şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu buyuk bir aractir, in$aatlarda kullanilir. ozel operatorleri vardir, 100 metre yukseklikte keyifle tuttururler sigaralarini. a$agiya milletin ustune i$edikleri iddiasi dogru degildir.
  • ing. crane
    (bkz: vinc operatoru)
  • bandirma'da bir kuruyemi$ci.
  • turkceye winch sozcugunden gelmistir.
  • (bkz: vnc)
  • çarpıcı strüktürleri olan araçlardır herzaman.
  • yaygın kanın aksine kren ile aynı şey değildir.vinç kren'in bir parçasıdır.vinç,kanca,çelik halat ve eketrikli tahrik motorundan oluşan ekipmana verilen isimdir.

    (bkz: crane)
    (bkz: transport tekniği)
  • bendeniz, 3 sene, fuar alanlarının nakliye kapıları önünde "forklift aşığı ebleh" olarak görev yaptım.

    bir forklifti çalışır durumda izlemek, tüm o deadline'ın dibine vurulan, stresin tavan yaptığı zamanlarda enteresan biçimde en iple çektiğim kısım, en psikopatça zevkim oldu. her farklı boyunu aynı ağzı açık ayran budalası suratıyla izledim. o alet benim için çözüm demekti. aralarda minimum boşluk kalacak şekilde ölümüne tıkış pıkış doldurulmuş tırlara meydan okur, kudretinden hiçbir sandık kaçamazdı! tam "ahh ayak aralığına denk gelmedi indiremeyecez bu malı :(" dediğin anda bir düğmeyle genişleyip daralıverirdi o bıçaklar, o an hastası olurdum onu kullanan operatörün. kıvraktı, tırla zemin arasında ileri geri vızır vızır çalışır, 80 metreküplük tırı bir - iki saatte dümdüz ederdi.

    akşamlardan bir akşam, 7 tırlık fuar malının son tırını açtım, iki saatim ya var ya yok. brandalar çekildi; e 9 metre boyunda, onlarca ton ağırlıkta olduğu şıp diye belli olan dev bir cnc makinası çıktı ordan? forkliftler herşeye kadir ya benim gözümde, paniklemedim. yalnız nakliyecinin bir beti benzi attı, bir telefon trafiği hasıl oldu, azıcık şüphelendim. ortamdaki 4 tane forklifte baktım dönüp, ama burdan sonrası üzüntü ve muz kabuğu. resmen çocuk gibi göründüler koca makinanın yanında. hepsi bi pıstı kaldı öyle.

    vücut dili ne kadar umut kırıcı bir şey. romence de olsa, bir adamın "hade kardeşim kapıları kapatacaz mesai bitti alooo" dediğini anlayabiliyorsun. paniğe yenik düştüm, "yetişmedi! olmadı! sıçtık!" diye dört dönmeye başladım.

    derken onu gördüm. dev gibi bir cüsseyle, gümbür gümbür, öyle king kong gibi dönüp çıkıverdi köşe başından. crane the savior! nasıl ağırdan alıyor, nasıl karizmatik ilerliyor! öyle bir ihtişam ki tapasım geldi. alan boşaltıldı, bizim forkliftler çil yavrusu gibi dağıldı yeminle. çevik değildi şüphesiz; ağır ağır ama kararlı manevralarla karşısına geçti tırın. "bir durum mu var bilader?" der gibi. yetinmedi, bir vınlama koyverdi, bir de baktım, benim göremediğim bir düğme yardımıyla aletin 4 köşesinden koccaman çelik mesnetler çıktı, betona oturdu. o dakika anladım alet zemine mutlak hakimiyet kurdu. sonra yavaş çekimdeymişçesine üzeri kalkmaya başladı. yükseldi, yükseldi, ilerledi, ve ensesinden tutup kedi kaldırır gibi kaldırıverdi onlarca tonluk makinayı. döndürürken havada şöyle bir salladı, indirip yavaşça yere bıraktı.

    hani gözünün önünde sarkaç sallayarak hipnotize etme tekniği var ya, yalan o. ben bundan daha müthiş bir hipnotize oluş hali tasavvur edemiyorum. o gün bugündür, ki üzerinden 1 sene geçti, o kudreti unutamadım :( hiçbir forklift tatmin etmiyor şimdi. bir tanesini bir kez olsun kullanabilmek için operatörlere dünyanın şirinliğini yapmışlığım var, artık en ufak ilgilenmiyorum. gözümü yükseğe diktim. hastasıyım. benim olsun istiyorum.
  • dev kaldıraçlardır.
  • kuaför cengiz şarkısıdır, creeping death yorumudur.
    gece gece de iğrençtir anasınıskiym.