şükela:  tümü | bugün soru sor
  • izlediğim en iyi doctor who bölümlerinden biri olduğunu belirtmeliyim.

    --- spoiler ---
    en dokunaklı sahne ise kesinlikle van gogh'un sergisinde ağladığı sahneydi.
    --- spoiler ---
  • doctor who gibi bir dizinin neden izlenmesi gerektigini gosteren bolumdur. resmen bir van gogh ve sanata saygi durusu bu bolum...
  • eğer doğduğunuzdan beri 1967 tarihli bir sunflowers replikasına bakarak büyüdüyseniz ve resme olan tüm ilginizin asıl kaynağı ve tanıdığınız ilk ressam bu tablosu ile van gogh ise, etkilenmemeniz mümkün değil bu bölümden.

    --- spoiler ---

    orada amy'nin yerinde olmak istemezdim gerçekten. kanlı canlı van gogh'u görüp, belki ölümünü ertelemişizdir diye düşünürken, aslında hiçbir şeyi değiştiremediğini görmek berbat olsa gerek.

    --- spoiler ---
  • insanı ağlatan, ama her izleyişte, aşırı duygusal doctor who bölümü.
  • her bir sahnesi bilerek vincent van gogh tablolarina benzetilmis doctor who 5. sezon bolumudur. starry night gondermesi ile ebraber vincent in kendi bakis acisini doktora ve izleyicilere tarif ettigi kisim ise ozetle tum sanatcilarin bakis acilarinin diger insanlardan hayli farkli oldugunu anlatmistir.
  • bence "tum sanatcilarin bakis acilarinin diger insanlardan hayli farkli oldugunu" anlatmaktan ziyade 'diğer insanlar' denen normal insanların sanatçılara olan bakış açısını ve nefretini anlatmıştır.
    bir yerde van gogh da şöyle söyler;

    ürkmüştü.
    o da saldırganlaştı.
    korktuklarında saldırganlaşan insanlar gibi.
    tıpkı köydekilerin bana bağırması gibi.
    tıpkı bana taş atan çocuklar gibi.

    sonuçta her yerde 'farklı' insanlar var, her farklı insan sanatçı da olmak zorunda değil. ama insanların farklı insanlardan öcü gibi korkmaları ve onlardan nefret etmeleri...
    işte bütün mesele bu.
  • van gogh alive sergisinden sonra daha bir anlamli olan doctor who bolumu.
  • --- spoiler ---

    van gogh'u orsay müzesine götürdükleri sırada çalan parça athlete grubunun chances adlı parçasıdır.

    --- spoiler ---
  • bu bölümü enfes yapan etmen kesinlikle tony curran.
    matt smith de çok iyi. aslında genelde de o kadar başarısız değil, fakat hem david tennant gibi muazzam bir adamdan bayrak devraldı, hem de sözlüğün doctor who neferi apranaxfort'un bile hayranlığını gizleyemediği karen gillan'ın* sevimliliği matt smith'i gölgede bıraktı. amy ise adeta van gogh'un gördüğü/görmek istediği dünyayı sembolize* ediyor.

    şurada da çok başarılı bir çalışma var, ilgilisine;
    http://www.blogography.com/…es/2010/07/vincent.html
  • van gogh alive sergisinden sonra tekrar bölümünde cnbc-e'de rast gelmesi tesadüf müydü bilemem ama aynı bölümün tekrarını da baştan sona izledim.

    özellikle d’orsay müzesi ndeki sahnede dr.who ’nun sorusu üzerine dr. blackvan gogh için: "dünyanın en zarif ressamıydı. kesinlikle gelmiş geçmiş en iyi ressamdı. renklere olan hâkimiyeti ve acıyı yansıtmakta kullandığı renkleri.. muhtemelen ileride hiç unutulmayacak.. dünyanın en büyük ressamıydı."gibi şeyler söylemiş ve van gogh sevinçten ağlamıştı.

    26 şubat’ta yayınlanan bölüm ve sonra pazar günü tekrar gösterimlerine denk gelmek büyük bir şanstı. vincent van gogh’u canlandıran tony curran gerçekten de rolünün hakkını çok iyi vermişti ve ödüllere aday gösterilmiş. doctor who’yu izlemem ama içeriğini bilirim ancak diğer bölümlerden çok farklı olduğu aşikârdı. özellikle yıldızlı gece tablosuna dönüşen gökyüzü sahnesi inanılmazdı. melankoliyle ve macerayla dolu bir öyküydü bu bölüm.

    http://tardis.wikia.com/…_and_the_doctor_(tv_story)

    (bkz: starry night)