorken, kalkmışlar ''evet çıkarsa türkiye otoriterliğe sürüklenir'' diye rapor yazmışlar utanmadan. müthiş öngörü! https://tr.sputniknews.com/…toriterlige-suruklenir/

    bir de tülin öngen hoca'nın hazırladığı müthiş yazı dizisine bakalım, 2011'de nasıl tespitler yapmış:

    http://www.birgun.net/…anlama-kilavuzu-1-19228.html

    http://www.birgun.net/…anlama-kilavuzu-2-19229.html

    http://www.birgun.net/…ilavuzu-3-turkiye-19230.html