*

şükela:  tümü | bugün
  • ingmar bergman ortaya cikana kadar (o ne cikistir oyle!) isvec'in en onemli sinemacisi unvanini gururla tasimis kisidir.
    bu unvani bergman'a teslim etmek, bir de filminde* basrol oynamak da apayri bir sereftir elbette.
    zaten bu filmde oynadiktan iki uc sene sonra da odin'in yanina gocmustur.
  • pek siklikla kendi filmlerinde basrolu de oynayan usta isvecli yonetmen. the phantom carriage vardir mesela guzel ozel efektleriyle bezenmis 1920 yapiti (ve daha niceleri ama simdi burda filmografi yazmayalim)
  • yirmili yillarda isvec sinemasindaki yukselisi aninda farkeden studyolarca hollywood'a cagrilmis, amerikalilarca soylenemeyen adini orada 'seastrom' olarak degistirmistir. fakat uzun surmez bu kalis, on yili gecmeden avrupa'ya doner victor amca. burada iki alman ortak yapimindan sonra nazilerin gelisiyle tekrar bir anglofon yapim denese de, bu onun son yonetmenligi olur, emekliye ayirir kendini. acikli gibi gorunse de, mauritz stiller'in hikayesinden cok daha iyidir onunki.
  • bence hep aynı ekiple interaktif bir şekilde çekti filmlerini.
  • smultronstallet'teki başarılı aktörlüğü sadece film eleştirmenlerini değil, o sıralar oğlu ingmar bergman ile arası baya kötü olan erik bergman'ı da etkilemiş, kendisinden bir teşekkür mektubu almasını sağlamıştır.
  • isveçli film yönetmeni, senarist ve aktör. 1924'te hollywood'a gitmeden önce kariyerine isveç'te başladı. victor, ilk olarak sessiz dönem sinemasında çalışmıştır.
    ingmar bergman'ın wild strawberries (1957) adlı filminde baş rolü oynamıştır.
    sessiz sinemanın en önemli çok katmanlı filmlerinden birini çekti. (bkz: the phantom carriage) öykü içinde öykü ve değişken ruh halleri içeriyordu. sjöström bu filmde çift pozlama yaparak bir ölünün ruhunun bedeninden ayrılışını gösterdi.
  • yaslandiginda nasil gorunmek istersin deseler cogu erkek bence bu amcanin smultronstället‘teki halini tercih eder. babadir, vakurdur, hayattan istedigini almis gibidir sanki.