şükela:  tümü | bugün
  • 90 yillarda yapilan ilginc ötesi eylem.

    simdi bu basligi gorunce aklima bizim tam turk kafasinda olan uc kagitcilik masteri yapmis komsu aklimiza geldi. kadin bize gelip, nasil olsa hepsine bakmiyorlar siz 60.000'lik fisi 100.000 yazin cinsinden birseyler geveliyordu. ben de o yasimla, daha okuma yazmayi ogreneli 1 yil bile olmamisken, ben asla yanlis yazmam, ne yaziyorsa o mantigi ile hepsini kurusuna kadar dogru yaziyordum. iyki ailemdekiler, bu isi bana birakiyordu. kendimi su an ilyas salman-sener sen filmlerindeki ilyas salman'in dogruluktan ayrilmayan karakteri gibi hissettim*
  • eskilerin gozu yasli, yeniler bu ne diyor.
    kisin sobanin yanina kurulup uzanilarak yazilan zarflar daha makuldur.
  • hiç sığdıramazdım o fiş bilgilerini. babamın o kitap fişlerine o eğitim ayır bu ekmek ayır vs dediğini bazı fişlerde bazı ürünlerin üstünü çizdiğimizi tekrar topladıgımızı hatırlıyorum. bir de rastgele seçip inceliyorlarmış zarfları dediğini. gözümün önünde zarf dolu koca bir havuz üstünde iple havuza sarkıp zarf seçen insanlar canlanırdı*
  • ne saçmaydı. her topladığında sonuç yanlış çıkardı, son gün zarf bulamazdın. bir de hastalıklı gibi fişleri uzundan kısaya doğru dizerdim önce zarfın içine koyunca dağılıyordu tabi. insanlar ve memleket daha güzeldi ama o zamanlar.
  • bir çeşit türk işkencesi olsa gerek.

    ilk kez kendim yazma girişiminde bulunacağımdan bir danışayım dedim.

    muhasebecimizin anlattıkları:

    m: şimdi .... hanım, giyimde sadece giyip dışarı çıkabileceklerinizi yazabilirsiniz.mesela havlu, havluyu sarınıp dışarı çıkabilir misiniz? çıkamazsınız, o zaman yazmayacaksınız. ya da diyelim gıda bölümünde sadece yiyebileceğiniz şeyleri yazmalısınız. kedi mamasını sordu bir arkadas gecende. dedim "yiyebiliyorsan yaz abicim, biz de dalgamızı gecelim."
  • devletin verdigi ev ödevini yapmaktır
  • burada çok güzel nostalji rüzgarları estiriyorsunuz ama devletin yaptığı vurgun da gözünüzden kaçmasın.

    iş hayatına ilk başladığım senelerde ben de doldurdum bu zarfı.

    miktar aklımda değil ama 1 senede aldığın maaşın yüzde bilmemkaçına denk gelen miktara eşit fişi tam olarak doldurduğunda ertesi sene devletten nerdeyse 1 maaş para alıyordun.

    yani şimdiye vurduğumuzda diyelim 5bin tl maaşın var ve o miktarı tutturan fişi koydun mu, mart-nisan gibi 5bin tl para alıyordun.

    şimdi ise kazandığından bağımsız olarak devletin sana ödediği para aylık 60-70 tl. e çarp 12 ile, yaptı mı sana 840 tl.

    romantizme devam mı gençler? soba, dedeniz, kalemler falan filanı boşverin, giren çıkanı hesaplayın :)
  • karınca duası gibi yazılırdı o fişler vay be ne günlerdi cocuktuk sobalı evimizde mutluyduk
  • yeni neslin artık gerçekleştiremeyeceği eylem. oysa fiş toplamak kadar zevkli eylemlerdendir. hele ki babanın vergi iadesi için ise, tadından yenmez, çünkü yüzde karşılığı anlaşmışsınızdır. önce, babanın görmesi durumunda götümüze girebilir endişesi yaratan fişler ya imha edilir ya da başkaları ile değiş tokuş haline sokulur. misal sigara, alkol, prezervatif.. bu sırada en çok içinizi acıtan ise en yüksek meblağlardaki otobüs biletleridir. okul vakti sizin izmir'de, eskişehir'de, bursa'da, istanbul'da ne işiniz var? sonrasında oturur o mini mini kutulara sığdırmaya çalışırsınız harcamaları. ara ara toplam tutarı hesaplar, "yuh, yazıyorum yazıyorum, bu kadar mı oluyor" dersiniz.
  • her dönem özenle başlayıp, sonuna doğru cıvıttığım nostaljik vergi iadesi alma işlemi.
    ilk satırlarda yazım çok özenli sonlarda doktor reçetesi gibiydi.

    şu an bile aklıma geldikçe öğündüğüm şey, vergi iadesine tabi olmayan her şeyi özenle silip, tutardan düşerek yazmamdı.
    yani ez cümle devleti tek kuruş bile kazıklamadım, irili ufaklı adı ak, böğrü karalar gibi devletin mali deniz yemeyen domuz demedim. benim için devletin mali kutsal, yiyen domuzdur.
    yiyin mundarlar yiyin, elbet kanla birlikte kusturacaklar size o yediklerinizi.