şükela:  tümü | bugün
  • ahmet aslan'ın kalan müzik etiketiyle yayımlanan ikinci albümü. ilki için (bkz: va u waxt)

    özellikle minnet eylemem adlı feyzullah çınar türküsünde başarılı bir performansı var.
  • aslında zazaca olan bu tamlamanın tam karşılığı meleklerin düğünü'dür.

    meleklerin düğünü ya da doğru haliyle veyvê mılaketu, dersim'de eskiden insanların karanlıkta ıssız bölgelerde yol alırken gördüklerine inandıkları ve anlattıkları bir durumdur. anlatılanlara göre (ki benim de dedemden dinlemişliğim vardır) bir yol kıvrımının ya da tepenin ardında birden ortaya çıkar bu düğün. beyaz giysili, ışıktan müteşekkil ve yüzleri olmayan, siluetten varlıklar düğün etmektedir. dans edip türkü söylemektedirler. gören kişinin çok yaklaşması ya da meleklerle konuşması halinde onların dünyasına karışıp kaybolacağına inanılır. bir yandan korku verici, diğer yandan dersim dini inanışlarının bir parçası olması itibarıyle kutsaldır.
  • hergun bastan sona en az bir kere kendisini dinlettiren enfes bir ahmet aslan albumu.
  • zazacada "hayaletlerin düğünü" anlamına da gelen ahmet aslan başyapıtı.

    albümdeki parçalar:
    1-ya xizire xozati (hozatin hiziri)
    2-silsile
    3-oli diwan de (ulu divan)
    4-minnet eylemem
    5-dirbete tuye mide (yaralarin bende kaldi)
    6-ali heyder (ali haydar)
    7-dagli bir kabilldir ask
    8-duzege xarpeti (harputun düzlügü)
    9-veyve milaketu (meleklerin dansi)
    10-zere mara goni cirkena (içimiz kan ağlıyor)
  • müzikal açıdan wa u waxtalbümünün üzerine çıkmış türkü ve özgün müzige özgü istikrarlı bir söyleyişin aksine farklı bir tarzda bir söyleyişe bürünmüştür.özellikle zazaki ya da kürtçe anlamayanlar için minnet eylememve dagli bir kabiledir aşkeserleri tavsiyedir.ilk dinlemenizde garipseyebilirsiniz.ama önyargılarınızdan sıyrıldıkça ve melodisi kulaklarınıza aşina oldukça daha çok dinleme isteği duyacaksınız.
  • albümdeki aynı adlı parça. türkçe sözleri şöyle:

    işte orada bir kayanın eşiğinde iki büklüm bir adam
    bir adam ve bir kaya: unutmalı onu kahrıyla, kaç ayaz
    esmeli daha.
    soğuk; saçının telleri değmez tenine,
    bozuk; göz yaşı dökende yok onun kederine.
    kaç ses vardır şimdi aklında, kaç anı akşamında.
    güneşe değse yanar mı, kudreti günahsız yaşar mı?
    bilinmez.
    şükür bize bir canlı var dizinde, bir serçe.
    bir serçe de gönlünde:
    “ben okudum eski sesli duvar yazılarını,
    meramı yüzüne gücü ise feryada yetmedi, ah sahibim.
    yoksa dünya olmazdı kan revan içinde.
    şarkılarımızın suskun olduğunu geç farketti, azizim.
    gülümseyerek uzandı bu kayanın eşiğine
    gözünden bir rüya geçti
    başka dostu yoktur, kardeşimin.”
    gök gürledi, yağmur değdi yüzüne.
    gözlerini açtı hafiften, serçe üşürken
    “bir sen kaldın bahçemde, kimdi o kadın gecemde?”
    toprak renginde bir kadındı o,
    giderken bir şarkı mırıldandı:
    “bir oğul kaybettim burada
    henüz yolun başında
    gözü aşkı aradı
    gerçeğin peşinde bir hükümdara kandı.”
    korktu. titrerken, serçe uzaklaştı gönlünden.
    bir yılan süzüldü. bakakaldı.
    çocukluğundan bir resim geldi önüne
    karanlık bir gecede ak elbiseler içinde
    şekilsiz ve silüetsiz, fena halde giden
    kadın ve adamları gördü
    sonradan duyacaktı
    buluştukları yer, koyé mar’dı
    gülümsedi, yüzünü çevirdi
    kayayı öptü tam üç kez
    ilk adımlarını attı sonra,
    yılan, serçe ve ‘onların’ buluştukları yöne.
  • kimse de bu parçanın linkini vermemiş.

    https://m.youtube.com/watch?v=cu7qkkub5r0