şükela:  tümü | bugün
  • geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden (bkz: arda öziri) nin 6 yıllık sevgilisiymiş.

    arda nın ölümünün üzerinden henüz bir kaç hafta geçmişken doğum gününü kutlamış; ajanslar öyle diyor:

    haber

    yenilmiş içilmiş; dansözler oynatılmış.

    hayat devam ediyor nasıl olsa.

    hayat devam ediyor etmesine de, nasıl devam ediyor; mesele bu!

    bir insanın hayatında değil altı yıllık, bir anlık teması olan kişiler bile silinmez hatıralar bırakabiliyorken, bu hikayedeki sığlık, bu hikayedeki vefasızlık, ruhsuzluk...

    bilemiyorum...

    bilemiyorum...

    vallahi bilemiyorum...
  • insanın imkanı olsa ölümünden sonra hayattayken değer verdiği ve kendisine değer verdiğini düşündüğü insanların yaptıklarını görebilse, belki de insan ölüp gittiğine sevinebilir bile. o insan ölmese hayatındaki sahte insanlarla birlikte bir ömür geçirecek ve aslında kendisinin yalan bir ilişkiler yumağına bir ömür inşa ettiğini bilmeyecek. böyle insanları gördüğümde diyorum ki adam aslında daha büyük dertlerden kurtulmuş. ölüm nasıl olsa hepimize hak, çok acı ve hayal kırıklığı yaşamadan göç etmiş oldu rahmetli.
  • sağlam vicdansızmış.
  • vildan hanım arda bey ile 2016 yılında ayrıldıklarını ama arkadaş olarak bağlantılarının sürdüğünü iddia etmiştir ve mevzu bahis doğum gününün kendisiyle aynı gün doğan bir arkadaşının olduğunu belirtmiştir. arda bey'in arkadaşı cengiz bey'in acısını anlıyorum ama herkes aynı şekilde, ölçüde ve sürede yas tutmak zorunda değil.

    beyanı doğruysa merak ettiğim konu: eğer vildan hanım şu an başka biriyle nişanlı olsaydı ve o gün düğünü olsaydı yine linç edilecek miydi? lütfen gerçekçi olalım hangimiz 2 sene önce ayrıldığımız insanı hala hayatımızın öncelikli olarak 1. sırasına koyuyoruz? vildan hanım'ın arda bey'in ölümünü göbek atarak kutladığı şeklinde algı oluşturmayın lütfen.

    çok sevdiğim teyzem 2ay önce öldü, naaşını ben yerde buldum, benim için büyük bir travmaydı ve 40 mevlüdünü yaptıktan bir sonraki gün yakın bir akrabamızın sünnet düğününe gittik. düğünde dansöz vardı, evet göbek atmadım ama kimse de bana nasıl dansözlü düğüne gittin diye hesap sormadı, soramaz.

    teyzemin ölümünden 10 gün sonra bayramda annemi tatile götürdük çünkü evde kafayı yiyordu, yemeden içmeden kesildi, doktor şehirden acilen uzaklaşması gerektiğini söyledi. hiç kimse de buna birşey diyemedi, diyemez.

    bu gözler karısı öldükten 1 ay sonra ukrayna'ya giden adam ya da eşi trafik kazasında öldükten 15 gün sonra evlenen adam gördü.

    bahsi geçen kişileri tanımıyorum tv'de izlerken konuyla ilgili bilgim oldu. konunun çok abartıldığını, gündemi gereksiz meşgul ettiğini düşündüğüm için yazmak istedim. tabiki herkes benim gibi düşünmek zorunda değil. toplumsal yas tutulması gereken olaylar gibi istisnai durumlar dışında bireyler istedikleri gibi yas tutmakta özgürdürler.

    (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)