şükela:  tümü | bugün
  • adam kokesh'in freedom! isimli kitabında bu konuya bir bölüm ayrılmıştır. eserin türkçesi yeşim tatlıhan tuncel'in çevirisiyle liber plus yayınlarından özgürlük adıyla çıkmıştır.

    "
    vergilendirme hırsızlıktır.

    hırsızlık, birinin kendine ait olmayan bir şeyi almasıdır. ya devletler halkların sahipleridir ya da vergilendirme hırsızlıktır. kendinizin sahibi sizsiniz. dolayısıyla vergilendirme hırsızlıktır. kendi bedeninizin, iş gücünüzün ve ticaretle elde ettiklerinizin sahibi olduğunuzdan vergilendirme hırsızlıktır. devletler, süper zenginler tarafından serveti ve gücü bir yerde toplamak için kullanılan kurumlardır. bize içlerinden özgürce seçim yapabileceğimiz mal veya hizmet sunmaksızın para kazandıklarından başlıca mekanizmaları hırsızlıktır. vergilendirme yalnızca muazzam, geniş çaplı ve organize hırsızlığa razı olmamızı olası hale getiren bir kelimedir. bir insanın çalması doğru değildir. iki insanın çalması doğru değildir. oy kullanan bir kitlenin %51'inin kendileri adına çalmak üzere bir vergi tahsildarı tutması için bir temsilciye oy vermesi yine doğru değildir. devletin en büyük yalanlarından biri, hırsızlığın yeterli sayıda kişi tarafından, vergi olarak adlandırılarak yapıldığında ahlaka uygun olduğudur. hırsızlık, hırsızlıktır. çalınan paranın bir kısmı meşru amaçlar için kullanılsa bile, bu durum vergilendirmenin hırsızlık olduğu gerçeğini değiştirmez. bazı politikacılar verginin iradi olduğunu kabullendirmeye çalışır ve çarpık bir algı da olsa bir bakıma bazı insanlar için öyledir. devletlerin halka hizmet için var olduğuna, vergi olarak ödediğiniz paraların iyi bir şekilde değerlendirildiğine inanıyorsanız ve vergilerinizi şevkle ödüyorsanız, verginin hırsızlık olmadığı yalanına inanmanız daha kolaydır. ancak, çok şanslı da olsanız, vergiler "medeni bir toplum için ödediğiniz bedel" gibi geliyor olsa da medeni bir hapishanede yaşıyorsunuz.

    ödediğiniz vergilerin neye harcandığı konusunda hoşnut olmadığınıza karar verdiğiniz an, ya her bir vergi yasasının arkasında yatan baskıya boyun eğer ya da hapse girersiniz. potansiyelimize ancak tüm ilişkiler iradi ve müşterek olduğunda ulaşabiliriz. devlet ile vatandaş arasındaki her ilişki irade dışıdır. uygulanan baskının miktarıyla tehdidin etkisinin değerlendirilmesi arasında bir bağlantı yoktur. bir topluluğa bir vergi getirildiğinde bunun anlamı servetin büyük bir kısmının onu kazanmış olan halkın ihtiyaçlarına değil, devletin ihtiyaçlarına hizmet etmesinin sağlanacağıdır. ancak kaynakların vergiyle yön değiştirmesi hesaba katıldığında muazzam potansiyel kaybını kavramaya başlarız. vergiler genel olarak mümkün olan en üst seviyede getirilir, kimden en fazla ne kadar alabilirlerse alırlar. bazen devletler, vergiyi davranış değiştirme niyeti taşıyan özel bir yolla alırlarsa bizden genel olarak daha fazla para alabilmektedirler. örneğin bir devlet, esasen hoşlanılmayan bir grup insandan daha fazla çalmak için bahane olarak kullanıyor ve itibarını artırıyor olsa da, hoş karşılanmayan bir davranışın üzerine vergi getirdiğinde insanların devleti o davranışa engel olmak için bir araç olarak görmelerini sağlayabilir.

    vergilendirmenin en büyük yalanlarından biri de fakirlerin zenginden geri almak için bir araya gelmelerinin bir yolu olduğudur. bu da, hırsızlık dilini kullanmaktan kaçınmak için "başarılı insanların vergi ödeyerek kendilerine yardımcı olan insanlara minnetlerini göstermeleri" şeklinde allanıp pullanabilir. hatta bazı insanlar, vergilendirmenin süper zenginlerden, şirketlerden ve bankalardan gücü geri almanın bir yolu olduğuna inanır. politikacıların iplerini elinde tutacak parası olan kişiler, sistemi vergilendirmenin etkisinin son tahlilde daima fakirler üzerinde olmasını sağlayacak şekilde hileyle yönetmişlerdir.

    bazı vergi sistemleri hakikaten de nispeten zengin insanlardan daha fazla çalmak üzere kurulmuştur, bu durum sevilmeyen veya devletle bağlantısı olmayan bazı zengin insanların dezavantajına olur; fakat sonuçlara bakıldığında devletlerin serveti fakirden zengine aktarmak için var oldukları açıktır. insanların teşviklere tepki vermelerinden ötürü hedeflenen vergilendirmenin belirli etkileri vardır. herhangi bir ürün, hizmet veya faaliyet vergilendirildiğinde daha pahalı olur ve piyasa buna her fiyat yükselişine verdiği gibi tepki verir. bu durum bazı devletlerin mağdurlarının paralarını, onlar kendi paralarının kontrolünü ellerine almadan almalarına imkan veren gelir vergisinde geçerlidir. ne var ki bir vergiyi "saklamak" onun geci erkilerini hafifletmez. teşvik sorunundan kaçılamaz ve devletlerher faaliyetin (gelir elde etmek gibi) kârını düşürdüklerinden insanlar daha az kazanacaklardır. satış vergileri, herkesin müşteri olarak ödemeyi tercih etmesine rağmen tıpkı diğer vergiler gibi hırsızlıktır. bir satış vergisi, tıpkı ihraç vergileri gibi veya ticarete getirilen herhangi bir başka vergi gibi basitçe koşullu hırsızlıktır. bir tüketicininin bir şeyi alıp almama seçeneği olsa da, bir satıcının resmen iş yapmak istiyorsa vergilerin maliyetini fiyatlara eklemekten başka bir seçeneği yoktur. ne yazık ki vergilendirme karaborsayı azaltma konusunda devletlerin işine yaramaz. aksine teşvik eder.

    vergi düzenbazlığı gelişmiş, evrim geçirmiş, yeni koşullara ver teknolojilere uyum sağlamıştır. geniş çapta uygulanması ve kârlılığı vergilendirme tekniklerinin daima en ileri seviyede olmasını sağlar. küçük bir kabile şefinin bağlılık haracı talep etmesinden günümüzün gözetim, arama, el koyma ve hapsetme işlemlerine kadar uzun bir yol katetmişlerdir. düzenbazlık yakın zamanda sona erdirilmediği takdirde daha ihlalci ve yıkıcı olacaktır. vergilendirme devlet düzenbazlığının kaçınılmaz bir parçasıdır. devletler hiç çalmasalardı devlet olarak kalmaya devam edemezlerdir. herhangi bir anda finansal desteğimizi onlardan çekebilecek olsaydık, gönüllü kooperatifler veya hizmet sağlayıcıları olurlardı. vergilendirme, arkasında güç kullanma tehdidi olduğundan düpedüz ve basitçe hırsızlıktır.
    "

    not: kitaptan baka baka yazdım, hatalar olabilir şimdiden özür dilerim.