şükela:  tümü | bugün
  • shrabani basu’nun “victoria & abdul: the true story of the queen’s closet confidant” adlı kitabından uyarlanacak olan biyografik film. hindistan’dan victoria’nın tahttaki 50.yılı kutlamaları için londra’ya gelen ve kraliçeyle farklı ve yakın bir dostluk kuran abdul kerim’in öyküsünü anlatıyor. judi dench ve ali fazal, başrollerde. olivia williams, michael gambon, eddie izzard, filmde göreceğimiz oyunculardan bazıları. yönetmenliğini stephen frears yapıyor. 22 eylül'de amerika'da vizyona girecek. oscar'a göz kırpıyor.

    fragman
  • filmekimi kapsamında az önce seyrettiğim, judi dench'in her zamanki gibi efsane bir iş çıkardığı, belli bir noktadan sonra tamamen farklı bir yöne doğru ilerleyen, izlemesi kolay güzel film.
  • filmekiminde izlediğim film. beklentimin altında kaldı. evet, eğlenceli, izlemesi kolay ama tatmin edici değil. özellikle karakterlerin işlenişi açısından. ali fazal'ı pek beğenmedim. karakterinin senaryo ve oyunculuk açısından başarılı bir şekilde yansıtıldığını düşünmüyorum. amajudi dench bir harika.
  • geçen sene florence foster jenkins gibi bence komedisi ve dramı gayet yerinde, karakterlerin oturaklı olduğu güzel bir filmle izlediğimiz stephen frears'ın 2017 yapımı filmi. bu film de içinde komedi ve dram unsurlarını barındıran tarihsel bir anlatı olsa da ve senaryo yapısı açısından bir sıkıntısı olmasa da tam bir felaket.
    filmin içinde garipsediğim/sevmediğim hangi kısmı yazsam bilemiyorum. --- spoiler ---

    başroldeki hindistan'dan gelen ve kraliçe ile yakın ilişki kuran adamın manasız motivasyonu (adam 2. görüşünde kraliçenin ayaklarını öpmeye başladı), viktorya'nın adeta kraliyet ailesinin ırkçı tavrından ve sıkı uygulamalarından mağdur olmuş pasif bir kadın olarak gösterilmesi, abdul karim karakterinin kara çarşaflı eşini dinen yasak diye çarşafını açıp doktora muayene ettirmezken (ve bu sahnenin komedi olarak kurgulanmış olması!) hindistan'a döndüğünde kraliçenin heykeli dibinde bekleyip heykelin ayaklarını öpmesi, hem dramların hem de komedilerin çok bayat olması vs.
    --- spoiler --- judi dench'in muhteşem oyunculuğuna yazık olmuş.
    enteresan bir hikaye nasıl rezil bir filme dönüştürülür merak ediyorsanız izleyebilirsiniz.
  • ilk 20 dakkasını geçerken beni gülme krizine sokan filmdir
  • ingiltere'ye altın çağını yaşatan kraliçe victoria ile sıradan bir hindu olan "the munshi" lakaplı mohammed abdul karim arasında geçen, victoria'nın son 15 yılını anlatan harika bir tarihi film. film hakkında söylenecek en güzel söz "tavsiye ederim" olur. james bond serisinden tanıdığımız m * ablanın oyunculuğu enfesti.
  • --- spoiler ---

    victoria: yeni iskoç giysilerinizi beğendiniz mi?

    abdul: çok kaşındırıyorlar, majesteleri.

    victoria: iskoçya'daki her şey öyledir.

    --- spoiler ---
  • vasat bir film. gerçek bir hikayeye dayanıyormuş ama bana fazlası ile yapay bir anlatım gibi geldi. 1934 doğumlu judi dench iyi bir oyunculuk çıkarmış.

    --- spoiler ---

    81 yaşında uçarı bir kraliçe hintli birinin sözlerine bakarak her şeyi yakar bir hale geliyor. sanki hayatında bir şey görmemiş, bilgiye hasret kalmış gibi bir tavırlar içeirsinde kırlarda koşan heidi'ye dönüşüyor birden. abdul'dan nasıl etkilendiğinin detaylarına girilmemiş.

    abdul'un yanındaki arkadaşının yıllar içerisinde harcanıp yok oluşuna tanıklık ediyoruz ki filmdeki en tatlı karakter oydu. abdul her zaman kendi derdinde, kendi keyfinde.

    filmde kraliçenin abdul'dan feyz alacağı bir bilgelik durumuna da şahitlik etmiyoruz. filmin sonunda bir mevlana'dan alıntı yapıyor onun dışında faso fiso.

    mevlana'dan alıntıladığı yer:
    little drop, give yourself up without regret and in return you will gain the ocean. give yourself away and in the great sea you will be secure
    love is a whole, we are only the pieces.

    abdul'un eşinin kara çarşaf içerisinde gelmesini de yadırgadım açıkçası. arap dünyasındaki gibi bir durum var mıdır hindistan'da bilemedim. fazlası ile abartıya kaçılmış gibi geldi.

    nihayetinde kraliçe ile abdul'un arkadaşlıklarının ve paylaşımlarının derinliği yansıtılmamış. kraliçe'nin birden abdul'a tapıp onu yanında taşımasının altı doldurulamamış.

    kraliçe fazlası ile saf gösterilmiş, filmin sonunda neredeyse kelime-i şahadet getirip öbür tarafa öyle gidecek noktaya getirilmiş.

    valla bizde böyle bir film çekilse yer yerinden oynar. fatih'in falan incilden birşeyleri tekrarlayarak öldüğü bir sahne çekilecek, off anam offf.

    --- spoiler ---
  • çıtır çerez bir film. türüne bakarsanız yanılırsınız. ağır bir drama değil veya derinlikli bir hikayesi yok.

    --- spoiler ---

    benim anladığım, victoria'nın iyice tozuttuğu son döneminde denk gelen yakışıklı hintliyi kaçırmayıp gönül eğlendirdiğidir. victoria hakkında bilgisi olmayan insan bir şekilde kraliçe karakterini çözebilir fakat abdul tam bir muamma. karakterle ilgili hiç bir şey bilmeyerek başlıyoruz. öyle de bitiyor. kraliyet olaylarının yavşaklığı belli de abdul da hiç örnek bir insan değil. komutan uçan tekme bu filmi izlemiş olsaydı ismi taylan olanların esmer ve yavşak olması yerine ismi abdul olanların esmer ve yavşak olması diye açardı başlığı. bunun yarak kafalılığı yüzünden arkadaşı ölüyor ama zerre sikinde değil. victoria'da victoria. garibanı kendine hizmetkar olarak aldığı yetmiyor bir kere de kardeşim sağlığın sıhhatin nasıl demiyor. yetmiyor, pişkin pezevenk koca saraya şişman karısını, kaynanasını ve piçini getiriyor. anlayacağınız sahtekar, yalancı, dalkavuk bir karakteri sevimli göstermeye çalışmışlar ama olmamış.

    victoria, manyak gibi saraya hindistan tarihiyle döşeli odalar koridorlar döşeyip bunu şövalye ilan etmeye kalkışınca saray ahalisi doğal olarak ayaklanıyor. kraliçe ise kendisinden sonra tahtı bırakacağı evladından tutun da saray çalışanlarına kadar herkesi bir odaya toplayıp abdul için ayar veriyor. yalnız orada absürt bi durum var. kraliçenin huzuruna çıkıp "bu götelek hintli hem fakir hem siki büyük kraliçem, kendisi aşağı seviyedendir" diyerek aşağılamaya kalkan karının kendisi hizmetli. kadrolu saray çaycısı bile götü bizim abdul'e düşman oluyor. bizde kesin yaşanmıştır bu diyerek izliyoruz. abdul bir yerden bel soğukluğu kapıyor. o arada bir sik taşak sağlık mevzusu var fakat olayın devamı olmadığı için nedir ne değildir anlamıyoruz. sadece bu olay anti-abdul cemiyetinin eline koz olarak düşüyor onu anlıyoruz. neyse, bunun kirli donlar ortaya çıkınca bile bunak kraliçe taviz vermiyor. hatta üzerine; sizin yükselmek adına yaptıklarınızın bundan ne farkı var diyerek ayar üstüne ayar veriyor. anlayacağınız ingilizler yavşak abdul onlardan yavşak bir durum söz konusu.

    üstteki şahane entry olayı çok güzel özetlemiş zaten. bütün film kraliçe ve bu müslüman hintli arkadaşın dostluğu üzerine kurulu ama seyirciyi etkileyecek tek bir sahne, tek bir derinlik yok. koca victoria'ya tac mahal'in ne olduğunu abdul adında bir çarıklı anlatıyor. o da vay amk! karısı için yaptırmış he mi? diyerek etkileniyor. evet biliyorum. victoria, kocası öldükten sonra ölene kadar yas tutmuş bir kadın olduğu için bu hikaye onu etkilemiş tadı vermeye çalışmışlar ama olmamış. olduramamışlar. olaydan habersiz izleyici için tam bir kabus.

    en tırt kısmı ise finali. abdul kardeşimizin kraliçeyle hiç bir ilgisi kalmasın diyerek oğlu her fotoğrafı her delili yaktırıyor ve sonra yallah köyüne diyerek abduşun götüne tekmeyi koyuyor. bu da köyüne döndükten kısa bir süre sonra ölüyor. bütün bunlar üç dakika içinde olup bitiyor. ortada kanıt vs. olmayınca bizde sözüm ona bu olayları abdul'ün gizli günlüklerinden öğrenmiş oluyormuşuz. fonda tac mahal görünüyor ve ne alakası varsa hindistan 1947'de özgürlüğüne kavuştu yazısı geliyor. lan filmin içinde hindistan'da dönen olaylar hakkında hepi topu üç diyalog var. bir kaç tane de ırkçılık üzerine geveleme. sanki bize bu olayları göstermişler, seyirci üzerinde bir nefret uyandırmışlar gibi özgürlüğüne kavuşan hindistan için sevinmemizi bekliyorlar.

    eğer kraliyet tarihçesinde ıspat yoksa abdul gayet güzel sıkmış gibi geldi bana. hatta orijinal günlüğünde çok farklı şeyler yazmış olabilir. mesela; victoria beni bi gördü sütü sümüğü kesildi kevaşenin. sonra ver allah ver, ver allah ver! karım var dedim aldırmadı. çocuğum var dedim veliaht prens yaparız dedi. az daha koca kraliçeyi kuma alıp ulu britanya'nın başına geçiyordum mehehehe yazmış olabilir. gürcan yurt'un robinson cruose'si gibi karakter yaratmışlar. filmle ilgili okuduğum yorumlarda ise müslüman olanlar o kadar mevzu varken kafayı abdul'ün kraliçenin ayağını öpmesine takmışlar. müslüman ayak öpmezmiş de vır vır. lan bırak ingiltere kraliçesini bizim uzunu bile yalarım emerim diyen kelli felli adamlar var şu devirde. bahsi geçen dönemde kraliçe dediğin bir nevi tanrıçaydı. bırak ayak öpmeyi günde götüne diliyle üç vakit paspas çeker, basurunu bile emiklerdi bu abdüş. ayrıca bilip bilmeden atlamamak lazım. esprisi bir yana hintlilerde böyle bir adet var. uzun yola çıkarken analarına saygı göstergesi olarak el ayak öpüyorlar.

    --- spoiler ---
  • 2017 senesinin en kötü film adayıdır benim için.

    kostümler güzel, sahne tasarımları güzel fakat senaryo fazla yüzeysel. komedi deniyor fakat komik olan 1 sahne bile barındırmıyor. son 10 dakika uykuya karşı direnmemle geçti, galiba biraz uyudum da.

    --- spoiler ---

    eğer gerçekte de böyle yaşanmışsa bu olay victoria'nın aklının başında olması imkansız. hane halkı deli raporunu çıkarsalar çok haklı, ben kesin çok daha önce çıkarırdım.

    abdul de para ve refah peşinde koşan bir yalaka bence. ne kadar bencil olduğu arkadaşıçını hiç umursamamasından belli oluyor.

    filme puanım 5/10. o da dekor ve kostüm tasarımından. bide judi dench'in oyunculuğundan yoksa 2 felan.

    --- spoiler ---