şükela:  tümü | bugün
  • 1997 yilinda 97 ya$inda vefat eden, noroloji ve psikoloji profesoru. 2. dunya sava$i sirasinda kapatildigi 4 toplama kampindan sag cikmi$tir. insanin anlam arayisi, duyulmayan anlam cigligi adli kitaplarin yazari ve logoterapinin kurucusudur...
  • meşhur kitabı man's search for meaning'de ve oluşturduğu logotherapy ekolünde nietzsche'nin fikriyatını kendi işine yarayacak şekilde kullanıp onu yücelten;ama görüşlerine hiç uymayan nietzsche aforizmalarına (bkz: nihilizm hakkında), (bkz: güç istenci hakkında) hiç bulaşmadan yırtmayı düşünen mutluluk tavsiyecisi.
  • duyulmayan anlam çığlığı'nın yazarı ve logoterapi, varoluçu psikiyatri ve hümanist psikoloji dallarında uzun atlamalı ödülleri olan viyanalı. 1997 yılında mother teresa ve princess diana ile aynı hafta içinde gözlerini dünyaya kapatan 1905 viyena doğumlu tıp ve felsefe doktorunun otuzdan fazla eseri vardır. karısını, anne ve babasıyla erkek kardeşini de toplama kamplarında kaybetmiştir.

    en sevdiği söz; nietzsche'ye ait: ‘he who has a why to live can bear with almost any how’

    dünyada 24 dile çevrilen ve 10 milyona yakın satan kitabı man’s search for meaning için "pek başarılı bir kitap değildir" buyurmuş viktor amca. kitabın kapağında sadece mahkum numarası ile basılmasını arzu etmiş imiş kendisi aslında.
  • 'hayatın bir anlamı varsa acı çekmenin de bir anlamı vardır' aforizmasının sahibi.
  • insanın anlam arayışı kitabında şöyle der, serbest bırakılan bir tutuklunun ruhsal durumunu tasvir ederken:
    "özgürlük. bu sözcüğü kendi kendimize tekrarladık, ama anlamını kavrayamıyorduk. bu sözcüğü yıllar boyunca o kadar çok kullanmış, buna ilişkin öyle çok hayal kurmuştuk ki, anlamını yitirmişti. gerçekliği bilincimize işlemiyordu; özgür olduğumuz gerçeğini kavrayamıyorduk."

    öyle çok istemiş, öyle çok beklemiş, öyle çok hayalini kurmuşuzdur ki artık sahip olduğumuzda, sahip olduğumuz an'a dair olan hayallerimizdeki gibi coşku duymayız bazen. artık gerçekten de sahip olmanın, beklenen'in gelmesinin, bir anlamı kalmamıştır tıpkı onun dediği gibi..
  • freudyen yaklaşımı benimseyen, hayata tutunmanı sağlayan bir amacın varsa yaşarsın prensibiyle kendi psikoterapi yöntemini oluşturan,nazi almanyasının acılı psikanalisti.
  • kendini "tam anlamıyla psikanalist değil, ama psikoterapistim" diye tanımlar*
  • 1997 yılında 92 yaşında vefat eden logoterapist, varoluşçu analist. kekemeliğe çözümü, çok yüzeysel bir şekilde anlatırsak şu şekildedir; kekeliyorsanız, kekelemeye çalışın ve artık kekelemediğinizi görün. kesinlikle çalışıyor bazı kekemelerde. bir probleminiz varsa üstüne gidin diyor sevgili frankl. hay sen çok yaşa.*

    freud diyor ki; "insanların temel ihtiyaçlarını karşılamalarını kısıtlarsanız hayvanlaşır ve ahlak mahlak tanımaz birbirlerini öttürürler." **

    frankl da tam bu noktada devreye giriyor: hayır freud! yanlışsın hafı$ diyor. asıl insanın, insan olmaklığı tam da bu gibi durumlarda belli olur. insanlar bu gibi durumlarda; çalmadan, çırpmadan yaşayarak kemalatlarına ererler ve kamil olurlar diyor. niyeyse tasavvuf'a kaymış frankl. aslında bunların hepsi kuran'da yazıyor. burada frankl biraz elitist yaklaşmış olaya. nereden mi anlıyoruz bunu? başlıca kavramları olan; insanlık, kemalatına ermek** etc. şeyler romantik yaklaşımlar-dır. günümüze bakıyoruz ki hiç öyle nazi kamplarına gerek yok. insanların birbirlerine karşı bastırılmış nefretleri, kampları gül bahçesine çeviriyor. ebenin amı ali sami denilebilir ama performansa dayalı incelediğimizde zamanının ötesinde, iş bu entry'yi kapı gibi karşınıza koyacağım.

    sonuç olarak, frankl çok iyi niyetli bir adam, allah ondan razı olsun. çalışmalarına dil uzatmak haddimiz değil. yaptığı; insanların, gündelik hayatlarında olan ve kullanageldikleri şeyleri dizgeleştirip bize sunmak, e zaten bilim de böyle bir şey.

    edit: imlâ
  • ''yaşamak acı çekmektir! yaşamı sürdürmek ise, bu acıya anlam katmaktır.''