şükela:  tümü | bugün
  • çift nesneli "vermek" fiilinin ettirgen formu. bu forma sokulan fiilin artık üç nesnesi bulunur: verilen obje (mesela cüzdan), verdirilen kişi (veli olsun) ve en son verilen kişi (bu da ali olsun). yani bir özne (hadi bu da ayşe olsun) cüzdanı veli'ye veriyor ki o da ali'ye versin:

    ayşe cüzdanı veli'ye verdiriyor.

    şimdi bu cümleye diğer nesneyi, ali'yi, sokmaya çalıştığımızda cümle şu duruma zorlanmış oluyor:

    ayşe cüzdanı veli'ye ali'ye verdirdi.

    evet ne idüğü belirsiz bir cümle olduğu kesin. bir de şunu deneyelim:

    ayşe cüzdanı veli'den ali'ye verdirdi.

    bunun bir önceki cümleden daha kabul edilebilir olduğu aşikar; ancak verdirdiğimiz kişinin isim hali kural olarak -e halinde olmali, ona yaptırmak, ona yutturmak gibi, fakat biz bu cümlede ettirdiğimiz kişiyi -den halinde kullandık. o nedenle, bu cümlede de bir olmamışlık mevcut.

    sonuç olarak türkçe'de semantik olarak teorikte üç hatta daha fazla nesneli fiil yaratmak mümkün iken uygulamada ismin halleri gramere uymamakta (verdirtmek fiilini düşünün: yani yukarıdaki cümle için biri ayşe'ye bu durumu yaşatmış olsun. örneğin, fatma cüzdanı ayşe'ye verdirtsin).

    not: cümleye "veli tarafından" gibi tümceler sokulabilir; fakat bu durumda veli nesne olmaktan çıkar.
  • vermekten gelişen fiillerden ikisi ilginç bir çatal oluşturuyor. çatalın birinin başındaki fiil verivermek, devamı veriverdirmek. öbür bir çatal ise verdirmek ve çatal devamı verdirivermek.

    "oğlu davulcu hasan, her ne kadar edepsizlik etmeye yeltendiyse de, şefika hanım karakola koşarak terbiyesini veriverdirmişti." kemal tahir - karılar koğuşu

    (bkz: vermek/@ibisile)