şükela:  tümü | bugün
  • okurken içinde bulunduğumuz dünyayı ve insanlara yapıştırdığımız tüm etiketleri, tüm sıfatları gözden geçirmeme neden olan kitap.

    (bana bu kitabı hediye ederek paulo coelho serimi tamamlamaya bir adım daha yaklaşmamı sağlayan miragedogan'a teşekkürler)
  • veronika ölmek istiyor'da amaçsızlığından ve hayatındaki rutinlikten bıkan veronika'nın intihar teşebbüsünün ardından başarılı olamayışı, villete'deki bir akıl hastanesine kaldırılışı ve buradaki insanlarla ilişkileri anlatılır. misal kitaptaki bir cümle, ''insanın mutluluk beklentisi arttıkça mutsuzluğu da artar.'' çok güzel bir tespittir çünkü veronika'nın herkesinkinden çok büyük bir sorunu yoktur aslında, sorun da buradan türer; şayet inanç vs. bir bağlayıcı unsur engellemiyorsa insanı mevcudundan kurtulmak için yapılabilecek daha akıllıca bir şey de yoktur. ayrıca karakterlerden zedka'nın ''kendi dünyasında yaşayan herkes delidir.'' cümlesi de pek hoştur ama en güzeli veronika'nın doktorunun araştırmasıdır ki veronika'ya yaşamın anlamını bahşetmiştir. kitabı bitirip kapatınca ''ya bugün hayatımın son günüyse?'' dersiniz, pek güzel mesajlar saklar içinde bu kitap.
  • iyi bir kitap mı kötü bir kitap mı karar veremedim ilk kez.veronikanın sorunları olmamasına rağmen hayattan bir beklenitisi ya da varlığını önemli kılacak bir şey olmadığı için ölmek istemesi bana çok yakın geldi.zaman zaman aklımızdan geçen fikirler işte; herşeyin anlamsız, gereksiz gelmesi ; ama büyük bir sorunun da olmaması.sonra veronika günden güne yaşama isteğine kavuşur ve aslında kendisini, yapabileceklerini keşfetmediği için hayatını kendisinin bu hale getirdiğini fark eder.bu kadar basit mi yani? akıl hastanesinde, ölüm korkusu içindeyken bir anda yaşamak güzel mi gelir yani?herşeyi yapabileceğini mi keşfedersin? paulo coelho beni ikna edemedi ama buna.
  • hastaneden kaçtıklarından sonra gelecek sayfaları günbatımı manzarası ve manowar'ın master of the wind şarkısıyla birlikte okuyunca daha bir etkili olan, her insanın okuması gereken, daha sonrasında gerçekleştireceğiniz garip, saçma, delice ama kendinizi iyi hissettiren her türlü davranışın sorumlusu mükemmel kitap.
  • kitabı iki defa okumuş ve çok sevmiş biri olarak dün bu kitabın filmini izleme gafletinde bulunduğum için kendime küfür ediyorum. bir film bu kadar mı boş, bu kadar mı sıkıcı, bu kadar mı yüzeysel olur. hiçbir şey anlatmayan, bölük pörçük, anlamsız bir film. kitapta kurgu ne kadar iyi, tasvirler ne kadar sağlam ve anlatılanlar ne kadar etkileyici ise film de o derece yavan ve sıradan. bence izlemeyin, izlettirmeyin.
  • kendini öldürmeye kalkan bir kızın, bir haftalık ömrü kaldığını öğrendiği günden itibaren, bir akıl hastanesinde geçirdiği günleri anlatan kitaptır. bunu yaparken, normal insanların deli diye nitelendirdikleri kişilere ayna tutuyor paulo coelho. bunu yaparken 'normal'i ve 'deli'yi kendince tanımlıyor. ortalamanın (toplumun) yaptığına aykırı hareket edenlerin zihinsel rahatsızlık teşhisine layık görülmesini irdeliyor. tüm bunları yaparken de okuyucuya "doğru olan budur" demiyor; sadece birçok insanın aklının ucundan bile geçmeyecek, ama hiç de yok sayılmaması gereken bakış açılarını sunuyor okura.

    bunlarla birlikte çağımızın en gözde rahatsızlıklarından depresyon, panik atak, paranoyayı inceliyor; sebepleri hakkında fikir yürütme çalışıyor coelho. işte aşağıda, kitabın ortalarına doğru olan, bu konuyla ilgili bir kısımdan alıntı yapmak istiyorum. romanın kazandırmaya çalıştığı bakış açısı hakkında bir spoiler içeriyor olabilse bile, hikayenin akışı ile ilgili bir sorun yaratmayacağından hemen okunmasını öneriyorum. zaten aşağıdaki bölüm hoşunuza giderse, şiddetle tavsiye edeceğim ve çok büyük bir ihtimalle okumaktan pişman olmayacağınız bir kitap olacaktır veronika decide morrer.

    "
    yeni yapılan araştırmalar bir başka gerçeği ortaya çıkarmıştı: savaşların psikolojik kurbanları vardı, ama bunların sayısı stres, tekdüzelik, doğuştan gelen hastalıklar, yalnızlık, dışlanmak gibi sorunların kurbanlarından çok daha azdı. bir toplum, savaş, hiperenflasyon, salgın hastalık ve benzeri ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunda intihar sayısında hafif bir artış görülse de, depresyon, paranoya, psikoz vakalarında belirgin bir düşüş kaydediyordu. söz konusu sorun çözümlendiğinde vakalar gene normal düzeye dönüyordu. dr. igor'a göre bu şu anlama geliyordu: insanlar ancak koşullar buna elverdiğinde delirme lüksüne sahiptiler.

    önünde bir başka araştırmanın sonuçları vardı, bir amerikan gazetesinin dünyanın en yüksek yaşam standardına sahip ülke olarak nitelendirdiği kanada'da yapılmış bir alan araştırmasıydı bu.

    15-34 yaş arası kişilerin yüzde 40'ı, 35-54 yaş arası kişilerin yüzde 33'ü, 55-64 yaş arası kişilerin yüzde 20'si şu ya da bu türde bir akıl hastalığı geçirmiştir. her beş kişiden birinde halen psikiyatrik bozukluk olduğu, her sekiz kanadalı'dan birinin hayatta en az bir kez zihinsel bozukluklar yüzünden hastaneye yatırılacağı tahmin edilmektedir.

    'onların pazarı bizimkinden geniş,' diye düşündü dr. igor. 'insanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse, mutsuzlukları da o kadar artıyor demek.'

    "***

    bu bölümü takip eden sayfalarda ise her günü bir öncekinin aynı olan kent insanının depresyona eğilimini; tekdüze, otomatiğe alınmış, sınırları zorlamanın hoş gözle karşılanmadığı toplum tutumu gibi sebeplere bağlıyor ve sorgulamadan, toplumun kendine dayattığı kurallar çerçevesinde devam eden yaşam tarzına ağır bir tokat vuruyor paulo coelho.
  • paulo coelho'nun sonuna kadar okuyabildiğim tek kitabı. hayır 1 bilemedin yaya yaya 2 saatte okur herkes zate de. dur ben yazarın başlığına gideyim kitapta bi nane yok zate.
  • doktorun veronica ya uyguladığı tedavi yöntemi sayesinde yaşadığımız her günün kendimize bir lütuf olduğunu anlatan paulo coelho eseri.
  • sanki yazar bir psikiyatr ile sohbet ederken "intihar eğilimi olan hastalara şöyle bi kitap yazsan da biz de tavsiye etsek ne güzel olur di mi ? kendilerine gelir de yaşam tutunurlar belki "demiş de ortaya böyle bi hikaye çıkmış gibi.
  • soundtrack'inde radiohead - everything in its right place'in de yer aldığı ve tam yerine oturduğu filmdir.

    aynı şarkı bir de vanilla sky soundtrack'de yer alır ve o filme de cok yakışır.

    there are two colours in my head
    what, what is that you try to say?
    what, what was that you tried to say?
    tried to say.. tried to say..
    everything, everything, everything..
    everything in its right place