şükela:  tümü | bugün
  • 2 adet verdun muharebesi vardır birisi 20 ağustos 1792 fransız devrim savaşları'nın ve birinci koalisyon savaşı'nın ilk çarpışmasıdır. prusya ile fransa arasında gerçekleştirildi.

    bir diğeri de;
    fransızların ı. dünya savaşı'nda, büyük bir alman saldırısını püskürttükleri çarpışmadır (şubat - aralık 1916).

    belgeseli için

    alman komutan erich von falkenhayn yıpratma stratejisi izlenmesini savunarak fransızları ellerindeki her askeri savaş alanına sürmek zorunda bırakacak bir saldırı noktasının seçilmesini istedi. bu nokta, verdun kalesi ve çevresinde yer alan meuse tepeleri'ndeki istihkamlar için çok sayıda topçu saldırı birliği yığdılar. fransızlar ise saldırıyı başka bir noktadan bekliyorlardı. bu yüzden verdun savaşın en ağır bombardımanlarından birine oldukça hazırlıksız yakalandı. almanlar dört gün boyunca önemli bir direnmeyle karşılaşmadan ilerleyerek douaumont kalesi'ni ele geçirdiler. fransız destek birlikleriyle birlikte tam zamanında çarpışma noktasına ulaşan general philippe pétain komutayı ele alarak karşı saldırı emri verdi. dört gün süren şiddetli çarpışmaların sonunda alman saldırısı durduruldu. geçici bir aradan sonra mart ve nisanda meuse (maas) ırmağının doğu ve batısındaki tepelerle sırtlarda yoğun çarpışmalar sürdü. çarpışmaların üçüncü evresi mayıs sonunda almanların meuse tepeleri'ne yeniden saldırmasıyla başladı. ama temmuza gelindiğinde almanlar verdun'u ele geçirmek ve fransa'nın direnme gücünü kırma planlarını gerçekleştiremeyeceklerini anladılar. her iki tarafın da yüz binlerce kayıp verdiği verdun savaşı'nın ardından fransızlar saldırıya geçerek yıl sonuna değin daha önce yitirdikleri kalelerle toprakları geri aldılar.

    muharebe sırasında iki taraf toplam 40 milyon topçu mermisi kullandı. iki tarafında zayiatlarının en az yüzde 70'i topçu ateşi sonucu oluştu.

    fransa, 75 tümen, 1.140.000 askerle girdiği bu muharebede 542.000 zayiat vermiştir.
    almanlar ise, 50 tümen 1.250.000 asker ile girmişler ve 434.000 zayiat vermişlerdir.

    kaynak
  • verdun'un ardı paris olduğu için fransızlar ölümüne burayı savunmuşlardır. paristen sürekli olarak verdun'a asker ve mühimmat sağlayarak savunmalarını sürekli hale getirmişlerdir. muharebede topçu atışlarının sık olması ve iklimden dolayı toprak balçık haline gelmiş, taarruz yolu da tıkanmıştır. küçücük bir kara parçasına sıkışan fransız ve alman orduları burada gereksiz yere yüzbinlerce asker ve mühimmat kaybetmiştir. alman tarafında, savaşın faturası erich von falkenhayn'a kesilmiş ve kendisi şarka sürülerek osmanlı ordusunda görev yapması istenmiştir. burada da başarısız olmuştur.
  • verdun muharebesi, fransızların ı. dünya savaşı'nda, büyük bir alman saldırısını püskürttükleri çarpışma. almanların komutanı erich von falkenhayn idi. fransızların komutanı ise henri philippe pétain idi.
    300 gün süren ve ve her iki taraftan da 300 bin askerin yaşamını yitirdiği savaş tarihinin en kanlı muharebelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
    yıkıcı etkileri olmuştur. (bkz: shell shock)
  • general erich von falkenhayn'ın deyişiyle "kıyma makinesi" olarak anılan, topçuların karşılıklı saldırıları ve topçu barajıyla muazzam kayıplara neden oldukları, süngü hücumunun en kanlı ve vahşi biçimlerinin yaşandığı muharebe.

    yüzlerce alman 305'lik skoda obüsünün ve daha düşük kalibrasyonda sahra topunun bulunduğunuz göt kadar siperlere saatlerle ifade edilen sürelerle binlerce top mermisini saydırdıktan sonra hala hayatta kalan bir avuç askeri hayal edin. daha sonra atılan klorin gazının oluşturduğu bulutu, bulut dağıldıktan sonra on binlerce alman askerinin gaz maskeleriyle süngüyü boğazınıza geçirmek için siperlerinize doğru hücuma kalktığını düşünün. birinci dünya savaşının en kanlı muharebelerinden biridir bu. zira almanların amacı, savaştaki diğer taarruzların aksine tayin edici bir sonuç elde etmek değildir. bizzat elde edilecek sonuç olabildiğince çok fransız ve ingiliz öldürmektir.

    askeri literatürde savaş psikolojisini, savaş gibi özel durumlara bağlı olarak travma sonrası stres bozukluğunu ve en önemlisi shell shock travması gibi yıkıcı bir nörolojik rahatsızlığı sokmuş olan birinci dünya savaşında yıpranmayı engellemek için tayin edici muharebe konseptini değil de, tabiri caizse "yıpratma içinde yıpratmayı" benimsemiş alman düşüncesinin pratiğidir de ayrıca.

    1914-18 arasında cereyan eden savaşın, askeri açıdan o zamana ilişkin bütün kavramlarda ve özellikle muharebelerin sürelerinde devrim yaptığı herkesçe bilinen bir gerçektir. savaşların birkaç bin yıllık geçmişinde muharebe, çapı ne kadar büyük olursa olsun, birkaç saatlik bir meseleydi. hatta muharebeye hazırlık sürecinde askerler tarafından çekilen sıkıntılar, komutanların kafasını muharebenin kendisinden daha çok meşgul eden meselelerdi. oysa şimdi napolyon savaşları'ndan bu yana, örneğin leipzig ve gettysburg gibi bir iki tane istisna muharebenin birkaç güne kadar çıkan süreleri dışında, ilk çağdan bu yüzyılın başına kadar genel bir vakıa olarak kaldı. gerçek değişim, nihayet muharebelerde haftaların hesaba katılmak zorunda kalındığı rus-japon savaşında başlamıştı. birinci dünya savaşının başlamasıyla birlikte ayları kaplayan muharebeler standart bir hale gelmişti. çünkü muharebeler farkına varılmadan ve bilimsel yönden bu şekilde nitelendirilmeden kuşatmalar halinde cereyan etmeye başlamıştı. değişimin bir geçiş niteliğinde olacağı umut edilmektedir, çünkü sayı, kalite demek değildir ve muharebenin süresi hareketsizlik ve belirsizlik anlamına gelmektedir ki bunlar da ister istemez sevk ve idarenin etkinliğini engellemektedir. bu nedenle ister askeri bilim açısından isterse insanoğlunun hayatını tüketmek açısından olsun, uzun süren muharebeler yıpratmaya ve ağır zayiata yol açan olaylardır.

    muharebelerin uzaması da askeri tarihçilerin görevlerini karmaşık hale getirmiştir. "kurmay" dediğimiz askeri sınıfın da kaderini tayin eden, savaşın ve muharebelerin uzamasını müteakiben savaşın artık çok daha karmaşık bir hale gelmesi olmuştur. verdun ve muadili birkaç muharebenin bize verdiği derslerden biri de budur. artık nispeten yeni bir askeri sınıf, komutanın daha önemli şeyleri düşünebilmesi için, komutanın düşüneceklerinden daha az önemli olmayan diğer meseleleri düşünmek zorundadır.

    savaşın sözde bütün "muharebeleri" arasında 21 şubat ve 15 aralık 1916 tarihleri arasında cereyan eden verdun, süre rekorunu elinde bulundurmaktadır. alman taarruzun askıya alınması son tarih olarak kabul edilse ve fransız karşı taarruzu müstakil olarak nitelendirilse dahi, muharebenin süresi yedi aydır. herhangi bir tarihi seçmenin zorluğu talihsizlikten başka bir şey değildir. çünkü bütün savaşın hiçbir muharebesi cereyanı süresince daha kahramanca ya da dramatik ya da muharebeyi izleyen milletlerin bu kadar güçlü sempatisini kazanmamıştı. bu özelliği dolayısıyla türkler için çanakkale, ruslar için stalingrad, avusturyalılar için caporetto neyse, fransızlar için de verdun o olagelmiştir. psikolojik etkisi dolayısıyla fransızlar için önem arz eden bir muharebedir. keza bu psikolojik etkinin savaşta bulunan alman-fransız askerleri üzerindeki etkisi hiç de olumlu değildir.

    bizim kültürümüzdeki "çanakkale geçilmez" kültünün fransa'daki karşılığı fransızcada "on ne passe pas!", yani "geçit yok!". fransız askerlerinin alman taarruzları sırasında bu sloganı siperlerinden haykırdıkları rivayet edilir. sadece böyle bir sloganın varlığı bile muharebenin fransızlar için önemini gösteriyor.

    (bkz: they shall not pass)

    25 şubat'tan 23 haziran'a kadar bir dizi kriz medana gelmişti. fransız yetkililer en önemli kriz tarihi olarak 25 şubat tarihini seçtiler. ancak gidişatın gerçekten kendi aleyhlerine ne zaman döndüğünü almanlardan daha iyi kim bilebilir?

    general von zwehl, çok seçkin bir askeri eleştirmen olarak, gerçek dönüm noktasının almanların cote de poivre'yi ele geçiremedikleri 9 mart olduğunu kabul eder. veliaht prens wilhelm, 4 mart'ta ordu grubundan çok büyük bir çaba göstererek "fransa'nın kalbi" dediği verdun'u ele geçirmesini istedi. iki günlük bombardımandan sonra 6 mart'ta yeni taarruz başladı. taarruz, 9 mart'ta tamamen başarısızlığa uğradı.

    böyle bir kıyas noktasının belirlenmesi ayrıca alman yüksek komutanlığı'nın verdun'u taarruz hedefi seçmesinden de etkilenmiştir. genelkurmay başkanı falkenhayn ve sorumlu kurmay heyeti, fransız komutanlığının son askerine kadar savaşmak zorunda kalacağı bir taarruz noktasını seçerek fransa'nın varının yoğunun elinden alınacağını kesin bir dille belirtmişlerdi. falkenhayn, ayrıca 1915 noeli'nde hazırlanan bir belgeden alıntı yaparak, bu amaç için büyük çaplı bir yarma taarruzuna kalkışmanın gerekli olmadığını ileri sürmüştü.

    ancak falkenhayn'ın savaş sonrası beyanatlarına rağmen, başlangıçtaki hedefe ilişkin haklı bir kuşku vardır. önde gelen bir alman askeri eleştirmeni albay foerster, falkenhayn'ın ifadeleriyle taarruzun icra tarzını bağdaştırmanın ne kadar zor olduğuna işaret eder. başlangıçtaki harekatın yarmayı gerçekleştirmek amacıyla belirgin bir şekilde hızlandırılmış bir taarruz olduğunu ileri sürmüştür. albay foerster değerlendirmelerini, falkenhayn'ın 27 ocak 1916 tarihli emrinden seçtiği alıntılara ve yine falkenhayn'ın 31 mart'ta karargahta veliaht prensin uğradığı başarısızlığın izahı üzerine yaptığı şiddetli eleştirilere dayandırmıştı. bunlar, falkenhayn'ın hiç müdahale edilmeyen ve kesintisiz bir taarruzu istediğini göstermektedir.

    petain'in de dahil olduğu diğer komutanlar, planın temelini oluşturan gerçek fikrin eylül 1914'te girişilen sedan'daki çifte kuşatma harekatının yeniden tatbik edilmesi olduğuna inanmaktaydılar. 1916 yılı böyle bir plan için daha elverişliydi, zira doğu kanadı istikametinde cephedeki saint mihiel cebinden dolayı meydana gelen muharebe hattı çıkıntısı, marne muharebesi dönemine oranla daha keskindi. ve muharebe hattı çıkıntısının meuse nehri'nin her iki yakasında yer almış olması, müttefiklerin almanların kuşatmasının kollarının kıskaçlarını engellemesini aksatacaktı. bundan başka bu tez, almanların ilk taarruzlarını sadece nehrin doğu yakasına yapmalarının görünüşteki izahı güç hatasına mantıklı bir açıklama getirmektedir. fakat şayet sedan almanların ilk hedefiyse, almanların nehrin doğu yakasına yapacakları taarruzun fransız ihtiyatlarını buraya çekeceğini umabilirlerdi. bunun sonucu olarak batı yakasına taarruz edildiğinde, nehri arkalarına alarak fransızların geri cephesine doğru ilerleyebileceklerdi. bu suretle sadece fransız ordusunun bir kısmı kuşatılmış olmakla kalmış olmayacak, fakat geri kalan kısmı iki parçaya bölünürken, muazzam büyüklükteki gedik fransa'daki bütün siper hatlarının çökmesini sağlayacaktı.

    bununla birlikte b.h liddell hart, peter paret'in çabalarıyla alman arşivlerinden ve önemli görgü tanıklarından bu muamma dolu muharebe hakkında yeni bilgiler ortaya çıkmıştır. hermann wendt tarafından yazılan kitaba karşılaştırmalı olarak konan deliller özellikle bu çarpışma konusunda aydınlatıcıdır. bu yeni belgeden, falkenhayn'ın amacının fırsatçılık olduğu ; alman harekatlarındaki tuhaf gidişatın, daha birçok planı mahveden iç çatışmaları gösteren açıklamaları olduğu anlaşılmaktadır.

    kafasındaki hareket tarzı hiç de net olmayan falkenhayn, umutlarını bir şeyin gerçekleşmesi ihtimaline bağlamış gözüküyordu. o "şey", doğal bunalım ve destekli propaganda karışımıyla fransızların cephe gerisinde yaratılan moral çöküntüsü olabilirdi. ki fransa'yı sallayan 1917 fransız ordusu ayaklanmaları esnasında verdun'un rolünü de düşünmek gerekir.

    falkenhayn siyasal sonuçların önemini fark etmek konusunda diğer strateji ustalarından daha zeki olmakla beraber, o stratejileri nasıl yaratacağı konusuna ilişkin net fikirlerinin olmadığı anlaşılmaktaydı. ne yazık ki onun talihsizliği, ast birlik komutanlarının salt askeri bakış açısına sahip olmasıydı. veliaht prensin kurmay başkanı schmidt von knobelsdorf tarafından hazırlanan plan, falkenhayn'ın düşünce yapısından çok farklıydı. bu plan, verdun'un "birliklerin uzun süren bir yıpratma muharebesinin hadsiz hesapsız malzeme ve birlik kaybından kaçınmak için" her iki kanatta gerçekleştirilecek şiddetli bir kuşatma ile ele geçirilmesini öneriyordu.

    bu büyük kmar falkenhayn'ın işine gelmedi. falkenhayn planı sadece nehrin sağ yakasına yapılacak bir taarruzla sınırladı. belli ki bu davranışıyla ihtiyatlarının üzerinde çok sıkı hakimiyet kurmakla ana ast birlik komutanının ataklığını kontrol etmeyi ummuştu. daha büyük hedefinde olduğu gibi bunda da başarısız olacaktı. o başarısızlıkta, hedefe yönelik hareket tarzını belirlemedeki kendi durum muhakemesi hatasının mı ya da ast birlik komutanlarının görüşlerini kendi görüşlerine intibak ettirme yetersizliğinin mi daha fazla rolü olmadığını kestirmek kolay değildir. saraylı ana ast birlik komutanlarının kontrolü zordu ve falkenhayn'ın vaziyeti, rahatlıkla sert baskı uygulayamayacak kadar oynaktı. ayrıca kusurları ne olursa olsun en azından falkenhayn'ın taktik alandaki yeni ilkenin kabulü konusundaki başarısını da teslim etmek gerekir.

    alman taarruzu insan gücünden ziyade ateş gücüne dayandırılacaktı. taarruzun asıl unsuru bataryaların ve onların ateş süratinin sayesinde nispeten kısa süreli yoğun topçu bombardımanı olacaktı. birkaç günlük ya da hatta bir haftalık topçu hazırlığı ile kaçınılmaz bir biçimde kaybedilen büyük baskın avantajını (baskın şansının kaçırılması durumunda champagne loos'ta müttefik yöntemi olmuş ve hala somme'da da olacaktı) tekrar kazanmanın yollarını aramaya gayret edilecekti. müthiş topçu bombardımanları sayesinde, piyadelerin 1 km genişliğindeki tarafsız bölgeleri etkili bir direnişle karşılaşmadan geçirebileceklerine güvenen almanlar, baskın şanslarını artırmak için düşman hatlarının yakın bir şekilde alışılagelmiş taarruz çıkış hattı siperlerini inşa etmediler. geri bölgelerindeki hazırlıklarında daha az başarılıydılar. fransız genel karargâhı'ndaki istihbarat şubesi almanların bu şekildeki niyetlerini tespit edebilmekle birlikte, harekat şubesi bu uyarıyı göz ardı etti. 1 şubat'ta iki yetersiz gönüllü (teritoryal) tümen gönderilmişti, fakat ancak son anda yeterli takviyenin —iki kolordu— oraya sevk edilmesi emredildi. bu kolordulardan ilki vardığında, meuse nehri'nin sağ yakasında sadece üç tümen, solunda iki tümen ve doğuya bakan kalenin güneyinde üç tümen vardı. hazırda ihtiyat birliği yoktu. almanlar, planlandığı gibi 13 şubat'ta ilk kolordunun gelmesinden önce taarruz etmiş olsalardı ne olacağını tahmin etmek güç değildir. ancak kötü hava, müttefikleri iki açıdan da kurtarmıştı, çünkü olumsuz hava koşulları alman ağır toplarının ileriye naklini engellemişti.

    bununla beraber bu hazırlık safhasının nispeten az bilinen bir başka önemli cephesi vardır. belçika ve rus kalelerinin kolaylıkla düşmeleri sonucundan çıkarılan üstünkörü bir genelleme, verdun'da sonradan ortaya çıkan kritik durumlara neden olmuş olabilir. esasen fransız kaleleri, asıl olarak sahra ordusunun kontrolü altında değildi fakat joffre, fransız hükümetini verdun'u bir kale olarak sınıfını "küçültmeye" ikna etmek için liege ve namur örneklerini bir gerekçe olarak öne sürdü ve 1915 ağustosu'nda kontrolü eline aldıktan sonra verdun'un asker ve silahlarını azalttı. bu toplam sökülme işlemi 30 ocak 1916 tarihine kadar dahi devam etti. mazgallı siperler, birliklerin yalnızca sığınmaları için kullanıldılar. birlikler, kalelerin dışındaki çepeçevre savunma yerine, kalenin önünde tek siperli mevzileri işgal ettiler. geri bölgede ise sadece bir tali siper hattı kullanılabilir durumdaydı.

    komutan general herr'in elinde kesintisiz uzanan bu cepheyi garnizon haline ya da savunma amacıyla elverişli bir duruma getirmek için yeterli askeri ve malzemesi yoktu. savunma için tel engelleri eksikti ve mermi emniyetli sığınakları yok gibiydi. taarruz başladığında siper mevzilerinin yok olması hiç sürpriz değildi. aksine kaleler olağanüstü sağlamdı. douaumont ve vaux kaleleri almanların eline geçmişti. ekim'de bunlar tekrar fransızların eline geçtiğinde fransızlar aylarca süren bombardımanın bu kaleleri neredeyse etkilemediğini görmüşlerdi. yeraltı siperleri zarar görmemiş, bir sahra topunun kulesi bile tahrip olmamıştı. neredeyse bütün mazgallı siperler kullanılabilir durumdaydı. fransızların kendilerini koruyacak olan kalelerini değersiz oldukları varsayımıyla bir hedef halinde terk etmeleri, kaderin acı bir cilvesiydi.

    general coutanceau bu görüşü paylaşmamıştı. fakat parlamento delegeleri önünde ordu grup komutanı general dubail ile çelişen görüşünü açıklamaya cesaret edince, sadece azarlanmakla kalmadı, ayrıca görevinden de azledildi. verdun savunmasının yetersizliği hakkındaki söylenti paris'e kadar gelmişti. aralık ayında gallieni, savaş bakanı olarak joffre'den bu konuda bilgi ve verdun'un savunmasının geliştirilmesi yönünde teminat istedi. joffre'nin cevabı, pekala çerçeve haline getirilip dünyadaki bütün bürokrasi dairelerine asılabilir. ıddiaların yanlış olduğunu söyleyen joffre şunları ilave etti:

    "...fakat savunma konusunda kusur olduğunu itham eden bu endişeleriniz raporlarda mevcut olduğundan, sizden onları yazanları belirlemenizi rica ediyorum. ben komutam altındaki askerlerin emirlerimin icrasına ilişkin şikayet ve itirazlarını emir komuta zinciri dışında başka bir kanaldan hükümete iletilmesine ortak olamam. bu olay, ordudaki disiplin ruhunu ciddi bir şekilde bozmak için planlanmıştır!"

    1917 yılının isyanları (bkz: 1917 fransız ordusu ayaklanmaları) , generallerin yetersizliklerini ve onların insan hayatını boş yere harcamalarının, “disiplin ruhunu” bozmada en etkili unsur olduklarını göstereceklerinden, almanlar çok geçmeden joffre'nin doktrininin yanılmazlığını ortadan kaldıracaktı. fakat bu konudaki cezalandırma süreci ağır yürüyordu. nancy şehrinin vekili olan ve ikazda bulunan ünlü askeri yazar albay driant, bu ihmalin ilk kurbanlardan birisiydi. bu arada joffre ise, belli bir süre driant ve arkadaşlarının “kahramanca” feda edilmelerinden dolayı, yeni bir “şeref payesi” kazanmıştı.

    21 şubat 1916 sabahı, saat yediyi çeyrek geçe, soğuk ve yağışsız bir günde, meuse nehri'nin her iki yakasından ve 25 kilometrelik bir cepheden, alman bombardımanı başladı. siperler ve dikenli tel engelleri muntazaman dövüldü, dümdüz edildi ya da toz toprağın içerisinde kayboldu. alman ağır topçusunun açtığı çukurlar, bütün bölgeye ayın yüzeyi gibi bir görünüm vermişti. sonradan alışılacak olmakla birlikte şubat 1916'daki bu denli şiddetli bombardıman ilk kez görülmüştü ve bu nedenle çok daha dehşetliydi. ve bombardıman, mermi yağmuru şiddetinin doruğa çıktığı saat 16:00'a kadar devam etti. sonraki 45 dakika alman piyadesinin tek sıra avcı zincirinin neredeyse fark edilmeyen ilerlemesi başladı. bunu diğer bütün piyadeleri taarruza kaldırmadan evvel, fransız mevzilerinin durumunu yoklamak amacıyla yapılan bombardıman ve alev makineleri takip etti. bu daha az zayiat veren bir yöntemdi. ayrıca bu yöntem, fransız topçusunun öldürücü batarya ateşlerinden kısmen zarar gören alman topçusunun yetersizliğini ortaya çıkarmıştı. üstelik ilk alman taarruzu, sadece nehrin doğu yakasında bois de haumont ve herbebois arasındaki 7 kilometrelik cephe boyunca yalnızca 6 tümenle gerçekleştirilmişti. bu kadar dar bir cephede sağ kalan oraya buraya dağılmış birkaç fransız asker grubu, daha makul bir cephe genişliğine kıyasla, olması gerekenden daha fazla gecikmeye neden olmuşlardı. önemli siperlerin ele geçmesinden sonra karanlığın erken basması taarruzu durdurdu. ancak ertesi gün taarruz daha geniş bir cephede devam etti ve o andan 24 şubat'a kadar geçen sürede fransızların cephesi giderek çökmekteydi.

    muharebe meydanında bulunan komutanlar, woevre (fransa) düzlüğünü tahliye etmek ve meuse tepeleri’nde bulunan hatta kuvvetlerini geri çekmek için izin istediler. sezdiklerinin bu olması bile meuse nehri'nin bütün sağ ya da doğu yakasının tahliyesinin hazırlıkları olsa gerektir. fakat cephenin gerisinde durumun tam vahameti pek fark edilmedi. "harekâtlar" hâlâ kuvvetli olarak devam eden verdun taarruzunun champagne'deki asıl darbeyi gizleyen bir aldatmaca olduğunu göstermekteydi. cephenin çökmekte olduğu haberi geldiğinde bile joffre, rahatsız olmak şöyle dursun etkilenmedi bile. nihayet 24 şubat akşamı, fransız genel karargahı kurmay başkanı olarak atandığından beri joffre'nin ateşli ve kıskanç maiyeti tarafından ustalıkla uzakta tutulan, dışlanan general de castelnau, teşebbüsü ele aldı ve doğrudan joffre ile irtibata geçerek petain'in 2.ordusu’nun verdun'un savunmasını devralması için saatlerce dil döktükten sonra izin aldı. hâlâ daha endişe verici haberler geliyordu ve saat 23:00'da castelnau, cesaretle joffre'nin emir subayının kilitli odasının kapısını çalması onu uyandırması konusunda ısrar etti. general joffre, hiç değişmeyen uyku istihkakına dönmeden evvel verdun'a gitmesi için de castelnau'ya "tam yetkiyi" vermişti.

    chantilly'den gece ayrılan de castelnau, büyük bir süratle motora atlayıp ordu grup komutanı de langle de cary'nin karargâhına gitti. bu arada joffre telgrafla verdun'un kuzeyindeki cephenin ne pahasına olursa olsun elde tutulması gerektiğini bildirdi:

    "geri çekilme emri veren her komutan askeri mahkemede yargılanacaktır."

    joffre sağ tarafa, meuse tepeleri'ne dönüp dönmeme kararını langle de cary'ye bıraktı ve o da bu verilen izne göre hareket etti.

    de castelnau'nun verdun'daki ilk günü hayırlı bir gün değildi; çünkü 25 şubat'ta ilginç douaumont kalesi olayı ve onunla birlikte uzun muharebenin ilk krizi meydana gelmişti. diğer kalelerin birçoğu gibi bunun da bir zırhlı kulede görevli 23 top mürettebatının dışında başka garnizon kuvveti yoktu. bununla beraber alman akını kaleye yaklaşırken sağ cenahın komutanı olan general chraien, kale hattının asıl mukavemet hattı olacağı emrini yazdırdı. bu 24 şubat gece yarısının hemen öncesinde meydana gelmişti. ne yazık ki karargâh personeli bazı krokileri emre eklemek için bekledi ve böylelikle emrin yayımlanmasını 25 şubat saat 09:45'te kadar geciktirmiş oldular. bu arada bir alman piyade alayının devriye müfrezesi, asma köprünün açık olduğunu gördü ve düşmanın olduğuna ilişkin hiçbir belirti yoktu (top mürettebatı bitkinlikten uyuya kalmıştı) içeri girdiler ve tek bir kurşun atmadan kaleyi ele geçirdiler. zaferi kutlayan alman bildirisi douaumont kalesi'nin kayzer'in huzurunda gerçekleştirilen "saldırıyla" ele geçirildiğini duyurdu. bununla beraber bu resmi tumturaklı bildiri, yanlış bir telefon mesajı nedeniyle 9 mart'ta daha üç ay öncesinden vaux kalesi'nin ele geçirildiğini duyuran bildiriyle gülünçlüğünü kaybedecekti.

    yanlış telefon karşılıksız kalmamıştı. petain 25 şubat'ta verdun'da komutayı devraldı ve ihtiyat ordusunun esası bu sırada geri bölgede toplanmaktaydı. ilk sorunu savunmadan daha çok ikmaldi. alman ağır topçusu, dar hatlı bir demiryolu olan ve sonradan ölümsüz "kutsal yol" (voie sacree) adını alan bar-le-duc'u verdun'a bağlayan yol hariç bütün istikametleri menzilleri içine almıştı. birlikleri takviye edemeden ve cephane ikmalini sağlayamadan ileriye sevk etmenin bir yararı yoktu. yol aralıksız devam eden ulaşımın yükü altında bozuluyordu ve onun için gönüllü (teritoryal) birliklerden oluşan bir ekip bu yolu onarmak ve çift yola çıkarmak amacıyla getirildi. onarımdan sonra trafik akışı, yirmi dört saatte 6.000 kamyona kadar çıktı. petain cepheleri her biri ağır topçusu bulunan kısımlar halinde teşkil ediyor ve bu teşkil edilen cepheleri mükerrer karşı taarruzlarla görevlendiriyordu. her ne kadar bu karşı taarruzlar az arazi elde etmekle birlikte taarruz eden almanların ahengini bozdu ve durdurdu. bir başka yardımcı unsur ise almanların nehrin doğu yakasında ilerledikçe kendilerini nehrin karşısında bulunan fransız topçusunun yan ateşine o denli açık hale getiriyor olmalarıydı. alman taarruzu hızını kaybetmişti ve yavaşlamıştı ve general zwehl'in de anlattığı gibi alman tarafına çoktan "ağır bir karamsarlık çökmüştü."

    sadece dört tümen tahsis ettiği halde, falkenhayn şimdi taarruzun cephesini genişletmek zorundaydı. iki günlük bombardımandan sonra 6 mart'ta veliaht prens, meuse nehri'nin batı yakasına taarruz etti ve 8 mart'ta doğu yakasındaki birlikler bu taarruza iştirak ettiler. taarruz sonucu elde edilenler kayıpları karşılamadı ve batı yakasında mort homme ve doğu yakasında poivre tepesi'ne karşı girişilen taarruz boşa çıkarıldı. herhangi bir yarma taarruzu umudu kalmamıştı, çünkü savunma şimdi birleştirilmiş ve kuvvet dengelenmişti. basireti hakkında ne düşünürsek düşünelim, joffre'nin soğukkanlı mizacının o günlerin büyük gerilimini yatıştırmadaki büyük değeri hakkında hiç kuşku yoktu ve bu olağanüstü hal için petain doğru seçimdi. almanların 17 inçlik “şişman berta” adını verdikleri obüs bataryaları,
    fransızların uzun menzilli topları tarafından büyük bir talih sonucu imha edilmiş ve spincourt yakınlarında akılsız bir şekilde tapalarıyla birlikte depolanan 450.000 ağır topçu mühimmatı havaya uçurulmuştu (patlamayı düşünmek bile istemiyorum. cephanelikte bulunan askerin götünü marstan ; başını mecidiyeköy’den toplamışlardır).

    aslında yetkili birisi olan general palat, kendi görüşü uyarınca verdun'u bu iki unsurun kurtardığını belirtmiştir.

    9 mart'tan bu yana alman hareket tarzının aslen yıpratma muharebesi taktiği ve verdun'un da moral yönünden bir hedef seçilmiş olduğundan kuşku duyulamazdı. kamuoyu ona kesinlikle askeri değerinden üstün bir sembolik değer vermişti. şu itiraf edilmelidir ki, bu strateji uzun bir aradan sonra fakat o da ancak yeni bir unsurun devreye girmesi sayesinde başarıldı. bu arada almanlar küçük bir kazanç için aşırı bir bedel ödemişlerdi. yine de fransızlar büyük bir yükün altında kalmışlardı. petain sıkıntıyı hafifletmek için her bir tümeni mümkün olan en kısa süre ateş altında tutacak şekilde süratle görev yerlerini değiştirerek elinden geleni yaptı. fakat sonuçta fransız ordusunun ekseriyeti "kıyma makinesinden" geçmişti ve fransız ihtiyat birliklerinden verilen kayıplar onları neredeyse gelecekteki somme taarruzuna yapacakları katkılarından mahrum bırakmıştı.

    almanya tarafında ise düş kırıcı sonuçlar erken bir arayışa neden oldu. falkenhayn mart ayının sonunda "makul bir süre zarfında herhangi bir ilerleme şansı" olup olmadığını araştırdı ve ypres'e alternatif bir taarruz düşündü. fakat veliaht prens wilhelm, kendinden emin bir şekilde fransız ihtiyatlarının büyük bir kısmının tükenmiş ve kendisinin açıkça "fransız ordusunun kaderinin verdun'da belirleneceği fikrinde" olduğunu beyan etti. bunun yanı sıra komutan yardımcısının (prens wilhelm) çok tehlikeli köhnemiş fikri, "fransız ihtiyatlarının imhası, silah ve mühimmatın yanı sıra askerlerin iştirakiyle tamamlanmalıdır." şeklindeki açıklamasında kendini ele veriyordu. falkenhayn bu gerekçeye boyun eğdi. böylelikle falkenhayn muhtemel seçenekleri incelerken, kurmay başkanı schmidt von knobelsdorf tarafından cesaretlendirilen veliaht prens wilhelm, askerlerinin kanlarını dökmeye devam etti. fakat sürekli olarak girişilen küçük saldırıların verimsiz sonuçları, nisan ayının sonunda daha kapsamlı taarruzlara dönülmesi kararına yol açtı.

    bu taarruzların da aynı şekilde boşuna olduğu ortaya çıktı, o nedenle kurmay başkanı schmidt von knobelsdorf'un bile yeni bir taarruzun umutsuzluğunu kabul etmesine yol açtı. bununla beraber schmidt von knobelsdorf bu pişmanlığın verdiği ruh haliyle falkenhayn'ı ziyaret ettiğinde, onu düşüncesini tam aksi yönde değiştirmiş olarak bulmuştu. schmidt von knobelsdorf da tekrar eski fikrine döndü ve alman taarruzu devam etti. ancak şimdi ise insan hayatının heba edilmesi, joffre'nin douaumont kalesi'nin yeniden ele geçirilmesi gerektiğine ilişkin hatalı emriyle dengelenmişti; ayrıca joffre, petain'i ordu grup komutanlığı'na terfi ettirerek elini rahatlattı ve nivelle'i verdun'un direk sorumluluğuna getirdi. nivelle, verdun'a defalarca taarruz etmek suretiyle falkenhayn'ın ekmeğine yağ sürmüş ve bu taarruzların püskürtülmesi sonucunda verdun savunmasını kaybetmişti.

    çok sert bir direnişten sonra vaux kalesi, 7 haziran'da gerçekten düştü. gelişmeleri endişeli bir şekilde takip edenlere bu olup bitenlerin askerlerden ziyade tabiatın gerçekleştirdiği bir olaya benziyor gibi geliyordu. petain 11 haziran'da joffre'den somme'a yapılacak yardım harekatını hızlandırmasını istemek zorunda kaldı. ondan sonra 20 haziran'da almanlar korkunç tesirleri olan yeni bir tür difosgen (diphosgene - boğucu) gaz mermisi kullandılar. bu gaz mermisi fransız topçusunu etkisiz hale getirdi ve 23 haziran'da almanları neredeyse verdun'un mevzi dışı basit tahkimatların olduğu belleville tepesi'ne kadar getiren taarruz gerçekleştirildi. mangin'in aralıksız karşı taarruzlarının harekatı durdurmaktan başka bir yararları olmamıştı ve her ne kadar petain birliklerine hiçbir endişe belirtisi göstermemekle ve artık kült olan "geçit yok!" sözünü durmadan tekrar etse de, doğu yakasının tahliyesi için tamamen hazırdı. joffre tarafından 4 tümen kendisine acele olarak sevk edildi, bunun sonucunda somme'un ihtiyat birlikleri daha da zayıflamıştı.

    lakin almanlar, yeni kozlarını çok geç kullanmışlardı. müttefikler şu anda stratejik açıdan dolaylı bir şekilde emniyet içerisindeydiler, çünkü falkenhayn 24 haziran'da ıigilizlerin uzun süredir planlanan ve 1 temmuz'da gerçekleştirilen taarruza hazırlık olarak somme'a bombardımana başladığında verdun'a mühimmat akışını durdurmuştu.

    o günden sonra verdun'da bulunan almanlar hiç yeni tümenle takviye edilmediler ve harekatları sırf bitkinlikten dolayı dağıldı. böylelikle azar azar kaybedilmiş olan toprak parçalarını adım adım geri alan fransızların parlak sonbahar karşı taarruzu için zemin hazırlanmıştı. somme'un verdun'u kurtarmıştı.

    ayrıca almanlar en iyi fırsatı çok dar cepheli bir taarruzla boşa harcadıktan dört ay sonra hedeflerine son derece yaklaşmışlardı.

    yine de fransız ordusu falkenhayn’ın öngördüğü derecede olmasa da yıpranmıştı. alman harekatı meyvelerini ertesi sene, 1917 fransız ordusu ayaklanmaları’nda verecekti. fransız kuvvetleri, dağılmanın eşiğinden dönecekti.
  • almanların istihkamlarını güçlendirip üç koldan saldırdığı cephe muharebesi. cephenin açılış amacı ilerlemek değil olabildiğince fransız askeri öldürmek. zira fransa savunmasının kırılması ve teslimi için ordu içinde çözülme gerekmektedir almanlar bu muharebede psikolojik harp sanatı uygulamıştır. cepheden bir yıl sonra diğer muharebelerdeki kayıpların da etkisi ile fransız ordusu ayaklanmış ve ordunun neredeyse yarısı isyana karışmıştır.
  • tarihin en uzun muharebesi olma özelliğini taşıyan çarpışmadır.

    günümüzde yıpratma savaşı*'nın en önemli örneği olarak gösterilmektedir.

    birinci dünya savaşının açılış safhasında alman orduları belçika üzerinden fransa'nın kuzeyine taarruz ederek önemli başarılar elde etmeyi başarsalar da birinci marne savaşında alman ordularının ilerleyişinin durdurulması ve manş denizine kadar cephenin uzamasıyla* her iki tarafın orduları insan kaynağı konusunda oldukça maliyetli siper savaşına girişmiştir.

    birinci marne savaşında ilerleyişlerinin durdurulması ve cephenin manş denizinden isviçre'ye kadar uzamasının ardından alman kurmayları savaşı hızlı şekilde kazanma umutlarının kalmadığını daha 1914 yılının sonunda yüksek sesle dile getirmiş olsa da askeri açından fransa karşısında üstün olduklarının bilincindeydiler.

    1915 ve 1916 yıllarında her iki taraf çok sayıda kayıp vermesine rağmen elle tutulur büyük bir başarı elde etmeyi başaramamıştı. yapılan saldırılarda ele geçirilen bir kaç kilometrekarelik toprak diğer tarafın yaptığı bir karşı saldırı sonucunda tekrar el değiştiriyor, amaçsız saldırlar için yüzlerce ya da binlerce asker kaybediliyordu.

    alman kurmayları, eğer fransa'ya diz çöktürmeyi başaramazlarsa gelecek bir-iki yıl içerisinde almanya'nın pes edeceğinin bilincindeydi. alman imparatorluğu, savaşın her iki cephesinde aktif olarak savaşmaya devam etmekteydi ve ittifak devletleri tarafında savaşın getirdiği külfeti en çok omuzlayan devletti. ancak alman imparatorluğu sanayisine ham madde yetiştirmek konusunda ciddi bir handikapa sahipti. kendisinin avusturya-macaristan imparatorluğu ile olan sınırları haricinde kalan tüm komşulukları düşman sınırı ya da nötr kalan devletlerleydi ve buradan ham madde giriş çıkışı çok zordu. kuzey denizi bunun için tek şanstı ancak ingiliz kraliyet donanmasının ablukası bunu imkansız hale getiriyordu.

    her ne kadar almanlar bunun gibi çok büyük bir sıkıntıya sahip olsa da harbin açılış safhasında kuzey fransa'da elde ettikleri başarılar fransa karşısında onlara önemli bir koz vermişti. almanların kuzey fransa'da ele geçirdiği bölgeler fransa'nın ham demir-çelik madenlerinin önemli bir bölümü ve sanayi yerleşimlerinin bir kısmına ev sahipliği yapmaktaydı. fransızlar bu sahaları kaybetmenin külfetini tüm savaş boyunca ciddi anlamda çekmiştir.

    işte tüm bu olan bitenler içerisinde alman mareşal erich von falkenhayn, fransızlara nihai darbeyi vurmak için bir planla kaiser wilhelm ii ve ordu kurmaylarının karşısına gelir. o da tıpkı diğer kurmaylar gibi cephe hattını yaracak bir belirleyici muharebe ile savaşı kazanma imkanının olmadığına inanmaktadır. falkenhayn'a göre fransızlar sadece ve sadece kaynaklarının tükenme noktasına gelerek teslim bayrağını çekmelerine neden olacak bir çarpışma sonucunda mağlup edilebilirlerdi. bu çarpışma için seçilecek hedef öyle bir hedef olmalıdır ki bu hedef fransızlar için ulus meselesi haline gelmeli ve bu hedefi kaybetmemek için ellerinde ne kadar imkan varsa bu noktaya sevk etmelilerdir.

    falkenhayn bu hedefi verdun bölgesi ve etrafındaki tahkimatlar olarak belirler. verdun'un ve çevresindeki tüm tahkimatların ele geçirilmesi fransızlar için kabul edilebilir değildir, şayet böyle bir felaket meydana gelirse hem kurmay grubunun hem de ordunun alt kademelerinin morali savaşın başlangıcından beri olabilecek en düşük seviyeye inecek, hem de bu bölgeleri geri alabilmek için on binlerce kayıp verilmesi gerekecektir. bunu ön gören falkenhayn, verdun ve çevresini kaybetmemek için fransızların tüm imkanlarını seferber edeceğini düşünmüştür.

    nitekim düşüncesinde yanılmamıştır.

    verdun muharebesi 21 şubat 1916'da başlar ve 16 aralık 1916'da sona erer. her ne kadar muharebenin açılış safhasında almanlar başarılar elde etse de savaşın açılış safhası geçildikten sonra durum dengelenmiş ve muharebenin sonuna kadar o şekilde devam etmiştir.

    çarpışmanın sonunda her iki tarafın toplam kaybı 750,000-800,000 kadar olmuştur. almanlar, fransız ordusunun insan gücü ve moral kayıpları konusundaki hedeflerine ulaşamadığı gibi, kendileri bu konularda ciddi sıkıntıya girmiştir.

    gelelim işin trajikomik kısmına;

    almanların elde etmeye çalıştığı "fransız ordusunun insan gücü kayıplarının artması ve moralinin çökmesi" hususunu fransızlar bir yıl sonra nivelle's offensive adı verdikleri ve alman hatlarını yararak savaşı 48 saat içerisinde bitirmeyi tasarladıkları bir saldırıdan sonra almanlara verir. nivelle saldırısı fransız tarafı için o kadar büyük bir fiyasko ile sonuçlanır ki fransız ordusu silah bırakma noktasına gelir.
  • sabaton'un hakkında bir şarkısı vardır: fields of verdun.
  • tam bir kıyım makinesidir milyonlarca askere mezar olmus bu muharebenin etkisi kendisini 2. dünya savasında da göstermiş, kan banyosuna girmek istemeyen fransızların teslim olalım sesleri daha gür çıkmıştır. yanlış hatırlamıyorsam 2. dünya savasında teslim olan hükümetin basında bu muharebeyi yöneten fransız general vardı