şükela:  tümü | bugün
  • vicdansiz olma durumu
  • iski gibi bir devlet dairesinin bilgisayarlı evrak kayıt bölümüne bir klavyeye bir ekrana bakarak tek tek harfleri giren, türkçe'si inanılmaz kötü bir adamı istihdam etmektir bazen.
  • vicdan yoksunu olmak, vicdansızca davranmak. adaletsiz bir yaşamı düstur edinmek. ahlaki hüküm verme yetisini kaybetmek, bir insanın değerine, kutsalına saldırmak, ondan nemalanmaktır vicdansızlık. birilerinin acısından haz alan kötü bir duygudur vicdansızlık.. gerçeklere sırtını çevirip, insanları çok kolay kirleten içteki zehiri kusmaktır. kalbin görmeyen gözleridir. duyguların bıçakla insanı kesen yanıdır. insanı insan olmaktan çıkaran bir vebadır. insan olma yetisini yitirmektir. bir şekilde var olduğunu söylediğimiz o iç sesten yoksunluktur. hoşgörü, merhamet, dostluk ve sevgiden yoksun olmaktır.

    (bkz: kimsenin umurunda olmayan entry'ler)
  • çoğu zaman acımasızlıkla karıştırılan. oysa acımasızlığın çok ötesinde, içimizde doğru ve yanlışı tartan vicdandan yoksun olma durumudur. insanların fırsatçı, yalancı, çıkarcı, bencil, düşüncesiz, kıymet bilmez, değer vermez, başkalarının üstüne basarak yükselmeci, görmezden gelmeci, merhametsiz, başkalarına karşı umarsız, adaletsiz, hırsız, katil olabilmesini sağlayan kalp körlüğü. her tür kötülüğü yapmaya açık ve insan olmanın en büyük erdemlerinden birinden yoksun olma hali.
  • kan davası uğruna bir anneyi öldürmektir. öldürülen insanın ölüp ölmediğinden emin olmak için o ölünceye kadar başında bekleyen babanın zerre kadar sahip olmadığıdır.
  • ülkemizde genelde akılsızlıkla birlikte görülür. bu yüzden kimse utanmaz, pişman olmaz, özür dilemez, yaptığının yanlışlığına ikna olamaz. vicdansızlığında inat eder.
  • geçen marketten çıktım. marketin üst katındaki cami yeni dağılmış. 4-5 kişilik 50 yaş üzeri erkek ayakta yuvarlak oluşturmuş cadde kenarında konuşuyorlar. karşıya geçicem tam yanlarında durdum caddenin durulmasını bekliyorum. adam diyor "serhan eve mi uğruyor ki, diyoruz 3-5 kuruş para bırak eve, koklatmıyor bile. geçen yine fenalaştım, her yerim taş gibi kaskatı kesildi, annesi aradı bunu gel babanı acile götür diye, işi varmış, gelemezmiş. dolmuşla gittik. iyice vicdansız bu oğlan".

    serhan ilkokul arkadaşım. okuldan dönerken bizim evin ordan geçiyor diye yolu beraber dönerdik. el işi dersinde halı yapıcaz bununla. ben bizim komşu marangozdan çaktırdım diktörtgeni, kenardaki çivileri. serhan da ip ayarlıcak. o gün bitiricez onlarda. neyse aldım çerçeveyi bunlara gidiyorum. önünde kuru bi toprak boşluğu olan bi gecekondu. girdim. kapıya doğru giderken perde kenarından salonu gördüm. babası sol eliyle bunun kulağı tutmuş sağ eliyle peşpeşe yanağına tokatlar atıyor. sonra kesmiyor tutuyor bunu belinden tavana fırlatıyor. kafasının tavanda çıkardığı ses ta dışarı geliyor kütt diye. anca o bir saniyelik darbe anında ağlama sesi kesiliyor. geri tutup duvar kenarındaki yatağın üzerine fırlatıyor hırsla. yatağa değil duvara çarpıyor ne kadar güç harcıyorsa fırlatmak için artık. 10, taş çatlasın 11 yaşındaki çocuk. kıpkırmızı surat, yalvarıyor baba yapma diye. vicdansızlık bakkaldan satın alınmıyor.
  • empati eksikliğinden olduğuyla ilgili bir yazı okumuştum. çocuk yaşlarda yeterli sosyal ilişki kurmayanlarda oluyormuş. insanların olaylar karşısında sevinç ve hüznünü o yaşlarda izlemek, neden sonuç ilişkisini kurmak gerektiğiyle ilgiliydi hatırladığım kadarıyla.
  • korku ve itaat kültürüyle büyütülen çocukların yetiş(kin)miş gibi gezdiği toplumlarda görülür.
    korkunun kol gezdiği ve koşulsuz itaat beklenen ortamlarda vicdan yeşermez.
  • sosyopat kişilerde hiç garipsenmeyecek bir durumdur.