şükela:  tümü | bugün
  • artık neredeyse her kurumsal şirketin uyguladığı işe alım yöntemlerinden birisi. kendi içinde ikiye ayrılıyor. birisinde karşınızda insan kaynaklarından biri oluyor ve size sorular soruyor. bu yöntem güzel ve verimli. fakat bir diğerinde kamerayı açıyorsunuz ve kendinizi görerek, ekranda çıkan sorulara belirli bir süre içerisinde cevap vermeye çalışıyorsunuz. sorun da burada başlıyor. kamera karşısında kendini rahat hissetmeyen bir sürü insan var. hadi onu geçelim, kariyerlerine yeni başlayacak tecrübesiz insanların, hayatlarını belirleyecek öneme sahip bir mülakatı, kendi kendilerine, söylediklerine bir tepki, mimik almadan süre sınırı dahilinde cevap vermesini bekleyerek yapıyorlar.

    bu olayı henüz tecrübe etmemiş olanlar için kısaca açıklamaya çalışayım. evinizin uygun bir noktasında takım elbise, gömlek veya uygun bir kıyafetle oturup bilgisayarınızı açıyorsunuz. gerekli işlemleri yaptıktan sonra kameranızı açıyorsunuz ve test etmeniz isteniyor. saçma sapan bir test videosu çektikten sonra sesin ve görüntünün düzgünlüğünden emin oluyorsunuz. bu sırada ne yapıyorum lan ben, ne kadar mal görünüyorum, bildiğin kendi kendime konuşuyorum hissi başlıyor. sonrasında hazır olduğunuzu belirtip mülakata başlıyorsunuz. sistem yazıyla size bir soru soruyor ve anında süre çalışmaya başlıyor. bir yandan soruyu okurken, bir yandan kendi şaşkın ifadenizi görüyor, aynı zamanda sürenin akışının verdiği gerilim hissiyle kızarmaya başladığınızı farkediyorsunuz. eğer soruyu anlayıp cevap vermeye başlarsanız iş daha da saçma bir hale bürünüyor. anlatıyorsunuz da karşıdaki anlıyor mu, iyi mi gidiyorum hiç bir şey anlayamıyorsunuz, çünkü tepki veren yok. kendi kendine sempatik olmaya çalışan acınası birini görüyorsunuz sadece ekranda. o da kendinizsiniz zaten.

    ben kendimi insan ilişkileri kuvvetli, sıcak kanlı, girdiği ortamlarda rahatça iletişim kurabilen biri olarak görüyorum. şu ana kadar yaptığım yüz yüze mülakatlarda (3 yüz yüze mülakat 3 kabul.) ve kısa çalışma hayatımda da bunu kanıtladığıma inanıyorum. ama bana sorarsanız bu video mülakat işi tamamen saçmalık ve olabildiğince verimsiz bir yöntem. o ekranda çırpınan adam ben değilim, hayatımın başka hiçbir noktasında da o durumda olmadım. ama bunu gel de insan kaynaklarına açıkla.

    kısacası, en yakın zamanda yok olmasını ve eski usule tekrar geçilmesini umduğum saçma işe alım yöntemi.
  • saçma sapan, insanı strese sokan bir sistem. bir, iki yıl önce staj için bir şirketin o şekilde mülakatına girmiştim. insanı aşırı derecede geriyor. bence verimli bir yöntem değil.
  • erteleme (bkz: procrastination) hastalığımın doruklarını yaşatıyor bana. soruları bilsek keşke, bilinmezliğe kayıt altında bir yolculuk. neler saçmalayacağım acaba.
  • umarım ik bu saçmalıktan vazgeçer. daha fazla aday değerlendireceğim diye bu soğuk, iğrenç metoda adayların sürüklenmesi onur kırıcı. karşınızdakindan hiçbir feedback alamadan, yüz ifadesini göremeden siktir yiyorsunuz. böylesi sistemler geldikçe, sırf verim artacak diye, insanlardan ve iletişimden uzaklaştıkça daha da soğuyorum bu dünya düzeninden.

    düşünün, ik oturuyor bilgisayarın karşısına, karşısında yüzlerce aday. yüzlerce lan. arkasına yaslanmış, tıklıyor açıyor, tıklıyor açıyor. kimisi soruları almış, önceden cevap yazmış, kimisine ne olduğunu anlamadan kayıt açılmış, böm böm kameraya bakıyor. bu sikik sistem böyle şeylere sebep veriyor ve böyle olunca kıldan tüyden sebeplerle sizi elemeye başlıyorlar. siz aslında mühendissiniz ama sikik bir vga kameranın içine bakarak diğer adaylar kadar güzel konuşmadığınız için sizi çağırmıyorlar. kıstasa gel. senin sikik bir sorunu cevaplamadım diye benim o işi yapamayacağımı düşünüyorsun. sen beni robot gibi görürsen, sesini bile duyamazsam ben hangi motivasyonla sana cevap vereceğim? zaten vereceğiniz üç kuruş para. inanılmaz yerlere ilerliyoruz, sonumuz kötü.
  • biraz önce gerçekleştirdiğim ilginç eylem. aslında yurtta kalan bir öğrenci olduğumdan kimsenin olmadığı sakin bir ortam bulmak çok zor. bu yüzden alelacele bir şeyler yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. onun dışında konuşurken takılmalar olabilir, sonuçta gerçek mülakatta da olmuyor mu?

    arkadaşların yanında yapmaya çalıştım ama sağolsunlar öyle bir baktılar ki ben bile kendimden tiksindim. biraz ciddiyeti azaltan bir yöntem gibi ama pratik olduğuna katılıyorum.