şükela:  tümü | bugün
  • vergi borcumu ödedim şimdi verdiğim parayla ne yapılacak bekliyorum. yani birinin açıklaması gerek the chopperdan aldığımız parayla şunu yaptık desinler. kazandığımızın yarısını veriyoruz keşke ne yapılacağına da biz karar versek. en azından seçenek sunulsun. kendimiz yaptırmış gibi sevinelim. hadi onu geçtim bir sms atın sizin para şuraya gitti diye önünden geçerken filan sahipleniriz. çok ciddiyim.
  • oldum olası bu ülkede adaletsiz tahsil edilir. iktidara yakın iş adamlarının rüşvetleri vergi borçlarının silinmesini sağlar filan bu yeni bir şey değil. tek başına iktidar sağcılarla bu durum değişmez, değişmeyecek eşşek gibi çalışıp kuruşuna kadar vergimizi ödeyip kimlere nasıl peşkeş çekildiğini izleyip durucaz.

    mevzu ayrı. konuya şurdan geldim aslında plajda bira içilmiş.
    (bkz: plajda bira içen iki kadın doktora ceza kesilmesi)

    şimdi o biranın üretimi dağıtımı vesairesi her kaç liraysa üzerine yüzde seksen vergiyi bindiriyor reisin yönettiği bu ülke. ahmaklar için açıklayayım 10 lira veriyorsan şişesine kutusuna neyse 8 lirasını devlet alıyor vergi olarak. tamam?

    bu örnekte doktorlarımız diyelim ki 10 lira bayılmış (8 lirası vergi kaçak sarayın faturalarını ödüyor) arpa suyu içiyor. kadın keyfinin parasını ödemiş, vergisini de peşin peşin ödemiş (yüzde seksen demiş miydim) sokak arasında ziftlenip gelene geçene bulaşan ergenler gibi davranmıyor plajda kendi halinde, ama birilerinin bir yerlerine batıyor!

    arpa suyu demişken ne üreten kazanıyor ne tüketici memnun. bu bütün tarım ve hayvancılık ürünlerinde vergi olarak değil de aracılar (tüccar) yoluyla yediğimiz içtiğimize yansıdı. olay ne. rant ekonomisi. benden olan kazansın çiftçi işçi vatandaş işte açlıktan ölene kadar vergisini ödesin sonrası mühim değil zaten.
    hayır binlerce dolarım yok ki girişimci arkadaşlarımın vergi borçlarını silsinler diye götürgeve* bağış yapayım!
  • her vatandaşın belirli kıstaslar altında, ülkesine katkıda bulunmak için verdiği paradır.

    ancak gelin görün ki türkiye'deki vergi sistemi deli dumrul'a bağladı! araba alıyorsun, devlet bana da al diyor. telefon alıyorsun devlet yine bana da al diyor. kahvaltıya domates alacaksın. tarladan çıkıyor kilosu 30 kuruş. pazara gelene kadar oluyor sana 1,5-2 lira. arabayı hem kendine hem devlete alıyorsun ancak devlet rahat durmuyor ki, kar lastiği al bana, silecekleri değiştirelim, camım kırıldı vs. diye geliyor. hepsinde ayrı saçma sapan bedellerde vergiler. vergiler saçma sapan demiyorum bakın, bedelleri saçma sapan. `:bu aralar sözlükte okuduğunu anlamayan sığırlar var da`

    devlet üretmiyor, üretmeyince ithal mal alan tüketiciyi düdüklüyor. zamanında dedik devlet kurumlarını satmayın diye. ülkenin önünü tıkıyorsunuz diye yükleniyorlardı. bak noldu şimdi? devletin tek gelir kaynağı vergi. asıl vergiyi ödemesi gereken büyük abilerin vergi borçları siliniyor. giren yine sana bana giriyor. senede milyar dolar kazanan şirketler vergi ödemesin. ayda 2,500 lirayı eve anca sokan adamın/kadının parasını hüp diye çekilsin, oh ne ala memleket.

    ülkede bir şeyler üretilmediği ve o üretilen şeylere ticari değer kazandırılmadığı sürece bu vergiler daha çok artacak. öyle artacak ki, hani diyorlardı ya eskiden yağ kuyruğu, tüp kuyruğu oluyordu. hah işte halk vergileri ödeyemez hale gelince o yağın tüpün kuyruğuna da giremeyeceksin. çünkü devletin ülkeye sokacak parası da kalmayacak.
  • tanzimat öncesinde resmi görevliler ve ayan tarafından toplanan vergilerin sayısı, zamanı, miktarını saptamak mümkün değildir; tüfekçiyan akçesi, kaftan akçesi, zahire akçesi, şerbet akçesi, peşkeş, devir, konak akçesi, selamiye, nal akçesi, bayrak akçesi, öşr-i diyet, kapı harcı, post akçesi, matarağı akçesi, cizme baha, yemlik, tavuk baha, göcek akçesi, çubuk akçesi, ağalık, kethüdalık vb. adlar altında, düzensiz biçimde, fırsat yaratılarak, silah zoruna dayanılarak vergi toplanan kargaşa dönemi yaşanmıştır.
    ahmet vefik paşa 1876 tarihli sözlüğünde verginin anlamını şöyle açıklar: "dad, dehş, beal, hediye, bahşiş, rüşvet, sâliye, salyane, tekâlif-i resm, mal, divan."
    verginin anlamının 1.meşrutiyet'e gelindiğinde fazla değişmediği anlaşılmaktadır.
    vergiye anlam kazandırabilmek için vergi dairelerinin kapısında, "kendini vergilendiren halk millettir," yazılıdır. bu cümleyle maliye bakanlığı, milletin kapitalist üretim tarzının sonucu olduğunu kabul etmekte, halkın bu aşamaya geldiğini ima etmektedir. parlamenter demokrasinin temelinde, hükümdarların alacağı verginin toplumun çeşitli sınıflarınca tartışılarak kabul edilmesi için verilen mücadele vardır. anayasalar da bu sınıfların örgütlenme ve temsili kurumlarının oluşturulma biçimlerini belirlemek için yapılan mücadelelerden doğmuştur.
    verginin ne için istendiği ve nasıl kullanıldığının denetlenmesi, feodal zihniyetin yıkılması demektir. aydınlanma çağının ünlü ürünü fransız ansiklopedisi'nde, "devleti daha da zenginleştirmek için belki 100 tane tasarı hazırlanıyor ama bir bireyin devletin zenginliğinden pay alması konusunda 2-3 tasarıdan fazlası olduğu söylenemez. (...) bir devletin zengin ve güçlü olması, uyruklarından her birinin devletin zenginliklerinden pay almasından başka nasıl sağlanabilir?" denilmesi, yükselen burjuvazinin isteklerini yansıtmaktadır. kamu görevlilerinin hükümdarın değil, toplumun hizmetinde olmasının sağlanması, uyrukları yurttaşa dönüştürecek, vergi de haraç olmaktan çıkacaktır.
    verginin topluma hizmet olarak döndüğü inancının kamu vicdanında yer etmesi yanında, toplam vergi içinde doğrudan ve dolaylı vergilerin oranının toplum yaşam standardına uygun biçimde ayarlanmış olması da, vergi toplamayı kolaylaştırıcı unsurlardandır. rantiye ve rüşvet sisteminde bir yandan harçlar haraç türü vergiye dönüştürülerek açıklar kapatılmaya çalışılırken, bir yandan da vergi afları getirilmesi, sistemin ara çözümlere razı olduğunu, millet olmak istemeyen halktan, teba olarak alabildiği haraca muhtaç kaldığını göstermektedir.

    http://www.islamansiklopedisi.info/…php?idno=090251
  • milli ekonomi özel ve kamu ekonomisi olmak üzere iki ana başlıktan oluşur.ülkemiz milli ekonomisinin %60 ı özel ekonomiden oluşurken kamu ekonomisinin payı ise %40tır.

    özel ekonomide amaç bireysel fayda elde etmektir. bu sebepledir ki özel mal ve hizmetler verilir,rekabet ortamı yaratılır ve dışlama ilkesi etkilidir.keza piyasa arz ve talebe göre şekillenir.

    kamu ekonomisinde ise tam kamusal mal ve hizmetler verilmekte ve toplumsal ihtiyaçlar karşılanmaktadır.bundan herkes yararlanır.fiyat mekanizması ve dışlama ilkesi bulunmaz. örnek olarak adalet ve milli savunma hizmetleri verilebilir.hizmetlerin devamı sağlamak için vergi sistemi getirilmiştir. bu açıklamalar ışığında vergi devlet ve vergilendirme yetkisine sahip olan kurumların kamu harcamalarını finanse etmek için kişilerden ödeme güçleri oranında aldıkları zorunlu karşılıksız nihai parasal ödemeledir.

    devletin maliye ve vergi politikalarını çok iyi bir şekilde yürütmesi gerekir.tarihe yön veren olayların hepsine keyfi alınan vergiler önemli rol oynamıştır
  • şirket kanuni temsilcisi görevde kaldığı sürede doğmuş olan vergilerden değil, vadesi gelmiş vergilerden sorumludur.
  • sakıp sabancı ve öncesinde vehbi koç'un vergi hakkındaki görüşleri için tıklayınız. (9.07 saniyede)

    o değil de yıllar önce sabancı'nın giydiği takım da döneminin çok üzerinde bir şıklıkta.
  • türkiye'de fakirlerden toplanıp zenginlere dağıtılan paradır.
  • "başkasının taşınabilir mallarını, onun isteği ve onaşımı olmaksızın kendi çıkarı ve yararı için alma."
    tdk'ya gore hırsızlığın tanımı bu şekilde verilmiş.

    vergi olmasa, o kullandığın yollar, aldığın hizmetler vs. olmazdı diyenler olacaktır. o durumda her şey şeffaf olsun, hangi hizmete ne kadar para harcandığı bilinsin, biz de ona göre seçip istediğimiz harcamalar için vergilerimizi odeyelim. mesela ben odedigim vergiden 1 kuruşunun bile ağaç kesilmesi, büyük silah şirketleri, makam araçları, saraylar için harcansin istemiyorum. bunlar benim hayal edebildiğim harcamalar, kim bilir hayal edemediğim ve rizamin olmadığı daha ne harcamalar vardır.

    yani günümüz koşullarında vergi hırsızlıktır.
    belki yüzlerce yil sonra, vergiler gönüllü olarak toplanır, insanlarda da paylaşım bilinci olur ve herkes kendince verebileceğini verir. işte o zaman vergi hırsızlık olmaz.
  • ülkeyi, belediyeleri, ilçeleri hatta köyleri yönetenlere önerdiğim oyundur.