şükela:  tümü | bugün soru sor
  • margaret mazzantini'ye ait aşkı da savaşı da iliklerinize kadar hissettirecek bir roman. acılı bir ilişki deneyimine sahipseniz ve hala özlüyorsanız her sayfasında göz yaşı dökmeye hazır olmalısınız. diego gibi biri tarafından sevilmek ve sevilmeniz dileğiyle...
  • cevirisini meryem mine cilingiroglu, cok basarili bir sekilde yapmistir. sahsen ben, orjinal dilinde okuyormusum gibi hissettim.
  • başrollerinde penelope cruz ve emile hirsch in oynadığı bosna savaşını anlatan bir film olacakmış. penelope cruz savaşa eşini kaybetmiş, sonra oğluyla uzaklara gitmiş fakat bir süre sonra oğluna gerçekleri anlatmak için onunla birlikte bosnaya geri dönmüş bir anneyi canlandıracakmış.

    yönetmeni sergio castellitto. kendisini tanımadığım için nasıl bir iş ortaya çıkaracağını bilmiyorum. ama umarım bosna savaşının ruhuna uygun, orada ölenlere saygı duruşu niteliğinde bir iş çıkarır kendisi. yoksa binlerce insanın katledildiği bir savaşı holywood klişeleriyle süslerse ve üstüne birazda hristiyan yüksekgönüllülüğü eklerse orada ölen binlerce boşnaka büyük saygısızlık etmiş olur.

    çıkış tarihi 2012 imiş. merakla bekliyorum.
  • ışıl saadet aksoy da filme oynuyormuş.
  • saadet ışıl aksoyun penelope cruz ile birlikte oynadığı film.2012 sonunda vizyona girecekmiş.
  • trailer
    burada da saadet'le yapılmış bir röportaj mevcut. heyecanını yediğim.
  • eğer amacı savaşın vahametini anlatmak ise pek/hiç olmamış film. savaş filmi izleyeceğim gibi bir bekleti içinde gitmeniz durumunda hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.
    genel olarak film, savaşa da öyle ucundan bir değinmiş çileli bir aşk filmiydi. bu gözle bakarsak çok da fena değildi.
    gerisi spoiler olabilir...

    ~
    --- spoiler ---

    şimdi bu çift film boyunca çeşit çeşit dertle karşılaşıyor. savaş ise sadece bunlardan biri. adam dolaba pısana kadar keyifleri bir şekilde üst düzeyde tutmaya çalışıyor. zaten o malum sahnedeki travmadan sonra neşesinden eser kalmıyor adamın.
    hikayenin kırılma noktası bana kalırsa o sahne. ne zaman ki adamın neşesi gidiyor, bütün film de o anda farklı bir yöne gitmeye başlıyor.

    o sahneden de bir enteresan rahatsız oldum.
    hayır yani tamam, adam o kızı sevmiyor, o yüzden ölümüne korumaz belki... ama gidip de kaşla göz arasında dolaba saklanmak nasıl bir hareket anlamış değilim. en azından yukarıda yırtılmış seksi iç çamaşırıyla uzanan misafiri bir uyar. "çabuk" de, "tehlike" de, o anda ağzına ne geliyorsa bir şey de, veya yukarı fırla bir şeyler yap, ne bileyim.
    anında dolaba saklanmak, bilemiyorum, çocukluğuna inmek lazım. nitekim inmişler zaten filmin biraz daha başına doğru. çocukluktan kalma bir alışkanlıkmış bu hareket.
    yazık lan kıza. orada yırtılmış iç çamaşırıyla uzanmış duruyor, yani hiç içlerinde böyle bir istek yoktuysa bile o anda kabarmıştır askerlerin içinde bu istek. adam bir şeyler yapmalıydı, çok ayıp etti.

    zaten sonrasında da bence askerlerle ve ölümle burun buruna gelmenin bir travmasıyla o hale gelmedi o adam.
    o gün orada bir şey yapmayıp dolaba saklanmış olmanın getirdiği acıyla o hale geldi. içten içe kendinden nefret etti, kızın başına gelenlerden kendini suçladı, suçlamalıydı da.

    savaşla ilgili tek sahne de buydu neredeyse film boyunca. arada sokakta yürüyen birileri öldü bir de, sanırım o kadar.
    bir de yahudi amcamın ölmesine üzüldüm bir an. onun da ölüme gittiği o kadar belliydi ki... olsun, ben "ben üniversiteye gidiyorum" dediği anda üzüldüm zaten.

    çocuk sahibi olmak için böyle bir şey yapmaya kalkmalarına da anlam veremiyorum. zaten iş o boyuta geldiği anda belki de başından beri sevdikleri şeyin birbirleri olmadığı anlaşılıyordu. başka bir şeyleri seviyordu onlar.

    --- spoiler ---
    ~

    neyse bunları düşünmeyelim.
    dediğim gibi, çok da güzel değildi. yine de boş zamanınız olursa izleyin. biriyle birlikte izleyin, film bitince üzerinde biriyle konuşma ihtiyacı hissediyorsunuz. gerçi bu her filmde oluyor zaten...
  • savaşı anlatan heri film gibi, izlemesi zor bir film. tabi ki aşk da var işin içinde. aşk hiç biter mi. en güçlü yanı, son ana kadar asıl olanı anlamıyor olmak. tam bitti derken son tokadını atıyor film, acıtıyor. diego gibiler bu acıya dayanamıyor işte. saadet ışıl aksoy' un varlığı ise ilginç. nasıl bir süreç o nu bu filme taşıdı bilemiyorum ama hakkını vermiş.
  • --- spoiler ---

    filmin sonunda ya da tecavüz sahnesinde rape me çalınsaydı tokat daha güçlü atılabilirdi ki adı geçen şarkı bosnada gerçekleşen tecavüzlere tepki olarak yazılmıştır.

    --- spoiler ---
  • türkçe adıyla sen dünyaya gelmeden, temelinde çocuk sahibi olmanın/olamamanın ne kadar mühim ve uğruna neler feda edilebilir olduğunu işleyen margaret mazzantini’nin romanından uyarlanan film. dörtte üçü bosnahersek’te geçen hikayede şehri yakık yıkık göstermeden savaşın daha çok insanlar üzerindeki travmatik etkileri üzerine gidilmiş.

    --- spoiler ---

    penelope cruz’u çok başarılı yaşlandırmışlar.

    --- spoiler ---